12 Eylül 2010 referandumu ve 12 Haziran 2011 genel seçim sürecinde Başbakan Erdoğan bizzat CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” olduğundan bahsederek sünni seçmenlere yönelik “etnik siyaseti” gündeme taşımıştı. Amaç “Sünni” seçmenin oyunu almaktı. Seçmene yönelik bu taktik CHP tarafından “Erdoğan etnik siyaset yapıyor” şeklinde gündeme getirildi. Fakat AKP ve Erdoğan hiç umursamadı. Yeri ve zamanlaması AKP tarafından yapılarak Kılıçdaroğlu’nun alevi olması kasıtlı olarak sürekli gündemde tutuldu.
Son olarak 2011 genel seçimlerinde yapılan bu etnik siyaset sünni çoğunluğu hangi oranda etkiledi, bilinmiyor. Ama CHP içinde yeniden genel başkanlık için ortaya çıkmaya çalışan politbüro üyelerini ve Baykal’cıları bu propaganda etkilemiş gözüküyor.
Yeni CHP’ye karşı politbüro takımı, sürekli genel başkanları Baykal’ı yeniden partinin başına getirmek istiyorlar. “Baykal’cılar” eksik ve zamanlaması son derece yanlış “Az oy aldık” stratejisiyle yanıp tutuştukları CHP genel başkanlığını yeniden kazanırlar mı bilemem. Bana göre zor görünüyor. Esasında mücadeleleri daha mesnetli, siyaseten geçerli “yeni CHP”nin tartışılmasına yönlendirseler, ufacık da olsa bir ışık olabilirdi. Ama yanlış ve seçim gecesi başlayan “homurdanmaları” onların hiçbir zaman bir daha başarılı olamayacağının belirgin işareti gibi gözüküyor.
Politbürocu ekip de bunun farkına varmış olmalı ki… Bu didişme de ve kargaşada bugüne kadar CHP bünyesinde hiç olmayan, görülmeyen etnik ayrımcılığı gizliden gizliye dillendirmeye başladılar.
Son söylemleriyle yaymaya ve işlemeye çalıştıkları konu şu: “Kılıçdaroğlu Alevi olduğu için insanlar CHP’ye oy vermiyor.”
Bu durum bazı internet sitelerinde, yorumlarda yer almaya başladı. Yakında gazetelere ve TV’lere de yansır. CHP açısından çok yeni bir durum! Hadi milliyetçilik ve hemşericiliği anladık. 2009 yerel seçimlerinde bazı il ve ilçelerde belediye başkan adayı olmak için “orası doğumlu olunacak” diye “CHP’de ayrımcılık” yapılmıştı. Hatta Alanya’mızda hiçbir zaman seçimle göreve gelmemiş o zamanki ilçe başkanı bu işi birilerinin gözüne girmek için daha da ileri götürmüş, başkan adayının merkezden ve Kuyularönü camisine yakın bir yerde doğmuş olması şartını söylediğini bazı CHP’liler ifade etmişti.
Politbürocuların kişisel hırslarına yenilerek, yeniden eski koltuklarına oturup, politbüroyu yeniden inşa etmek için çirkin, CHP’nin kimliğine yakışmayan bu propagandayı dile getiriyorlar. Baykal ve ekibi için “Çerkez lobisi” deniliyordu. Bu kez Kılıçdaroğlu için politbürocular “Alevi lobisi” demeye getiriyorlar! CHP’de bu başlangıç ile artık etnik, ayrımcılık gündemde olacak… “Baykal severler” bu gizliden yürüttükleri “etnik siyaset” ile tekrar yitirdikleri koltuklarını kapmaya çalışıyorlar. Onların aklına örgütü tartışmak gelmiyor. Yeni CHP’den şikâyetçiler. Ama parti programı ve tüzüğünün yeniden ele alınması gerektiğini ifade etmiyorlar.
CHP’ye önerim şudur. Tabi ki tartışma yapılmalı. Gerekirse genel başkanlık tartışması da yapılmalı. Genel Başkanlık için Deniz Baykal da, Haluk Koç da, Mustafa Sarıgül de aday olabilmeli. Fakat her kim aday olacaksa “etnik ayrımcılık” yapmadan aday olmalıdır. CHP’de etnik siyaset şimdilik gizli de olsa gündemde! Bu gayret içinde olan zat-ı muhteremlere kısa bir hatırlatmada bulunayım. Belki ders alırlar.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gebze’de yaptığı mitingde “etnik siyaset” yapanlara şu mesajı vermişti: “Geçmişte Alevi, Sünni, Türk, Kürt, başı örtülü, başı açık diye ayırdılar. Niye ayırıyorsunuz? İnsan insandır. Ayırdılar, kendileri palazlandılar. Bakın hepsinin altında ne araçlar var. Hepsi köşeyi döndü. Ne oldu? Biz birbirimize düştük. Dedelerimizin mezarı Çanakkale’de yan yana yatıyor. Onlar kavga mı etti aralarında? Ortak düşmana karşı mücadele ettiler. Tuzağa düşmeyelim. Allah ile kul arasına kimsenin girmeye yetkisi var mı? Kim kimin daha fazla Müslüman olduğuna karar verebilir? Kimin elinde böyle bir terazi var?”