EFENDİM, mübarek Ramazan ayındayız. Şurada iftara daha çok zaman var. Mide zil çalsa da, kafa da boş durmuyor tabii. Kıymetli okurlarım tutturmuş, "Yahu şu siyasetin bir Z raporunu çıkar, hesapta ne var, kasada ne kalmış bir görelim" diye. Hay hay, madem niyetliyiz, kelimelerle bir sofra kuralım. Malumunuz, yeni sistemde meydan iki devin: Bir yanda iktidar, diğer yanda muhalefet. "Bizim parti nerede?" diye sormayın, hani o meşhur yüzde birler var ya; işte bütün tılsım orada! Kağıt üzerinde küçük durduklarına bakmayın, o yüzde bir "ben karşı mahalleye geçiyorum" dedi mi, siyasetin bütün iklimi bir anda değişiveriyor. İktidarın kaderi, bazen koca bir çınarın değil, saksıdaki o tek çiçeğin elinde oluyor. "Yanındakini tut, karşıyı böl!" Şu anki taktiğimiz çok net: "Ne olursa olsun yanındakini sıkı tut, karşı tarafı karpuz gibi böl!" Hem iktidar hem muhalefet bu stratejiyle sahaya çıkınca, havada hep bir zemheri ayazı... "Mart'ın sonu bahar" dediler ama biz daha Şubat'ın ayazından başımızı kaldıramadık. Zaten bu memlekette "bahar" da kişiye özel; kimine çiçek böcek, kimine kar boran... 2026'da sandık gelir mi? Herkesin dilinde aynı soru: 2026'da seçim olur mu? Kimi "Olmaz, oturalım oturduğumuz yerde" diyor, kimi "Sandık kapıda" diye bağırıyor. Bana sorarsanız... Efendim, ben ne bileyim? Onu ancak Sayın Devlet Bahçeli bilir! Kabul edelim, son 30 yılın en büyük siyasi mimarı kendisidir. O "tamam" demeden yaprak kımıldamaz, o "haydi" dedi mi yer yerinden oynar. Gelelim en cafcaflı meseleye: CHP kapatılır mı? "Hadi canım, cesaret edemezler" diyenleri duyar gibiyim. Mesele cesaret meselesi değil efendim, mesele bir sabah uyandığımızda kendimizi hangi senaryonun içinde bulacağımız. Ben size söyleyeyim; CHP kurmayları bence bu ihtimali "B planı" değil, "A planı" olarak çoktan dosyalamıştır. Diyelim ki kapatıldı... Ne olur? Sayın Cumhurbaşkanımızın o meşhur "Bu CHP asla iktidar olamaz" sözü teknik olarak bir kez daha doğrulanır. Ama gelin görün ki, o kadrolar başka bir isimle, başka bir amblemle bir gece ansızın iktidar oluverir. Biz bu filmi daha önce görmedik mi? Rahmetli Erbakan Hoca'nın, Refah Partisi'nin yaşadığı o süreçlerden geçip de bugünlere gelmedik mi? Tarih, tekerrürden ibaret değil de nedir? Sözün özü: Şu Ramazan vaktinde, iftarı beklerken biraz hayal kuralım, biraz ironiyle karışık gerçeklere dokunalım istedim. Bunlar hep "olmaz" dediklerimiz... Ama burası Türkiye! Bizde "asla" dediğin şey, bir bakmışsın akşam haberlerinin manşeti olmuş. Şimdiden hayırlı iftarlar, siyasetin değil ağzımızın tadının bozulmadığı günlere! Esen kalın...