Bulunduğu alana sığmayan Alanya Müzesi

Geçtiğimiz hafta içinde yıllar var ki görmediğim, Kadim Dostum Alanya Eski Müze Müdürü Arkeolog Dr. İsmail Karamut’la karşılaştım bir iş yerinde.

Yılların özlemiyle sarıldık birbirimize.

Bir köşeye çekilip, söyleşip özlem giderdik.

Eski günlerden, eski dostluklardan ve 70’lerin Alanya’sından söz ettik, gözlerimiz dolarak…

Ben de hazır bir Bilen’i bulmuşken; yıllardır kafama takılan, ‘artık bulunduğu alana sığmayan Alanya Müzesi konusunu’ açtım Kadim Dostuma.

Bu konudaki görüş ve düşüncelerimi anlattım kendisine…

… …

“Aklın yolu birdir” diye boşa dememişler; Kadim Dostumun da aynı düşüncede olması sevindirdi beni…

Konuyla ilgili aynı düşünceleri ve aynı çözüm yollarını dillendirdik.

 

*    *    *

Kentin içinde kalmış bir Karayolları Arazisi var.

Her bir yanı betonlaş(tırıl)mış Alanya’nın içinde “yeşil” kalmış tek alan.

Her yerel seçim döneminde birileri çıkar; “Bu alanın istimlak edilerek, Hükümet Konağının ya da benzeri hizmet birimlerinin bu alana taşınmasından…” söz eder.

Bitmek tükenmek bilmeyen bu tür sözler, bu tür düşünceler bir çevreci olarak içimi titretir, üzer beni.

Üzmekten öte Alanya içinde kalmış tek yeşil görüntünün de BETONLAŞACAĞI / BETONLAŞTIRILACAĞI endişesi hep korkutur beni.

Olanaklarım ölçüsünde, sürekli tepki gösterir, karşı çıkarım bu tür görüşlere…

… …

Kırk beş yıllık Alanya yaşayanıyım.

Bitmek tükenmek bilmeyen bu tür düşünceleri tümden yok etmenin yolunun; artık kabına sığmayan Alanya Müzesinin bu alana taşınmasıyla son bulacağını, dolayısıyla bu alandaki yeşil dokunun da bozulmayacağını düşünürüm.

Karayolları Kurumu, her yere konuşlandırılabilir. Bu yer Torosların etekleri de olabilir, daha başka bir yerler de olabilir.

Betonya(!) içinde yeşil kalmış bu alanı, art düşüncelerden ve kem gözlerden kurtarmanın tek yolu Alanya Müzesini, bu alana taşıyarak olur.

Yer darlığından dolayı kapalı bir alanda tutulan ve sergilenemeyen daha pek çok tarihi eser var Alanya Müzesinde.

Alanya Müzemizin çok daha geniş bir alana gereksinimi var.

YEŞİL DOKU BOZULMADAN, TEK BİR AĞAÇ KESİLMEDEN müzeyle birlikte, halk kütüphanesinin de bu alana taşınmasıyla; bu alan, bir KÜLTÜR SİTESİNE dönüştürülebilir.

Artık müzelerimiz, çağdaş ve evrensel müzecilik anlayışına uygun olarak, kültürün ve bilimin toplumun tüm kesimlerine aktarılmasında çok daha yaygın ve etkin eğitim hizmeti veren dinamik kurumlar olmak durumundadır.

Değerli Dostum Arkeolog Dr. İsmail Karamut da böyle düşünüyor ve olması gereken çağdaş müze tanımını şöyle yapıyor.

“…Müzeler, kâr amacı gütmeden, toplumları bilgilendirme doğrultusunda; bulunduğu çevreye tanıklık eden malzemeleri toplayan ve bu eserlerle ilgili araştırmalar yapan, onları koruyan, bilgi üreten, ürettiği bu bilgileri toplumla paylaşan ve sonuçta bütün bunları toplumun eğitimine ve bilgisine sunan bağımsız kurumlardır.

Evrensel olan bu tanımın ülkemizde de işlerlik kazanmasını sağlama görevi bizlere düşmektedir.

O nedenle, artık biz de müzelerimizi; sağlıklı ve yaygın eğitim hizmeti veren, dünün ve bugünün birikimlerini toplumun tüm kesimlerine aktarılması ve eğitim hizmeti vermesi için çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak düzenlemek durumundayız.

Tüm Dünyada hızla yayılan bu anlayış nedeniyle; arkeolojik müzeler kent müzelerine evrilmektedir.

Bu müzeler, toplumun tarihsel geçmişini yansıtmanın yanında, günün sosyal olaylarına da zemin olmakta; dün ile bugünü birleştiren eğitim kurumu görevini üstlenmektedirler…”

Karayolları arazisinin, Alanya Müzesine özgülenmesi (tahsisi) halinde; Müze’nin böyle bir çağdaş ortama evrilmesine zemin olacak, Müze’yi daha işlevsel hale getirecek, müzenin KENT MÜZESİ haline dönüşme koşullarını zorlayacaktır.

Böyle bir anlayışla bu alanda oluşturulacak KÜLTÜR SİTESİ de dünyaya açılan pencere olarak nitelenen Alanya’ya çok yakışacaktır.

… ….

İlgili makamlar ve kurumlar, bu konuyu, eni konu tartışıp, şöyle bir düşünsün lütfen…