FUTBOL
oynadığım dönemlerde, bütün oyun kurallarını bildiğimi sanıyordum.
Ne zaman hakem kursuna katıldım, hiçbir şey bilmediğimi anladım.
Futbolcuyken çok teknik bir futbolcu olduğum söylenirdi.
Bu yüzden de, futbolu çok iyi bildiğimi sanıyordum.
Antrenör kursuna katıldıktan sonra, pratik olarak, mükemmel vuruşlar yapmama karşın, vuruşun tekniğinden bile haberim olmadığını anladım.
İşte bu yüzden de, ekranlarda ya da gazete sayfalarında yorum yapabilmek için, bu işin uzmanı olmanın, sürekli yeni kuralları ve de seminerlerdeki değerlendirmeleri takip etmenin de kaçınılmazlığını vurgulamaya çalışıyorum.
Ekranlarda, benim gibi hakem eskisi yorumcular teknik adamı, kimi teknik direktörler de, hakem kararlarını yorumlama saçmalığı içine giriyorlar.
Aslında suç onlarda değil, onlara bu yorumu yaptıranlarda.
TRT bir ara, futbol yorumcuları konusunda çok daha duyarlı davranıp, hakem kararlarını eski hakemlere, teknik taktik konuları da, teknik direktörlük kariyerine sahip kişilere yaptırıyordu.
Şimdi çoğu kanalda, herkes her şeyi yorumlayabiliyor.
Türkiye’de, futbolu sevenlerin tümünün, hem teknik direktör, hem hakem, hem yönetici, hem de futbolcu olduğunu düşünürsek, futbolcularımızın, hakemlerimizin, yöneticilerimizin ve de teknik direktörlerimizin işlerinin çok daha zor olduğunu söylemeliyiz.
Futbol takımlarımızın taraftarları ise bir alem.
Hele kimi takımların taraftar grupları yok mu, kulübün başına bela olmaya başladı.
Bir nevi çete gibi hareket eden taraftar grupları var!
Medya da maalesef zaman, zaman bunlara prim veriyor.
Aslında dünün hakemleriyle bugünün hakemlerini mukayese edersek, bugünkü hakemlerin çok daha başarılı, aynı zamanda çok daha cesur olduklarını söyleyebilirim.
Geçmişte özellikle bizim kuşağımızdaki hakem komiteleri, federasyon yöneticileri, karşılaşmalar televizyonlarda yayınlanmadığı için, olay çıkmaması adına ev sahibi takımların tutulması gerektiği imasında bulunabiliyorlardı!
Bu çirkin yaklaşıma, bire bir şahit olanlardanım.
Bugün böyle bir şeyin olmadığı inancındayım.
Karşılaşmaların önemiyle ilgili, size de ilginç gelebilecek bir örnek vereceğim.
İngiltere’de kral kupası çok önemlidir.
Kupayı yönetecek hakem, antrenman olsun diye, üniversitedeki sınıflar arası bir müsabakayı yönetmeye kalkmış.
Karşılaşmayı başlatmadan önce, futbolculara dönüp:
-Ben pazar günü kral kupası karşılaşmasını yöneteceğim. Bu karşılaşmayı antrenman olsun diye yönetiyorum. Bu yüzden dikkatli olun.
Öğrencilerden birisi:
-Lütfen siz bu karşılaşmayı yönetmeyin. Bu karşılaşma bizim için kral kupasından çok daha önemli. Biz bu maçı kral kupası gibi yönetecek bir hakem istiyoruz.
Hakem öğrencilerden özür dileyip, karşılaşmayı kral kupasını yönetiyor gibi yöneteceği sözünü vermiş.
Futbol müsabakalarında, gazozuna oynanan oyunlarda hatta arkadaşlar arasındaki halı saha müsabakalarında bile kavga çıkabilmekte!
Yani, maçın önemlisi, önemsizi olmaz.