Rahmetli olmuş Genel Başkanlardan birine “karşı partiden bir zat partimize kayıt yaptırmak istiyor, ne yapalım?” diye danışırlar. Yanıt “eşeği ahıra bağlayın, geliyorum” olur. Felsefeymiş, ülküymüş, ideolojiymiş, hak getire… Önemli olan sayısal üstünlük.
Sayısal üstünlüğü ele geçirmek için; mahalle-mahalle, sokak-sokak, hane-hane insanları markaja alıyorlar. Kapıdan kovsan bacadan giriyorlar. Her türlü etkinliklerini cep telefonu ile bildiriyorlar. Bunu siyaset adına yapıyorlar. Oysa yaptıkları cambazlıklar; Türk Ceza Kanunu'nun 107, 123 ve 257. Maddeleri gereğince suçtur.
İhalelerle kolayca zengin olan, köksüz, arabesk sermayenin ve Osmanlı Babı alisini aratmayan İstanbul basınının desteği ve aymazlıkları iktidarı yanılgıya sürüklemektedir.
Anlaşılan o ki; iktidarı muhalefet uyandıramıyor, o halde iktidar partisi içinde görev almak akıllıca olabilir. Hem ülkeme faydalı olurum, hem de işsizliğime çare bulurum. Yakın çevrem senden iyisini mi bulacaklar düşüncesindeler!
Şöyle bir dilekçe yazsam!
… İlçe Başkanlığına-Alanya,
Parti üst yönetiminiz, parti tüzük ve programlarına aykırı davranmaktadırlar. Parti kapatılmalarını çeşitli düzenlemelerle önleyen yönetiminiz parti taahhütlerini hiçe saymaktadır.
Sermayenin ve ülkenin çıkarları çakışmadığında; yöneticileriniz, devamlı sermayeden yana tavır almaktadır. Paranın; dini, imanı, ülkesi olmaz der büyüklerimiz. Bu söz unutulmamalı.
Ancak Daltonlar gibi çizgi romanlarında görülebilecek senaryoyla, Habur Sınır Kapısına günlük kurduğunuz çadır mahkemesinde; konuk mu, suçlu mu oldukları anlaşılamayan kişileri yargıladınız ve beraat ettirdiniz. Yıllarca sorgusu tamamlanmamış hapiste tutulan insanlara karşı, bu yapılan psikolojik eziyet değil midir?
Arap baharı adı altında Müslüman ülkelere eziyet eden emperyalistlere lojistik destek vermek doğru mudur?
Apo’yla görüşmek vatan hainliği ama İmralı’yla görüşmek, siyaset gereği; öyle mi? Alo İmralı, nasılsınız? Dünyada ilk kez bir ada üçüncü tekil şahıs durumuna geldi. Yalaka basının bir adayı üçüncü tekil şahıs yapması; gerçek bir zeka ürünüdür.
Hükümete bir ilkokul karnesi versek; temel dersler mükemmel ama resim, müzik, beden, hal ve gidiş, din ve ahlak dersleri zayıf. Muhalefeti nekrofili (ölü sevici) olarak tanımlamak hoş değil. Bu yaşa geldik “çölde dolaşan bahtsız bedevi” deyişini yeni öğrendim. Bu sözler ağzımızdan çıksa annemiz ağzımıza biber sürerdi. Allahtan, RTÜK’ün parti kapatma yetkisi yok.
Ve en tehlikelisi; bölgeci ve ırkçı olduğu su götürmez, TBMM’de bir grup ile yeni anayasa çalışmalarına başlamaktır.
Bu tür yanılgıların önüne geçmek ve yöneticilerinizi; tüzük ve programla verdikleri taahhüt çizgisine çekmek için partinizde çalışmak istiyorum, gereğini…
Diye yazsam, beni partilerine alırlar mı?