Ben olsam!

İstisnasız hepimiz! Kendi sorunlarımızın sorumlusu olarak birilerini göstererek sorumluluktan kaçma uyanıklığı içine gireriz. Aile içinde de, ülkenin sorunlarıyla ilgili olarak da aynı şeyi yaparız. Ülkenin ve ülke insanının tüm sorunlarının...

Abone Ol

İstisnasız hepimiz!
Kendi sorunlarımızın sorumlusu olarak birilerini göstererek sorumluluktan kaçma uyanıklığı içine gireriz.
Aile içinde de, ülkenin sorunlarıyla ilgili olarak da aynı şeyi yaparız.
Ülkenin ve ülke insanının tüm sorunlarının sorumlusu, ya ABD ya da AB, yani yabancı güçler.
Bizim bu sorunlarla ilgili hiçbir günahımız yokmuş gibi davranırız.
Bu yüzden de sorunlarımızı çözemediğimiz gibi kördüğüme çevirmekte üzerimize yoktur.
Böyle bir aymazlık içindeyken bile, ülke ile ilgili sorunlar konusunda “Ben olsam” diyerek, belli bir bencillik içinde, tüm sorunlarımızın üstesinden gelebileceğimiz iddiasında bulunmanın saçmalığı içine gireriz.
Bu işi becerebilecek donanıma sahip olup olmadığımızı düşünmeyiz.
Devlet denen babanın, bitmez tükenmez imkanlara sahip olduğunu sanır, imkanların sınırlı olabileceğini aklımızın ucundan bile geçirmeyiz.
Kahvehanelerde, dost meclislerinde, kendi mesleğinde bile başarılı olamamış, hatta yaşamı boyunca bir baltaya sap olamamışlar bile “Ben olsam” diyebilmekteler.
Futbolla ilgili de, hakemlerden çok daha fazla oyun kurallarını bilen, teknik adamdan da çok futbol bilgisine sahip olan, bir karşılaşmada, topa düzgün vuramayıp golü kaçıran futbolcudan çok daha düzgün bir biçimde o topa vurup golü atabileceğini iddia eden sporseverler var.
Bu kadar bilmişin ve uzmanlığa soyunmuş beyinlerin bulunduğu bir toplumda, gerçek bilge ile bilgisizi ayırt etmek mümkün mü?
Bertharad Russul bakın ne diyor: “Ne kadar az bilirseniz o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.”
Demek ki, herhangi bir konuda bilgisi olmayan ya da yeterli bilgiye sahip olmayan insanlar, savunmaya kalktıkları tezi, şiddetli bir biçimde, psikopatça, demagoji yaparak, konunun özünden uzaklaşıp, soyut ayrıntılara giderek genelde doğru olan bir şeyi cazgırca yanlış gibi göstermenin özel çabası içine girebilir!
Günümüzdeki bilgi kirliliğinin ve doğru ile yanlışın birbirine karıştırılmasının başlıca nedenlerinden birisi de, toplumun iki kutba ayrılması ve bu kutuplardan birisinin kara dediğine diğerinin ak deme saçmalığıdır.
Bunun en somut örneği, Türkiye de, defalarca darbeler gerçekleşmesine, insanlar ne hak yere hapislere atılıp işkenceler görmesine hatta idam edilmelerine ve derin devlet yapılanması içinde, belli keyfilikle insanların infaz edilmeleri, provokatif eylem tezgahlarıyla darbe zeminleri hazırlandığı herkesçe bilinmesine karşın, bu çağdışı yapılanmayı ortadan kaldırmaya dönük yargılama safhasını, başka mecralara taşıyarak, darbe teşebbüsünde bulundukları iddiasıyla yargılananları suçsuz hatta kahraman gibi görmeye ve göstermeye kalkmak, ne demokrasiyle, ne bu ülkeyi ve bu ülke insanını sevmekle ifade edilebilecek bir şey olamadığı gibi, bu düpedüz bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.