Bayrağımıza dokunma

Abone Ol

​BU yazımda yer alan görseli, yıllar önce memleketim Zile’de çekmiştim. O yıkılmak üzere olan eski evin önünde durup, o yapının içindeki hayatı düşünmüştüm.

İçinde bir yaşam vardı ama kimlerin yaşadığına dair en ufak bir fikrim yoktu.

​Alanya’da milyon dolarlık villalarında birkaç saat su kesildi diye feryat edenlerle, bu evde yaşayanları aynı paydada buluşturan o yüce değeri düşündüm.

Evde ilk dikkat çeken ve o viraneyi bir saraya dönüştüren, dalgalanan Ay Yıldızlı bayraktı.

​nsan, doğası gereği en mutlu, en mutsuz, en acılı veya en sevinçli anlarında en sevdiklerine sığınır; çaresini de çaresizliğini de onlarla paylaşır.

O evde yaşayanların sığınacağı kabarık bir cüzdanı, yüklü banka hesapları, arsaları ya da kiralık mülkleri yoktu.

Onların sığınacağı tek bir liman vardı: Bayrak...

​Gelelim "Terörsüz Türkiye" ve barış süreci konularına... Bu konuda tek bir satır yazmadım. Devleti yönetenler ve siyasi partiler söylenmesi gerekeni söylediler ve söylemeye de devam edecekler.

Arka planda ne olduğunu bilmediğimiz, her yorumumuzda bizi ters köşe yapabilecek sırlar olabilir. Ama konumuz bu da değil. Konumuz; bir milleti zengin-fakir, sağcı-solcu demeden tek bir çatı altında toplayan en büyük değerimiz: Bayrak.

​Bu ülke hepimizin; bir toprağı "devlet" yapan değerlerin başında da bayrağı gelir.

Eğer bir sorun varsa çözülür; ancak çözmek için önce tarafların hassasiyetlerine saygılı olmak gerekir.

​Efendim, "Suriye’de soykırım var" deniliyor. Dünyanın hiçbir coğrafyasında kimse ölmesin, bunu gönülden diliyorum. Ancak, sevmesen bile benim bayrağımdan ne istiyorsun?

Belki bir hürriyet ve bağımsızlık peşindesin. Lakin, bağımsızlık mücadelesi verip yüz binlerce şehitle bu devleti kurmuş olan bu millet, seni bayrağına dokundurur mu?

Kardeşçe yaşamak hepimizin arzusu; peki, kalleşçe bayrağıma saldırmak niye?

​Ben dil, din, ırk veya mezhep ayrımı yapan biri değilim.

Ama renk ayrımı yaparım: Kırmızı ve beyaz bizlerin mahremidir. Bakın, bir hastanenin yoğun bakımında, bitkisel hayata girmiş bir hastanın kulağına "Bayrağımıza saldırı var" deyin; o hasta yerinden fırlar ve cepheye koşar.

Bayrak, bu milletin sinir ucudur.

​Açıkça soruyorum: Bayrağa karşı mısın?

Seni temsil etmiyor mu?

​"Efendim barışalım!" deniliyor.

Biz zaten kavgalı değiliz; etle tırnak, canla can olmuşuz, ayrılamayız.

Ama bu milleti ayırmak için bayrağına saldıranları ayrı bir yere koymak gerekmez mi?

Bugün Türkiye ayağa kalktı ve o Ay Yıldızlı bayrağın altında bir oldu. "Birlik" diyoruz ya; işte bizi birleştiren o kudrettir.

​imdi sakin olacağız ve asla provokasyona gelmeyeceğiz…

Birkaç kendini bilmez, bu topraklara ve bu millete aidiyet hissetmeyen, ne idüğü belirsiz kişilerin tuzağına düşmeyeceğiz…

Bizler aynı kilimin farklı renkleri ve desenleriyiz…

Doğusuyla, batısıyla, güneyiyle ve kuzeyiyle biz Anadolu’yuz. Halay da bizim, zeybek de horon da bizim, seksek de...

​Ve en önemlisi; tüm bu renklerin içinden süzülüp gelen o Ay Yıldızlı bayrak, hepimizin.

​Esen kalın...