Aydaki ayak izi, yerdeki kan

Abone Ol

1 EYLÜL 1939.

Sabahın körü. Alman panzerleri Polonya’ya daldı.

Dünya geri dönülmez bir yola girdi. Sadece ordular çarpışmadı.

İnsanlık onuru, tarihin en ağır sınavına sokuldu.

Bittiğinde... 60 milyon ölü. Yerle bir olmuş şehirler. Ve "iki kutuplu" dedikleri o yeni icat dünya düzeni kaldı. Savaşın vitrini strateji haritalarıydı ama...

Asıl gerçeklik başkaydı. Toplama kamplarındaki o korkunç sessizlikti.

Leningrad’da açlıktan ölen sivillerdi.

Hiroşima’nın tepesinde patlayan atom bombasının yarattığı o kör edici ışıktı.

​Avrupa’nın "efendilik" devri bitti. Sahne iki dev aynasına kaldı:

ABD ve Sovyetler Birliği. Ganimet kavgası hemen başladı.

Hitler’in yeraltı üsleri, Peenemünde gibi gizli merkezleri...

Orada bir canavar büyütülmüştü: V-2 roketleri. Modern uzay çağının babası, aslında bir ölüm makinesiydi. ABD durur mu?

"Ataç Operasyonu"nu başlattı. Nazi teknolojisinin mimarı Wernher von Braun dahil, yüzlerce Alman bilim insanını paketleyip götürdü.

Sovyetler boş durur mu? Onlar da Alman tesislerini, teknisyenlerini kaptı.

​Bugün gururla anlatılan Apollo 11’in Ay’a inişi...

Sovyetlerin Soyuz başarıları...

Aslında o karanlık Nazi laboratuvarlarının meyvesidir.

Ay’a giden yol, toplama kamplarının dumanı tüten bacalarının yanından geçti.

Bilim, savaşın kirli elinden tuttu.

​Peki, bugünkü ABD, İran ve İsrail gerilimiyle ne alakası var?

Çok alakası var.

​1945 sonrası kurulan o "iki kutupluluk", doğrudan savaşmak yerine müttefikleri birbirine kırdırma kültürünü doğurdu.

Bugün İran’ın "direniş ekseni" dedikleri yapı...

ABD-İsrail hattındaki o bitmek bilmeyen gerilim...

Aslında Soğuk Savaş’ın 2026 model yansımasıdır.

​İran’ın füze kapasitesine bakın.

İsrail’in savunma teknolojisine bakın.

Kökleri, o günkü V-2 roketlerine kadar gider.

Teknolojik evrim aynı, sadece bayraklar farklı.

​1945’te kurulan BM tabanlı dünya düzeni bugün çatırdayarak çöküyor.

Tıpkı 1930’ların sonundaki gibi...

Küresel güçler yeni bir "etki alanı" kavgasına tutuştu.

Ortadoğu ise bu yeni çok kutuplu dünyanın en sıcak, en tehlikeli fay hattı haline geldi.

​Hitler’in yeraltı sığınaklarından çıkan teknoloji bizi Ay’a taşıdı ama...

Aynı zamanda dünyayı bin defa yok edebilecek silahları da elimize verdi.

​Tarih aslında kulağımıza şunu fısıldıyor:

Bilim ve güç, etik bir pusuladan yoksunsa...

İnsanlık, kendi icat ettiği oyuncağın kurbanı olmaya mahkumdur.

​Ay’a bakıp hayal kuruyoruz.

Yere bakıp kan görüyoruz.

Değişen bir şey yok.

Esen kalın...