Atatürkçülük nedir?

ATATÜRKÇÜLÜĞÜ bugünkü şartlar altında değerlendirmek yanlış olur. Tarihsel düşünceleri tarihin kendi akışı içinde incelemek gerekir. Bu düşünüşü anlamak için 200 yıldan fazla geriye gitmeliyiz. Gideceğimiz yer Fransa, gideceğimiz...

ATATÜRKÇÜLÜĞÜ

bugünkü şartlar altında değerlendirmek yanlış olur.

Tarihsel düşünceleri tarihin kendi akışı içinde incelemek gerekir.

Bu düşünüşü anlamak için 200 yıldan fazla geriye gitmeliyiz.

Gideceğimiz yer Fransa, gideceğimiz yıl ise 1789 olmalıdır.

Halk ayaklanması olarak tarihe geçen bu yılları incelemeliyiz.

Çünkü bu yıllar düşünce ve ideolojilerin geliştiği yıllardır.

Çünkü bu yılların tarihsel gelişimi insanlığın da tarihsel gelişimidir.

İnsanlık tarihinde demokrasi ve özgürlüğün başlangıcıdır.

****

Fransız ihtilalinden önce Avrupa'da devlet yönetimleri nasıldı?

1789 tarihinden önce dünya halkları Feodal devletlerce yönetiliyordu.

Bu devletler krallık, padişahlık veya imparatorluk olarak adlandırılıyordu.

Fakat bazıları az, bazıları daha çok teokratik (dini) etkiler altındaydılar.

Krallar ve sultanlar aynı zamanda Tanrı'yı ve dini temsil ediyorlardı.

Bu nedenle Tanrı adına mülkün ve üzerindekilerin sahibiydiler.

İnsanlar tabakalara ayrılmış durumda yaşıyorlardı. Bunlar;

Devleti yönetenler, din adamları, soylular, köylüler ve zanaatkarlardı.

Aynı dönemde Müslümanlarda soylular sınıfı yoktu.

Onun yerine ağalar, derebeyleri ve emirler gibi ünvanlar vardı.

Devletlerin en büyük geliri tarımsal ürünlerden elde edilenlerdi.

Bu nedenle köylü nüfusu büyük bir ağırlık taşıyordu.

Köylü tarlalarda çalışıyor ve gerektiğinde savaşlara katılıyordu.

Fakat ekip biçtiği topraklar kendisine ait değildi.

Ürünün çok az bir kısmı kendine kalıyor, kalanını soylular alıyordu.

Onlar da aldıklarını yönetimle ve din adamlarıyla paylaşıyorlardı.

Topraklar, ağalar ya da soylular tarafından el değiştirebiliyordu.

Bu değişime köylüler de aileleri ile birlikte konu olabiliyordu.

Yani köylüler bir nevi "KÖLE" muamelesi görmekteydiler.

Ölümüne çalışmalarına rağmen yoksulluk içinde kıvranıyorlardı.

Devlet düzeninin tamamı başa geçecek olan krala bağlıydı.

O insaflı iyi bir insansa, köylüler biraz daha iyi besleniyordu.

Aksi takdirde yoksulluk ve hastalıktan kırılıp ölüyorlardı.

****

Fransız ihtilalinden önce Avrupa'da dinin konumu nasıldı?

Din merkezi Vatikan krallar ile yakın ilişkiler içinde yaşıyordu.

Vatikan yönetimleri etkisi altına alıyor, istediğini yapıyordu.

Üretmeden yaşayan gruplar arasında din adamları başı çekiyordu.

Krala ve soylulara itaatın Tanrı buyruğu olduğunu anlatıyorlardı.

Kendileri de Tanrı'nın yeryüzündeki asil temsilcileri oluyorlardı.

Yoksul halk sadece Tanrı'nın buyruğu gereği kaderlerini yaşıyordu.

İsyan etmek ve karşı gelmek dinsizlik ve kafirlikti.

Bunun bedeli dinden aforoz (atılmak) edilmekti.

Din mahkemesince yargılanıp idam cezası ile cezalandırılıyorlardı.

Rahipler, papazlar ve kardinallerin bir eli yağda, bir eli baldaydı.

- DEVAM EDECEK -