Asrın felaketi

Abone Ol

KAHRAMANMARAŞ merkezli deprem haberini sabah TV'de geçen son dakika uyarısıyla öğrendim. İlk açıklamalar çelişkiliydi ve bir kanaate varmak için yeterli bilgi içermiyordu. Dakikalar, saatler geçtikçe bilgi akışındaki yavaşlık, yaşanan felaketin boyutunun altyazılardakinin çok üstünde olduğunu hissettiriyordu. Bölgeden gelen çelişkili haberler herkesi büyük bir can ateşine düşürmüştü. Sonrasında etkilenen il sayıları artmaya başladı ve zaten kıt bilgilerle merak içinde olan vatandaşlar, ilerleyen saatlerde telefonla o bölgelere ulaşmaya çalıştı ama nafile. Çelişkili, bazen abartılı, bazen iç ferahlatıcı açıklamalar ardı ardına sosyal medyada yayıldı. Akşama doğru bunun bir yer sarsıntısından öte büyük bir yıkım olduğu ortaya çıkmaya başladı. Bölgeden gelen haberler dilimizi damağımızı kurutan ve TV başında çaresizce "ah vah" dedirten cinstendi. Şehirlerimiz yerle bir olmuş ve hayatını kaybedenlerin sayısı her dakika katlanıyordu.

Ardından depremden sağ kurtulanların bölgeden tahliyesi başladı. Şubat ayında, kara kışta nereye gidecek bu insanlar? İklim şartları ve konaklama imkânı olan tek yer Antalya, özellikle de Alanya idi. Yollar araç trafiğiyle çoğalmıştı ve vatandaşlarımız bölgemize gelmeye başladı. O dönem belediyemiz, kaymakamlığımız, hatta tüm kurumlar seferber oldu. Sezon sonu olmasına rağmen oteller birer birer kapılarını açmaya başladı. Bu yeterli değildi ve sivil bir inisiyatifin de oluşması gerekiyordu. Sosyal medya hesabımdan Mahmutlar Mahallesi'nde yaptığım bir paylaşımla bu inisiyatifi oluşturduk. İnsanlar yardım etmek için çırpınıyordu.

Önce kurduğumuz küçük bir ekiple otelleri dolaştık ve insanların neye ihtiyacı olduğunu tespit ettik. Bu gönüllü grupta her kesimden insan canla başla koşturuyordu. Emekçiden emekliye, öğrenciden ev hanımına kadar herkes çırpınıyordu. Bir anne-kız yerleştikleri otelde yanıma geldiler. Üzerlerinde pijama, ayaklarında terlik vardı; çorapları bile yoktu. Perdeci Kutlay'ı aradım, geldi ve bir saat sonra anne-kıza ayakkabıdan elbiseye, kazağa kadar her şeyi almıştı. En büyük sorun yiyecekti. Oteller bulabildikleri personelle, zor şartlarda barınma işini halletmeye çalışıyordu. "Kahvaltılık yok" dedi bir işletmeci. Hasan Başar'ı aradım ve bir saat sonra bir kamyonet dolusu erzak geldi.

Bir depremzede, aracının kırılan camlarına naylon çekip ta Hatay'dan gelmişti. Muhterem Anılgan'ı aradım; aracı sanayiye çekip baştan sona yeniletti. En çok tuvalet sorunu vardı. Ahıskalı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Sucu'yu aradım. Özel VIP araç gönderip defalarca mağazalara sefer yaptı. Emlakçılar bu seferberlikte en baştalardı. O dönem hızlı satışlar vardı ve kazançlarını hiç esirgemediler. İsimleri tek tek sayacak olsam sayfa yetmez. Varğını topluma yaranmak için adayan o güzel insanlara selam olsun. Ülkemizin bir bölgesi yıkılmış, yüz binlerce canımız maalesef bu dünyadan göçmüştü. Bu satırların yaşanan felaketin derinliğini anlatmaya elbette yetmeyecek ama sadece ağıt yakmakla, "ah vah" demekle sorun çözülmüyor. Bu işin bir ahlaki boyutu, bir de bilimsel boyutu var. Ahlaki boyutu; iki metrekare daha geniş alan için kolon kesen insanların hâlâ gerekli cezayı almaması ve kolon kestikleri halde resmi ruhsat alabilmeleri. Bilimsel boyutu ise; daha büyük şiddette Japonya'da meydana gelen depremlerde neden kimse ölmüyor, neden yıkım olmuyor sorusunun cevabının bizde hâlâ karşılık bulamaması.

Kentsel dönüşüm konusunda duyurulan değişiklik umut vericidir. Bu hizmet yıkılınca değil, yıkılmadan yenileme hamlesi olarak çok önemli bir tedbirdir. Kentsel dönüşüm; kat maliklerinin ya da site ve apartmanlarda sözü geçen grupların emlak komisyonculuğuna emanet edilmeyecek kadar önemlidir. Uzmanlar özellikle İstanbul konusunda uyarıyor ama İstanbul'da yığılma gün geçtikçe artıyor. Sanayimizin kalbinin attığı Körfez bölgesi, aslında çeşitli teşviklerle Anadolu'ya taşınmalıdır. Yerinde istihdamla büyük şehirlere göç engellenmeli, hatta tersine bir göçün önü açılmalıdır. Deprem, mevcut yapı stoklarımızla hâlâ bir milli güvenlik sorunudur. Bir daha böyle felaketlerin yaşanmaması ümidiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Esen kalın.