Arap Baharı ve turizm

Arap Baharı denilen aydınlanma ve demokrasi hareketi dünya üzerindeki dengeleri değiştiriyor. Türkiye turizmi açısından ele aldığımızda,

Abone Ol

Arap Baharı denilen aydınlanma ve demokrasi hareketi dünya üzerindeki dengeleri değiştiriyor. Türkiye turizmi açısından ele aldığımızda, "Türkiye bu işi avantaja çevirdi" demek yerine farklı açılardan analiz etmemiz gerektiğini görüyorum.
Çoğu Müslüman ülkelerin yıllardır süregelen iç savaşlar, kaos, açlık ve eğitimsizliklerle boğuştuğunu görerek söze başlamalıyım. Müslüman ülkelere nazaran diğer dinlere mensup ülkelere bakıldığında bu olumsuz kavramların daha düşük seviyelerde olduğunu görüyorum. Ayrıca Müslüman toplumlarda dillendirilen "Komşun aç gezerken senin tok gezmemen" söyleminin, Müslüman olmayan ülkelerde söylem yerine icraatta uygulandığını görüyorum.
Bir de geri kalmış ülke toplumlarını incelediğimizde, o toplumların sadece dini konularla yöneticileri tarafından oyalandırıldığını, uyuşturulduğunu görüyorum. Allah ile kul arasında oluşan iletişim maalesef bazı uyanık yöneticiler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kullanılıyor. Örneğin sayısı binlerce olan Arap prenslerinin Hıristiyan ülkelerinde malikaneleri varken, yatlarıyla dünyayı cirit atarken, ülkelerinde Cuma namazı saatinde ortalıkta dolaşan kişileri coplattığını biliyoruz. İşine gelmişlik bu tip ülkelerde din kılıfına uyarlanmış durumda maalesef. Sanattan, bilimden, tarihten, teknolojiden, demokrasiden uzak durulması gerektiğini dillendiren bu yöneticilerin kendi yaşamlarına göz attığımızda hiçbir şeyden geri kalmadıklarını görüyoruz. İnsanları, cennet rüşvetiyle veya cehennem azabı korkusuyla oyalamaya devam ediyorlar. Toplumlarının, Dünya gerçeklerini görmeleri yerine yüzlerce yıl öncesine mahkum etmeyi tercih ediyorlar.
ALANYA TURİZMİNE ETKİSİ BÜYÜK
Gelelim Arap ülkelerinden Türkiye'ye yönelen turistlerin faydasına. Geçici olarak bir turizm patlamasına tanık olduk. Fakat dikkat çeken bir başka kısım da Arap turistlerin Türkiye'ye olan ilgisinin giderek artması oldu. Bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın payı büyük. Fakat benim planlı olduğunu düşündüğüm birçok Arap ülkesine hızla giren Türk dizilerinin de katkısının çok daha büyük olduğunu düşünüyorum. Türkiye hakkında birçok laf işiten Araplar, dizilerde olan biteni görünce içten içe bir Türkiye çıkarması yapma hissine kapıldılar. Bu da Türkiye aracılığıyla, ABD'nin Ortadoğu planlarından birisiydi sanırım. Arap Baharı hareketinin televizyonlardan beyinlere yerleştirilmesiydi. İşin siyasi kısmını kenara ayırdığımızda Türkiye'nin bu hareketlilikten oldukça nasiplendiğini görüyoruz. Ortadoğu'ya yakın bir coğrafyada bulunan Alanya'da doğal olarak bu pastadan en büyük payı alıyor. Hatta Alanya'ya tepeden bakan yamaçlara konuşlandırılmış müstakil havuzlu villalar Arap turistlerle doluyor, taşıyor. Kendi ülkelerinde yasaklardan dolayı yaşayamadıklarını Müslüman olan başka bir ülkede, Türkiye'de yaşayabiliyorlar. Plajlarda mayo ve bikiniyle yüzebiliyor, restoran ve barlarda gizli saklı olmadan içki içebiliyor, yaşamak istediklerini özgürce yaşayabiliyorlar. Sanırım olması gerekeni yapıyorlar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözünü ettiği özgürlüğü hissediyorlar.
İSRAİLLİLER GİTTİ ARAPLAR GELDİ
Turizm yetkilileri, Mavi Marmara olayı sonucunda İsrail’den Türkiye’yi ziyarete gelen turist sayısında hatırı sayılır bir azalma görülüğüne dikkat çekiyor. Alanya esnafı da bildiğiniz gibi bu konudan oldukça muzdarip. Türkiye Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın verilerine göre İsrailli turist sayısı 2008 yılında 500 bini geçerek 2010 yılına kadar devamlı bir yükselme göstermişti. Fakat bu yılın ilk 8 ayında 49 binlere kadar düştüğünü gördük. Ancak İsrailli turistlerin yerini Araplar doldurdu. Türkiye’yi 7 ayda İslam coğrafyasından ziyaret eden turistlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttı. Sanırım her profesyonel turizmci için turist turisttir. Tabi Alanya’nın bazı tuzu kuru turizmcilerini bu kapsamın dışında bırakıyorum. Sevgiler Alanya…