Antalya üçüncü sıraya yerleşti

Abone Ol

​Meşhur şarkıda “Akdeniz akşamları bir başka oluyor” der ya; meğer o başkalık artık sadece mehtabın suya düşüşü ya da rüzgarın teni yalayıp geçmesi değil; koca bir kentin kendi içindeki sessiz ama derin sarsıntısıymış.

​TÜİK’in o soğuk rakamları masaya döküldüğünde gördük ki, Antalya artık sadece turizmin parlayan yıldızı değil, boşanma hızında Türkiye üçüncüsü kürsüsüne oturmuş hüzünlü bir kent olarak öne çıkıyor. Sahil şeridinde yakılan o romantik ateşler, görünüşe göre artık evlilik cüzdanlarını ısıtmaya yetmiyor. Akdeniz’in o büyüleyici akşamları, yerini giderek artan “hoşça kal” finallerine ve mahkeme koridorlarındaki “şiddetli geçimsizlik” duruşmalarına bırakıyor.

​Bugün Antalya, 3 milyona yaklaşan nüfusuyla Türkiye’nin en kalabalık beşinci şehri. Dile kolay; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’nın hemen ardından gelen bu devasa metropol, her yıl 50-60 bin yeni canı daha bağrına basıyor. Ama bu kalabalık, beraberinde büyük bir yalnızlığı da mı getiriyor dersiniz?

​Alanya’dan Kaş’a uzanan o uçsuz bucaksız sahil yolunda bir yanda dünyanın her yerinden gelen turistlerle Türkiye’nin turizm lideri olan bir dev var; diğer yanda ise bu devasa tempoda nefesi kesilen, yorulan ve günün sonunda birbirine yabancılaşan hayatlar... Turizmde dünyanın sayılı şehirleri arasındayız ancak bu pırıltılı madalyonun arka yüzünde, birbirinin gözünün içine bakacak vakti turizm sezonuna kurban eden çiftler bulunuyor.

​Şehrin nabzı sadece sokaklarda ya da otellerde değil, yeşil sahalarda da atıyor elbet. Süper Lig tablosuna baktığımızda Antalyaspor ve Alanyaspor’un mücadelesi de tıpkı şehrin ruhu gibi değişken. Takımlarımız orta sıralarda; kimi zaman Avrupa hayallerine yaklaşan, kimi zaman ise ligin o amansız rüzgarında ayakta kalmaya çalışan bir grafik çiziyor.

​Ancak asıl “lig”, mahkeme salonlarındaki o görünmez puan durumunda yaşanıyor. Şehrin vitrinindeki pırıltılı hayat, geceyle gündüzün karıştığı yorucu mesailer ve kozmopolit yapının getirdiği yüksek beklentiler, evliliğin mütevazı yüklerini bazen taşınmaz bir külfet gibi hissettiriyor. Üstelik son yıllarda derinleşen ekonomik sorunlar, zaten yorgun olan ailelerin sabrını iyice taşırıyor.

​Unutmamak gerekir ki sevgi; sadece gökyüzü açıkken ve güneş ısıtırken tutunulacak bir dal değildir. Gerçek sevda, o nemli ve boğucu sıcağın altında ter dökerken ya da ekonomik zorlukların fırtınasına göğüs gererken de birbirinin elini bırakmamaktır.

​Antalya’nın nüfusta beşinci, boşanmada üçüncü olması üzerinde durup düşünülmesi gereken bir meseledir. Lüks restoranların gürültülü sahteliğinde değil, bir bankta sessizce oturabilmenin o eski, samimi kıymetine dönmeliyiz.

​Esen kalın...