Ankara’da çaylar demli, kulisler hareketli: Seçim kapıda mı?

Abone Ol

​ANKARA’DA siyasetin nabzı bugünlerde bir hayli yüksek atıyor. Hani meşhur sözdür; "Ankara’nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak..." Ama bugünlerde kimse gözyaşına bakmıyor, herkes takvime ve kulis fısıltılarına odaklanmış durumda.

​Sokaktaki vatandaşın dilinde tek bir soru: "Seçim ne zaman?"

​Başkentin o gri ama bir o kadar da renkli koridorlarında konuşulanları, kapalı kapılar ardında pişirilen "erken seçim" çorbasının malzemelerini bir bir masaya yatıralım.

​Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. AK Parti kanadında düne kadar koro halinde yükselen "Seçim vaktinde yapılacak" nakaratı, bugünlerde yerini derin bir sessizliğe bırakmış durumda. Siyasetin doğasında vardır; bir şey çok sık yalanlanmıyorsa, bilin ki hazırlığı yapılıyordur.

​Ekonomi derseniz, çarşı pazarın durumu malum. Üstüne bir de Orta Doğu’daki o bitmek bilmeyen savaş tamtamları eklenince, veriler her geçen gün biraz daha yoruluyor. Hal böyle olunca, "Fırtına daha da büyümeden sandığı milletin önüne koyalım" diyenlerin sayısı az değil. Bu sonbaharda bir sürpriz olur mu? Zor ama imkânsız değil. Burası Türkiye; 24 saat bile uzun bir süredir.

​Ana muhalefet partisi CHP’de ise kafalar biraz karışık, hatta "karışık" demek hafif kalır, adeta bir satranç tahtası kurulmuş: 2028’de, yani vaktinde yapılacak bir seçimde Sayın Erdoğan’ın anayasal olarak adaylığı mümkün görünmüyor. Ancak 2027 sonbaharında meclis kararıyla gidilecek bir seçim, Erdoğan’a o çok konuşulan "son bir kapıyı" açıyor.

​ "Hemen seçim" diyen CHP, rakibinin en güçlü kozuyla yarışmasına neden razı olsun? Vatandaş haklı olarak soruyor: "Kendi eliyle Erdoğan’ın yolunu mu açacaklar?"

​İsimler, İsimler...

​Kulislerde isimler havada uçuşuyor. İstanbul’un "Şehremini" Ekrem İmamoğlu için diploma tartışmaları hukuki engel olarak önünde duruyor. Diğer yanda ise Ankara’nın "Sakin Gücü" Mansur Yavaş var. Son çıkışları, verdiği mesajlar ve sahadaki ağırlığıyla Yavaş, "Ben de varım" diyor. Ankara kulislerine göre Mansur Bey’in ibresi her geçen gün biraz daha yukarıyı gösteriyor.

​O eski "Altılı Masa" heyecanı artık nostalji oldu. Kimsenin o kadar geniş bir masada oturmaya ne mecali var ne de sabrı.

Görünen o ki; Kendi yolunu çizen bir CHP, Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz kalesi,

​Ve DEM Parti’nin "anahtar" rolü üstleneceği bir tablo...

​Şu anki manzara en az 4 adaylı bir yarışı işaret ediyor. CHP bu kez partilerle değil, doğrudan "seçmenle ittifak" yapma peşinde.

Tutarsa ne ala, tutmazsa hesaplar yeniden yapılır.

​Ankara’da hesaplar sonbahar için olsa da siyasetin yazı erken gelecek gibi. Eğer mecliste o sihirli parmaklar kalkmaz ve yasal düzenleme yapılmazsa, zamanında yapılacak bir seçim Sayın Erdoğan için "veda" manasına gelir. Ama erken bir hamle, kartların yeniden dağıtılması demek.

​Kısacası; siyaset gemisi limandan ayrıldı, rotayı ise ya ekonomik rüzgarlar ya da meclisteki matematiksel dengeler belirleyecek.

​Bizden söylemesi; heybenizi hazırlayın, sandık her an kapıyı çalabilir.

Esen kalın…