Ankara Türkiye'nin kalbidir

Cumhuriyetin, ilk altın on yıllarından bir şarkı; 'Ankara Ankara güzel Ankara / Seni görmek ister her bahtı kara!

Cumhuriyetin, ilk altın on yıllarından bir şarkı; “Ankara Ankara güzel Ankara / Seni görmek ister her bahtı kara!" Gene, o yıllara ait bir belgesel: “Ankara Türkiye'nin Kalbidir”!
İşte PKK haydutları nihayet Türkiye’nin “kalbinden” vurdu. O kalp çoktandır çok yara almış, ”güzel” olmaktan çıkmış, kararmıştı… Özdeş olduğu Atatürk Cumhuriyeti arkasından hançerlendi. Hançerlenmekte! Önceki sabah Ankara’nın ortasında patlatılan “Bomba” ihanetin son ölümcül darbesi, başkentin şimdiki demokratik “işgalcilerinin", TC Devletini eşkıya ile muhabbet ve “pazarlık” düzeyine indirmesine denk düştü. Bence hesaplı idi: Şu sırada cüretkâr başka saldırılarla birlikte ”Oslo" buluşmalarını haklı kılmak ve yeni buluşmaların önünü açmak istiyorlar. Medyadaki yandaşları da bunu teyit ediyorlar; “Halk yoruldu. Kürt sorununu çözmek için barışçı çözümden haydutlarla müzakere edip uzlaşmaktan başka çare yok” diyesiler. Bir bakımdan haklılardır: Kamuoyunun ve ama muhalefetin müzakere tepkisi en azından “ılımlı" olduğuna göre, demek ki “iş kıvamına gelmiş"; Ankara’ya bomba ve yeni saldırılar, işi bitirecek!
Bir başka hesap da, bu artan saldırılarla, savaş çıkarmak…Türk milleti çıldırır, ayranı kabarırsa… İç savaş… "Türk Baharı” ve yabancıların müdahalesi... Çözüm: “Kürtlere haklarının ve Kürdistan'ın verilmesi."
***
Diyorum ya: Eşkıya terör ve silahla Türkiye'yi dize getirdi… Halkımızı bezdirdi, yordu… Ama PKK, eşkıya, bölücüler hiç yorulmadan “uygun adımlarla" hedeflerine doğru ilerliyorlar!
***
“Bomba” konusunda Ankara'da devlet-hükümet katında kafalar karışıktı. Açıklama ve yorumlar muhtelifti. Terör saldırısı mı, tüp gaz patlaması mı belli değildi. Bombayı hangi terör örgütü veya taşeronu koymuştu? Ve bir "istifham”; "Sakın Ergenekon işi, provokasyonu olmasın!” Müzakereleri önlemek için!
Haberlerde Erdoğan’ın Obama ile görüşmesi bombadan öncelik kazanmıştı. Bana kalırsa netice sıfıra sıfır, elde var bir. Eski nakarat: “Terörle, PKK ile mücadelede işbirliği..."
Artık yeni şeyler söyleyin! ABD kara harekatına icazet verdi mi? Predator, insansız uçakları hemen verecek mi? Yoksa gene “istihbarat paylaşımı” diye savsaklayacak mı? ABD'nin kendi çıkar ve hesapları herhalde Türkiye'ye yardımdan daha önelidir. Geçmişte PKK'ya manevi ve maddi yardımları de bunun kanıtıdır!
***
Gazete ve TV'lerdi yorumlara bakıyorum, yalaka, yanaşma ve gafiller adeta “İşler kıvamına gelmişken sırası mıydı bu bombanın” diye teröristlere tarizde bulunuyorlar. Bunlardan biri soruyor: “Bomba patlayınca gidip Kuzey Irak’ta dağları bininci kez bombalayarak bu sorunu çözebilecek miyiz? İmralı’ya o kosteri kaldırmamak için daha aylarca çeşitli bahaneler bulunca bitecek mi bu kanlı mesele?"
Cengiz Çandar, “Bu sorun iç kanamadır “diyor ve kanamayı durdurmak için önerisi: "Hükümet Erbil'e, Kandil'e saldırı kapısı açılması değil, silahların bırakılmasında işbirliği için yetkili göndermeli..."
Yani “çay-kahve muhabbetine devam! Ama medyadan yükselen bir yiğit ses de var. Vatan gazetesinde Güngör Mengi, “Küstah saldırı" başlıklı yazısında, Oslo muhabbetine atıf yaptıktan sonra, "Bölücü terör örgütünün kentlere patlayıcılar taşıdığını devlet biliyor ama kullanılmasını önleyemiyor… Başkentin kalbinde patlatılan bomba terörün 1 numaralı sorunumuz olduğunu anlamamıza ve PKK’yı bitirmeden güvenli bir gelecek kuramayacağımızı fark etmemize yararsa, bu da kazanç olur!" diyor.
***
Bu gafillere ve hainlere sorarım; “Peki ala bu sorun nasıl çözülecek? Eşkıyalarla çay-kahve muhabbetinde güya uzlaşmakla mı? Ve uzlaşma hangi konuda ve noktada? Barış masasında galip taraf hangisi, yenik düşen kim?"
“Türk Devleti, Türk milleti" diyorsanız, öyle olsun istiyorsanız, sizlere “alçaklar” demekten başka seçeneğim yok!