Alanya’nın gelişmesi, çok daha büyük ölçüde kalkınması için, herkesin iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığını söylemek mümkün. Alanya geri kalmış bir yer mi?
Kesinlikle hayır.
Türkiye’yi bırakın dünyanın en gözde yerlerinden birisi.
Peki, böylesine doğal güzelliklere sahip bir yer, hak ettiği ölçüde bir yerleşim yeri ve turizm merkezi mi?
Tabii ki hayır.
İşte bu yüzdendir ki, Alanyalı hep yeni arayışlar ve yepyeni projeler peşinde.
Herkes kendince bir proje ortaya atmakla meşgul.
Bu proje furyasında, biz de bir şeyler yumurtlamaya kalkarsak kimse yadırgamaz diyerek, bu konuya balıklama dalma cesareti gösterdik.
Kongre turizmine diyecek lafımız olamaz.
Golf turizmi için de aynı şeyleri söyleyebiliriz ama Alanya coğrafi bakımdan golf sahalarını çeşitlendirecek imkana pek sahip değil. Böyle bir imkan yaratılabilirse, Alanya çok şey kazanır.
Akdağ Kayak Merkezi projesinin Alanya’ya ne ölçüde katkıda bulunabileceğini bugün için öngörebilmenin çok zor olduğu kanaatindeyim!
“Üniversite Kenti” sloganı ise bana hiç cazip gelmiyor. Getirisi muhakkak olacak ama ileride götürüsünün boyutları konusunda belli kaygılarım var!
Alanya bu büyük projelerin lafını etmekle meşgulken, henüz kentin merkezindeki tabuta benzeyen, Alanya’ya hiç yakışmayan kentin merkezinde ve en gözde yerinde ucube gibi duran Kaymakamlık binasını bile yıkıp, yerine başka bir yerde, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Alanya’ya yaraşır bir binayı henüz hayata geçirebilmiş değil! Alanya’nın etkili ve yetkili kişileri, sivil toplum örgütleri ve de siyasetçileri, Alanya’nın geleceğini düşünüyorlarsa bir an önce, kent bütününde, kentsel dönüşümü gündeme taşımaları gerekiyor.
Bu dönüşüm öncelikle, Alanya’nın en gözde yerindeki sanayinin kaldırılıp oraya beş yıldızlı bir otelin yapılması ve merkez çarşıdaki o eciş bücüş ama büyük rant getirisi olan binaların kaldırılıp yerine çağdaş bir yapılanmayla yeşil alanların yaratıldığı çok mükemmel bir çarşı merkezinin yaratılması için, mülk sahiplerine çok daha getiri sağlayacak bir büyük projenin üretilmesi gerekiyor.
Alanya’daki yapıların önemli bir bölümü eskidi.
Kent cüce yatay yapılarla dolu.
Bu yüzden ulaşım iflasın eşiğinde.
Hava sirkülasyonu sıfır.
Önüne gelen, büyük kazançlar beklentisi içinde bir işyeri açıyor, sonra kirayı bile ödeyemeyip iflas ederek Alanya’yı terk ediyor.
Arz ve talep dengesini düşünen yok. Aynı ürünü satan binlerce işyeri olduğu gibi, bu işyerleri, kentin en ücra köşelerine kadar yayılmış, neredeyse kentin bütünü, cadde ve sokakları dükkanla dolmuş bir nevi her yer çarşı haline gelmiş durumda!
Bu kadar esnafı, bu kadar insan nasıl beslesin ki?
Alanya tüm bu olumsuzluklara karşın, kalesi, kulesi, tersanesi, güneşi, kumu ve deniziyle turist çekmeye devam etse de, gelen turistlerin çoğunun gariban kesimden olmasının önüne bu kent yapısıyla geçmek mümkün gözükmüyor!
Ürüne kalite getirmediğin sürece, ulaşım havadan, karadan ve denizden olsa ne yazar?