Alanya’da zirai don ve toprağa küsen çiftçi

Abone Ol

NİSAN ayının ortasında yaşanan zirai don felaketi, Alanya'mız başta olmak üzere tüm Türkiye'de tarım sektörünü derinden sarstı. Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde meyve ağaçları ve diğer ürünlerde ciddi hasarlar meydana geldiği bildiriliyor. Bu tür doğal afetlerin önüne geçmek maalesef mümkün olmasa da, etkilerini en aza indirmek için alınabilecek önlemler ve uzun vadeli stratejiler üzerine düşünmek zorundayız. Ziraat odalarının ülke genelindeki tespitleri, meyve, kuru bakliyat ve hububat üretiminde önemli kayıplar yaşanacağını gösteriyor. Geleneksel tarım yöntemlerinin yaygınlığını sürdürdüğü ülkemizde, bu durumun tüketiciye yansıması kaçınılmaz olacak ve önümüzdeki hasat dönemine kadar gıda fiyatlarında artışlar yaşayacağız. Ancak zirai don felaketi tek başına ele alınmaması gereken bir sorun. Türkiye tarımı, uzun yıllardır süregelen yapısal sorunlarla da boğuşuyor. Kırsalda üretim yapan çiftçi sayısındaki hızlı düşüş ve yaş ortalamasının yükselmesi, geleceğimiz için en az don felaketi kadar büyük bir tehdit oluşturuyor. Eski Türkiye'de nüfusun büyük çoğunluğu köylerde yaşarken, günümüzde bu durum tam tersine dönmüş durumda. Bir zamanlar köyden şehre göçü teşvik eden politikalar, şimdilerde yerini köye dönüş çağrılarına bıraksa da bu çağrılar yeterli karşılık bulmuyor. Mazot, gübre, işçi maliyetleri altında ezilen çiftçi için toprak artık geçim kaynağı olmaktan çıkmış durumda. Hem üretici hem de tüketici artan fiyatlardan şikayetçi. Oysa tarımsal üretim, bir ülkenin güvenliği için hayati bir öneme sahip. Barış dönemlerinde ithalatla ihtiyaçlar karşılanabilirken, savaş veya kriz ortamlarında kendi kendine yetebilirlik esastır. 1960'lı yıllardan itibaren hızlanan kentleşme ve köyden göç olgusu, beraberinde sosyolojik sorunları da getirmiş, ilk göç eden nesiller şehir hayatına uyum sağlamakta zorlanmışlardı. Ancak sonraki kuşaklar şehirlerde yöneticilik koltuklarına oturduğunda, köylerine dönme fikri giderek uzaklaştı. Şimdi köyler ve kırsal bölgeler adeta bayramdan bayrama dolup taşıyor. Türkiye'yi zirai don kadar, toprağına küsen ve üretimden uzaklaşan çiftçi de olumsuz etkileyecek. Aslında kapımızda başka bir felaket duruyor: Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesi. Bu tehlikenin önüne geçmek için devlet yöneticilerinin şimdiden kararlı adımlar atması gerekiyor. Çiftçinin maliyet yükünü hafifletecek destekler, genç neslin tarıma yönelmesini sağlayacak teşvikler, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması ve kırsal kalkınma projeleri hayata geçirilmelidir. Aksi takdirde, sadece zirai donun değil, toprağına küsen çiftçinin de faturasını hep birlikte ödemek zorunda kalacağız. Tarım, sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir ülkenin geleceğinin teminatıdır.

Esen kalın…