Alanya’da perde kapandı mı?

Abone Ol

Bir zamanlar Alanya demek, "altın yumurtlayan tavuk" demekti.

Demirtaş’tan Avsallar’a kadar...

Sokaklar beton mikserlerinden geçilmez, çekiç sesleri sabah ezanıyla başlar, gece yarısına kadar susmazdı.

Şehrin silueti beş yılda tanınmaz hale geldi.

​O dönemde herkes emlakçıydı...

Bakkalı, manavı, kapıcısı...

Hatta apartman görevlisi elinde anahtarla "pazarlama" yarışına girmişti.

İşini namusuyla, dünya standartlarında yapan profesyonelleri tenzih ederim ama bir de "ayakçı" takımı vardı ki...

Bir daire on el değiştirir, fiyat her elde katlanır, zirvede "saf bir yabancıya" ihale edilirdi.

Garibim ne bilsin piyasayı?

Yerleşip de komşusuyla iki kelam edince anlardı gerçeği ama iş işten geçmiş olurdu.

​Arsa sahiplerini "iyi polis-kötü polis" taktikleriyle çarpanlar mı istersiniz, "topraktan girdik" diyerek milleti temel bile atılmayan projelerde yıllarca bekletenler mi?

Sonuç? Alanya Adliyesi emlak dolandırıcılığı dosyalarından nefes alamaz hale geldi.

Kendi ülkesinde "emlak danışmanlığını" en prestijli meslek gören yabancı, burada "av" yerine konduğunu anlayınca küstü.

Müşteri velinimetti; biz o nimeti kendi ellerimizle kaçırdık.

​Ukrayna savaşıyla bir patlama yaşandı, eyvallah.

Ama sonra ne olduysa oldu, piyasa "küt" diye durdu.

Neden mi?

​İkamet yasağı: "Mahalle bazlı kota" dediler, sektörü bir sabah soğuk duşla uyandırdılar. Hiç olmazsa "ilçe bazlı" yapılamaz mıydı? Hazırlıksız yakalanan firmalar, elde kalan projeler...

​Kötü Reklam: Memnun kalan müşteri on kişi getirir, kazıklanan müşteri bin kişiyi kaçırır. Biz bin kişiyi kaçırmayı seçtik.

​Fiyat Uçurumu: Eskiden 1500 Euro emekli maaşı olan Avrupalı burada "kral" gibi yaşardı. Şimdi market etiketini, restoran adisyonunu görünce arkasına bakmadan kaçıyor.

​Sektör temsilcileriyle konuşuyorum.

Kimi "İkamet açılırsa düzelir" diyor, kimi "Bu tren kaçtı bir kere" diye iç çekiyor.

Aslında Alanya hala güzel.

Hala seküler, hala güvenli, hala modern.

Polisimiz, jandarmamız aslan gibi görevde.

Ama mesele sadece "yasak" değil dostlar...

Mesele ekonomi. Türkiye artık yabancı için de "pahalı" bir ülke. Gıda enflasyonu beli bükmüş, gelir-gider dengesi şaşmış.

​Özetle...

​"Havadan para kazanıyorlardı, iyi oldu" diyenlere kulak asmayın.

Orada binlerce insanın ekmek kapısı kapandı.

Ama şunu da bilelim: Çürük elmaları ayıklamazsanız, sepetteki sağlamları da çürütürsünüz.

Dürüst esnaf başımızın tacı.

Lakin Alanya’nın yeniden ayağa kalkması için "yasak kalksın" diye Ankara yollarını aşındırmak yetmez. Önce güveni geri kazanmak, sonra da şu hayat pahalılığını dizginlemek şart.

Yoksa daha çok "satılık" ilanı görürüz de bir tane "alıcı" bulamayız.

​Esen kalın.