ALANYA sokaklarında bugünlerde nabız tek bir noktada, Atatürk Caddesi’nde atıyor. Ancak son dönemde iş makinelerinin gürültüsü, toz bulutları ve bitmek bilmeyen kazılarla o cadde adeta bir yoğun bakım sürecinden geçiyor. Sokağa çıktığınızda yükselen sesler muhtelif: Haklı bir sitem, ince bir ironi ya da sadece yorgun bir iç çekiş... Geçtiğimiz günlerde Ukraynalı bir hanımefendinin: "Savaşan biziz ama hasar gören Alanya!" sözü, zekâ dolu bir ironi olarak sokağın ruh halini yansıtıyor.
Evet, dışarıdan bakıldığında bir "enkaz" görüntüsü var; ancak bu enkazın altında yatan niyetin şehrin geleceğini kurtarmak olduğu gerçeğini de ıskalamamak gerekiyor.
"Neden şimdi?" değil, "İyi ki şimdi!"
Belediye yönetimi, siyaseten oldukça riskli fakat teknik açıdan bir o kadar cesur bir adım attı. Altyapı işi nankördür; milyonları yerin altına gömersiniz, kimse görmez. Üstüne bir de çalışma süresince vatandaşı mağdur eder, tepkileri üzerinize çekersiniz. Ancak bu meseleye geniş bir perspektiften bakmakta fayda var.
Gelin, hep birlikte bir "alternatif gelecek" senaryosu kuralım.
2026 sonunda doğalgaz için caddeyi kapattık.
2027’de tam nefes alacakken elektrik hatları için tekrar kazdık.
2028’de "5G’ye geçtik, bir de altyapıya dokunalım" dedik, internet altyapısı için her yer şantiye oldu.
2029 yerel seçimlerinden sonra ASAT geldi, "Su boruları eskidi" diyerek asfaltı boydan boya yardı.
2030 yılında kanalizasyon çalışmaları başladı ve asfalt tekrar kazıldı.
Böyle bir tabloda Alanya, on yıl boyunca bitmek bilmeyen bir "yamalı bohçaya" dönerdi. Bugün yapılan ise o acı reçeteyi tek seferde içmektir. Tüm kurumların eş zamanlı sahaya girmesi ve projenin tek kalemde bitirilmesi, aslında ciddi bir planlama başarısıdır. Bugün çekilen çile, önümüzdeki 10 yılın konforu adına ödenen bir bedeldir.
Ancak işin mutfağında olan yöneticilerin duygularını merak etmiyor değilim. “Hiç bu işe girmeseydik” diye bir pişmanlık duymuşlar mıdır? Çünkü eleştiriler ciddi şekilde orantısız ve abartılı.
Gelelim olayın bir başka boyutuna: Şehrin birçok bölgesinde yollar gerçekten sürücüleri çileden çıkarıyor. Vatandaş; "Elektrik şirketi kazdı, ASAT öylece bıraktı" gibi kurumlar arası mazeretleri kabul etmez. Vatandaşın muhatabı tektir, o da belediyedir.
Atatürk Caddesi dışındaki güzergâhlarda da benzer manzaralar mevcut. Kazılıp bırakılan asfaltlar, "geçici" denilip kalıcı hale gelen tümsekler şehrin yaşam kalitesini düşürüyor. Belediye yetkililerinden beklentimiz şudur: Sahada, direksiyon başında, halkla aynı tozun içinde olmak. Görülen o çukurlara dökülecek on kürek asfalt belki kalıcı bir çözüm değildir ama halka; "Sizi duyuyoruz, mağduriyetinizi biliyoruz ve yanınızdayız" demenin en somut yoludur. Geçici de olsa o deliklerin kapatılması, Alanya halkının gönlündeki kırıkları da onaracaktır.
Netice-i Kelam... Alanya Belediye yönetimi, şehrin geleceği için büyük bir sorumluluğun altına girdi; bu cesaret tebriği hak ediyor. Ancak bu dev operasyonun iletişimi sadece "sabır" telkiniyle değil, "Geleceği bugünden inşa ediyoruz" vizyonuyla daha güçlü yapılmalıydı.
Dün dündür, bugün ise çalışmanın tam ortasındayız. Yarın toz dindiğinde, asfalt döküldüğünde ve altyapı tıkır tıkır işlediğinde bu günleri bir "geçiş dönemi hatırası" olarak anacağız. O güne kadar biz biraz daha sabır gösterelim; belediyemiz de elinde kürekle o can sıkan küçük çukurları ivedilikle kapatıversin.
Esen kalın...