Alanya’da 2026 kayıp bir yıl mı olacak?

Abone Ol

​ALANYA sokaklarında bugünlerde kime selam verseniz, bir dokunup bin ah işitiyorsunuz. Şehrin ekonomisini ayakta tutan o meşhur sac ayağı; yani inşaat, tarım ve turizm, uzun zamandır hiç bu kadar yorgun ve belirsiz bir tablo çizmemişti.

Eskiden "dağ taş altın" dediğimiz, betonun sesinin eksilmediği o şaşaalı günler, yerini derin bir sessizliğe ve bekleyişe bıraktı. Emlak piyasası, geride bıraktığımız yılı tabiri caizse "ölücülerle" geçirdi.

Piyasa değerinin çok altında fiyat teklif eden fırsatçılar arasında mekik dokuyan emlakçıların artık ne beklentisi kaldı ne de umudu.

O kontrolsüz iştahla, "nasıl olsa projeden satarız" diyerek dağa taşa, seranın dibine dikilen binalar şimdi birer beton yığını gibi sahiplerini ya da yarım kalan kaderlerini bekliyor.

Sektör temsilcileri ve emlak odaları, bu durgunluğun sadece geçici bir kriz değil, bir modelin sonu olduğunu yüksek sesle dile getiriyor.

​Tarım ve turizmin iç içe geçmişliği, Alanya’nın can damarıdır. Otelleri besleyen yerel çiftçimiz, bugünlerde mazot ve gübre fiyatlarının ağırlığı altında adeta eziliyor.

Eskiden pazarlarda kiloyla, kasayla alınan meyve sebzenin yerini "tane" hesabının alması, sadece dar gelirlinin değil, üreticinin de belini bükmüş durumda.

Alanya Ziraat Odası ve ilgili platformlarda yankılanan sesler hep aynı: Girdi maliyetleri bu hızla artarken, çiftçi tarlasını ekmeye korkar hale geldi.

Tarımdaki bu kârsızlık, sadece çiftçinin değil, o taze ürünle turisti ağırlayan turizmcinin de ortak sancısı.

Nisan ayının eşiğindeyiz; normal şartlarda otellerin kapılarını bir bir açması, o tanıdık sezon heyecanının sokaklara taşması gerekirdi ancak sahada o beklenen hareketlilikten eser yok.

​Turizm sektörü ise belki de tarihinin en belirsiz dönemlerinden birini yaşıyor.

Rus uçağı krizinde yaşadığımız o sert tokat hala hafızalarımızdayken, bugün sınır komşularımızdaki gerilimler ve Avrupa’daki ekonomik durgunluk, Alanya’ya bakışı doğrudan etkiliyor.

Rezervasyon iptalleri turizmcinin canını sıkarken, yeni pazar arayışları da henüz somut bir meyve vermiş değil.

On binlerce sezonluk işçi, evine ekmek götürebilmek için otellerin açılmasını bekliyor ama sektörün içindeki o büyük belirsizlik, işçisinden patronuna kadar herkesin uykusunu kaçırıyor. Turizm esnafı deseniz, butikçisinden çantacısına kadar herkes siftahsız dükkân kapatma endişesiyle baş başa.

Üstüne bir de 2026 yılıyla birlikte gelen yeni vergi yükleri, esnafın "nasıl gelişiriz" değil, "nasıl hayatta kalırız" sorusuna kilitlenmesine neden oldu.

​Alanya’da sahaya yansıyan haberlerde, meslek odalarından esnaf birliklerine kadar her kurumun ortak paydası bu gidişatın sürdürülemez olduğu yönünde.

Alanya’nın o her krizi bir şekilde atlatan dirençli yapısı, bu kez ciddi bir sınav veriyor.

Eğer bu düğüm çözülmez, maliyetler ve vergiler altında ezilen esnaf ve çiftçi için somut bir can suyu verilmezse, 2026 Alanya için sadece "kayıp bir yıl" değil, uzun süreli bir ekonomik kışın başlangıcı olabilir.

Alanya’nın bu zorlu virajı dönüp dönemeyeceğini ise önümüzdeki birkaç ayın saha gerçekleri belirleyecek.

Esen kalın…