Alanya yağmurla sınandı…

Abone Ol

Dim Çayı ve Oba Çayı taştı, sokaklar suya teslim oldu. Öncelikle geçmiş olsun Alanya.
Yağmur berekettir deriz ama bazen gökten rahmet değil, adeta imtihan yağıyor. Bir gecede gelen sağanak, dere yataklarının ne kadar dolu olduğunu, şehirleşmenin ne kadar hızlı ve belki de hesapsız ilerlediğini bir kez daha hatırlattı.
Dim Çayı’nın serinliğinde yazın nefes alıyoruz, Oba Çayı’nın kenarında yürüyüş yapıyoruz. Ama işte doğa, “Beni sadece manzara olarak görmeyin” der gibi, gücünü de gösteriyor. Taşkınla birlikte bazı evleri su bastı, araçlar mahsur kaldı, vatandaş sabaha kadar diken üstünde bekledi.
Bu noktada iki gerçeği konuşmamız gerekiyor.
Birincisi: İklim değişiyor. Yağış rejimi değişiyor. Eskisi gibi “mevsim normali” diye bir şey kalmadı. Bir ayda yağması gereken yağmur, bir gecede yağıyor.
İkincisi: Bizim şehir planlamamız bu yeni düzene ne kadar hazır?
Dere yataklarının daraltılması, çevresinin betonlaşması, yıllardır “bir şey olmaz” mantığıyla yapılan müdahaleler… Doğa günü gelince faturasını kesiyor. Hem de gecikme zammıyla.
Ama bu felakette en büyük tesellimiz can kaybının yaşanmamış olması. Mal yerine gelir, ama can geri gelmez. Bu yüzden en büyük şükür bu.
Şimdi yapılması gereken belli:
Hasar tespiti hızla tamamlanmalı, mağdur vatandaşın yarası sarılmalı. Ama daha da önemlisi, “bir dahaki yağmura kadar unutmak” yerine kalıcı önlemler alınmalı. Dere yatakları bilimsel verilerle yeniden değerlendirilmeli, altyapı güçlendirilmeli, erken uyarı sistemleri etkin hale getirilmeli.
Her taşkın sonrası “geçmiş olsun” demek kolay. Asıl mesele, bir sonraki “geçmiş olsun”u yazmak zorunda kalmamak.
Alanya güçlü bir şehir. Bu yarayı da sarar. Ama umarım bu yaşananlar sadece bir haber başlığı olarak kalmaz; bir ders olur.
Tekrar geçmiş olsun Alanya. Kalın sağlıcakla.