Alanya sahilleri…

Abone Ol

Geçtiğimiz Pazar sabahı, deniz sezonunu açtım.

Açmaz olaydım.

Şöyle bir baktım denizin içinden sahillere doğru; inanın yüreğim sızladı.

“Dünyaya açılan pencere” diye şişindiğimiz Alanya’mızın (vitrini konumundaki) sahillerin durumu içler acısı.

Kafeleri, büfeleri, otelleri Çin Seddi gibi sıra sıra inşa ettirtip, güzelim sahillerimizi mahvettiniz.

Hiç değilse, elde kalan kumsal(!) alancığın bakım ve gözetimini doğru dürüst yapın ya da yaptırtın.

… …

Bu arada yeri gelmişken de sorayım; bu sahillerle, Belediyenin hangi birimi ilgileniyor Tanrı aşkına?

Kim gözlüyor, kim denetliyor bu sahilleri?

Kimin yetki ve sorumluluğunda bu sahiller?

!!??...

Rahmetli Özcan Saraç’ın sağlığında; Alanya Belediyesi Çevre Sağlığı Müdürlüğü ilgilenirdi.

Ve Rahmetli Saraç, bu sahilleri, babalarının çiftliği gibi kullanan cafe, büfe,  restoran ve otel sahiplerine göz açtırmazdı.

Şimdi kim kime, dum duma…

Kimin eli, kimin cebinde belli değil

Denize girmek bir dert, çıkmak bir dert.

Alanya Yaşayanları, sorumsuzca örülen Çin Seddi’nden sonra, denize nereden, nasıl gireceğini bilemez oldu.

Örneğin ben.

Yıllardır, denize, evimin karşısındaki Kolcuoğlu Restoran’la (eski adıyla) Güneş Otel arasındaki geçitten geçerek girerdim.

Şimdilerde (ekli resimde görüldüğü üzere) masa, sandalye, seyyar kabinler ve konteynırlarla doldurulan bu geçitten geçerek denize girmek işkence haline geldi.

Konuyu, Belediyemizin Çevre Koruma Kontrol Müdürü Sevda Erdoğmuş’a ilettim.

Çevre Müdürümüz, “Sahillerle, kendilerinin değil, Zabıta Müdürlüğü’nün ilgilendiğini; ancak konuyu ilgili müdürlüğe ileteceğini…” söyledi.

Sağ olsun, bir saat sonra da mesaj atıp, “zabıtaların, her iki tesis yetkilerini uyardıklarını, geçiti derhal boşaltacakları…” bilgisini verdi.

Boşaltıldı mı?

Hayır.

İşgal malzemesi daha da arttı.

… …

İnsan şuna üzülüyor.

Alanya gibi bir turizm kentinde ticari faaliyette bulunan bir firma; belediyenin uyarısına gerek kalmadan sağını solunu toparlamak zorundadır.

Ama efendim benim tesisimin içi pırıl pırıl.

Tamam da ya etrafın? Sağın, solun, önün, arkan nasıl?

Tam bir pislik yuvası.

İşte bir kafenin deniz cephesi.

Ters dönmüş kameriyeler, denizin çökerttiği stantlar, dökecek başka yer bulamamış gibi kumun üzerine dökülen hurda demirler…

Böyle bir şey olabilir mi?

Kaldı ki sözünü ettiğim bu mekanlar, Alanya’nın en güzide, en göz önünde bulunan bölgesindeler…

Buradan bu mekan sahiplerine sesleniyorum.

Bu iğrenç görüntüleri, nasıl mideleriniz kaldırıyor, şaşıyorum sizlere?

Yakışıyor mu size!

Kaldı ki; yakışıp, yakışmamasından da vazgeçtim; böyle bir çevre ve görüntü kirliği yaratmaya hakkınız var mı?

Dahası, halkın ve de turistlerin denize inmesi için bırakılan bu geçitleri ne haklı depo olarak kullanıyorsunuz?

Depo olarak kullanmanızdan da vazgeçtim, ne hakla çöplük olarak kullanıyorsunuz?

Yazık, çok yazık…

… …

Buradan Belediye Başkanımız Sayın Adem Murat Yücel’e de sesleniyorum.

Sayın Başkanım, lütfen, yazıma konu ettiğim mekanların bulunduğu, denize inen geçitleri ve sahil bandını gezip, durumu bizzat kendi gözünüzle görün.