Alanya il olsun mu, olmasın mı?

Abone Ol

​BUGÜN Alanya, sadece Akdeniz'in bir tatil beldesi değil; nüfusuyla 27 ili geride bırakmış, resmi rakamlara göre 371 bin 547 kişiye ev sahipliği yapan, yaz aylarında ise bir milyonu aşan bir devasa kente dönüşmüş durumda. Ancak bu büyüme, beraberinde "Alanya bu elbiseye sığıyor mu?" sorusunu da getirdi.

​Kentin siyasi aktörleri ve uzmanları, Alanya'nın geleceğini "İl olma" ve "Planlama" ekseninde tartışıyor.

​İşte Alanya'nın masasındaki o derin görüş ayrılıkları ve çözüm arayışları: Alanya'daki siyasi partilerin ilçe başkanları, farklı ideolojilere sahip olsalar da kentin mevcut statüsünün "dar geldiği" konusunda hemfikir.

​CHP Alanya İlçe Başkanı Bülent Kandemir: Kandemir, 1990'dan bu yana nüfusun 8 kat arttığına dikkat çekiyor. "Resmi bütçe yerleşik nüfusa göre geliyor ama biz milyonlara hizmet ediyoruz" diyen Kandemir, il statüsünün bürokratik engelleri aşmak için anahtar olduğunu savunuyor. Ancak ona göre il olmak tek başına yetmez; turizm vizyonunun da değişmesi şart.

​İYİ Parti Alanya İlçe Başkan Hilmi Er, Alanya'ya "sıradan bir ilçe" muamelesi yapılmasının haksızlık olduğunu vurguluyor. Kararların Antalya merkezden alınmasının hizmeti yavaşlattığını belirten Er, il olmayı siyasi bir heves değil, sosyolojik bir gerçeklik olarak tanımlıyor. Zafer Partisi Alanya İlçe Başkanı Alper Arıkan'ın "Alanya'yı taşıma elbiseyle yönetemezsiniz" çıkışı, kentin yönetim modeline sert bir eleştiri. Arıkan, turizmden milyarlarca lira kazandıran bir kentin bütçe paylaşımında ikinci plana itilmesine karşı çıkarak, il statüsünün bütçeyi doğrudan Alanya'ya getireceğini savunuyor.

​Saadet Partisi Alanya İlçe Başkanı Hüseyin Sarıca, kentin dağ ile deniz arasına sıkışmış coğrafyasına vurgu yaparak, "Alanya bu nüfusu taşıyamıyor" diyor. Yerel yönetimin çabasının merkezi yönetimin "ilçe ölçekli" bakışı nedeniyle yetersiz kaldığını belirten Sarıca, il olmanın sorunları bir anda bitirmeyeceğini ama çözüm kapısını açacağını ifade ediyor.

​Anahtar Partisi Alanya İlçe Başkanı Abdullah Akkuş, kentin yarattığı katma değer ile aldığı yatırım arasındaki uçuruma dikkat çekiyor. İl statüsünün belediye hizmetlerindeki çok başlılığı ve yetki karmaşasını bitireceğine inanıyor.

​Siyasiler "İl" tabelasını çözümün adresi olarak görürken, teknik dünyadan çarpıcı bir itiraz yükseldi.

​Yüksek Mimar Mustafa Temiz, Alanya'nın il olma hedefini "yanlış bir sevda" olarak nitelendirerek ezber bozdu. Temiz'e göre Alanya, coğrafi sınırları nedeniyle kontrolsüz büyürse kentsel karakterini ve turizm cazibesini kaybedebilir. Onun önerisi, Alanya'nın "küçük ve şirin bir turizm ve ziraat ilçesi" olarak kalması, ancak büyümenin merkeze yığılmak yerine banliyöllerde planlanması yönünde. Temiz, meselenin statüden ziyade "Master Plan" eksikliği olduğunu savunuyor: Parsel bazlı değil, ada bazlı kentsel dönüşümle Alanya'yı yeniden kurgulamalıyız görüşünde. Veriler ve görüşler yan yana getirildiğinde ortaya çıkan tablo net: Alanya artık bir "metropol-ilçe" karmaşası yaşıyor. 27 ili geride bırakan bir nüfusun trafik, hastane ve eğitim ihtiyaçlarını, bir ilçe bütçesi ve yetkileriyle çözmeye çalışmak "taşıma suyla değirmen döndürmeye" benziyor. Siyasilerin "İl olalım, bütçemiz doğrudan gelsin" talebi ekonomik olarak rasyonel bir zemine otururken; Mustafa Temiz gibi isimlerin "Beton yığınına dönmeyelim" uyarısı da kentin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıyor.

​Sonuç olarak; Alanya'nın "İl" olup olmayacağı bir idari karar olabilir, ancak kentin trafikten altyapıya, betonlaşmaya kadar uzanan kronik sorunları bir tabela değişiminden çok daha fazlasını; yani bütünsel, bilimsel ve siyaset üstü bir Gelecek Planı'nı zorunlu kılıyor.

​Peki, sizce Alanya il olmalı mı?

Esen kalın...