1 Mayıs: Tatil kimin, emek kimin?

Abone Ol

Bugün 1 Mayıs…
Adı büyük: Emek ve Dayanışma Günü.
Ama gel gör ki sahaya indiğimizde manzara biraz farklı.
Bir tarafta sabah alarmını kapatıp “oh be, resmi tatil” diyerek yatağa geri dönenler…
Diğer tarafta ise aynı saatte çoktan iş başı yapmış olanlar.
Yani bugün öyle bir gün ki;
Bazıları emekçiliği kutluyor,
Bazıları ise emek vererek o kutlamanın devam etmesini sağlıyor.
Garson çalışıyor.
Şoför çalışıyor.
Temizlik görevlisi çalışıyor.
Kuryeler zaten durmayı unutmuş durumda…
Ama gelin görün ki, “işçi bayramı” denilen günde en çok çalışanlar yine işçiler oluyor.
İşin ironisi burada başlıyor zaten.
Çünkü 1 Mayıs, teoride emeğin değerinin konuşulduğu gün.
Pratikte ise emeğin en yoğun kullanıldığı günlerden biri.
Parklar dolu, kafeler dolu, sahiller dolu…
Peki o masalara servisi kim yapıyor?
O çöpleri kim topluyor?
O düzeni kim sağlıyor?
Cevap basit:
Bugünün “asıl kahramanları.”
Ama onlar için bugün, çoğu zaman ne bir yürüyüş, ne bir pankart, ne de bir dinlenme günü…
Belki sadece biraz daha fazla mesai, biraz daha fazla yorgunluk.
Şimdi yanlış anlaşılmasın…
Memurun tatil yapmasına laf eden yok.
Herkes dinlenmeyi hak eder.
Ama mesele şu:
Aynı gün, aynı isim altında, bu kadar farklı yaşanıyorsa…
Orada biraz durup düşünmek gerekiyor.
Belki de 1 Mayıs’ı sadece tatil olarak değil,
Gerçekten “emek” üzerine konuşulan,
Hakkın, adaletin ve dengenin sorgulandığı bir gün haline getirmek gerekiyor.
Yoksa bu iş,
“Biri tatilde, biri mesaide” çelişkisinden öteye geçemiyor.
Velhasıl sevgili okurlar…
Bugün bir kahve içiyorsanız,
O kahveyi size getirenin de 1 Mayıs’ını hatırlayın.
Çünkü bazıları için bugün bayram…
Bazıları için ise sadece bir başka mesai günü. Kalın sağlıcakla.