BİR devletin asli görevi nedir?

Bu soru, insanların topluluk halinde yaşamasından bu yana sürekli sorulagelen bir konu olmalıdır.

İçinde bulunduğumuz şartlara ve imkanlara göre değişiklik gösterir elbette.

İlk zamanlarda, birbirlerini koruma ve güven içinde olma amacı güdülürken, artık devletlerin çok daha önemli görevleri vardır.

Artık vatandaşının güvenini ve huzurunu sağlama olağan işlerden kabul edilirken, şu konuda devlet birinci önceliklidir:

Vatandaşının ekonomik özgürlüğünü sağlama ve ona çalışkanlığı ölçüsünde yaşanabilir bir hayat sunma.

*

Evet, bugün devletin asli görevi, tarihi konusunda ahkam kesmek değildir. Kendi akademik ve tarihi kurumları vardır.

Devletin asli görevi inanç konusunda ahkam kesmek de değildir, insanlar inanç özgürlükleri ile her türlü topluluğu zaten kendileri oluşturmaktadır.

Ama konu ekonomik olduğu zaman devletin asli görevi ortaya çıkar.

Madem “Vergi kutsaldır” demişsek, bu ekonomik sorumluluk da devletin üzerindedir.

Her bir hükümet, vatandaşlarından aldığı bu ekonomik güç ile en büyük faydayı sağlamak zorundadır.

Ülkenin para birimi onun itibar ve istikrar kaynağıdır, onu da korumak zorundadır.

Ülkede en az kazanan ile en çok kazanan arasındaki farkı azaltmak zorundadır.

Yoksa, savaş alanından çekilmek ile paranın değer kaybetmesine göz yummak arasında hiçbir fark yoktur. Birisinde doğrudan vatan toprağınızı işgal ederler, diğerinde ise kendi ürettiklerini kendi paraları ile size satmaya zorlarlar.

İki türlü de millet olma özelliğini yitirirsiniz.

*

Bugünkü başlığımız işte bu tehlikeye dikkat çekmek amacıyla yazıldı:

Zam Cumhuriyeti.

Bizler Cumhuriyet tarihinden bu yana “Tam Bağımsız Türkiye” sloganını benimsemişken, geldiğimiz noktada ancak “Zam Bağımsızlığı”nı görüyoruz.

Zamlar, adeta egemenliğini ilan etmiş durumda.

Kendi Cumhuriyetini kurmuşlar.

Zamandan ve mekandan bağımsız olarak istedikleri zaman istedikleri gibi hareket edebiliyorlar.

Üstelik, hükümet bununla ilgili bir şey yapmadığı gibi, geleceğe yönelik durumu iyileştirecek bir planı da yokmuş gibi görünüyor.

Durumu biraz da şöyle açıklayalım.

*

Genel olarak ülkelerde asgari ücret, bizimkine benzer oranlarda.

Mesela bizde 1600 lira ise, onlarda da 1800 Euro, 1900 Dolar’dır.

Eğer para değerleri eşit olsa idi bunda hiçbir sorun yoktu.

Sorun, dışarıdaki malları biz almaya çalıştığımızda ortaya çıkıyor.

Örneğin, dışarıda üretilmiş bir bilgisayar oyunu 60 Euro ise, Türkiye’de bu 60 Lira olarak değil, yine 60 Euro olarak satılıyor.

Yani, oradaki asgari ücretlinin ayda 26 tane alabildiği maldan, biz sadece 5 tane alabiliyoruz.

Halbuki oradaki kişi ile aynı yoğunlukta çalışıyor, aynı alın terini döküyoruz.

Bizim ondan daha az almamızı gerektirecek hiçbir neden yok.

*

Bu sorunu çözmenin iki yolu var.

Ya, dışarıda pahalı olan bütün ürünleri kendimiz üreteceğiz.

Bu da artık küreselleşen dünyada yap dedin mi yapılabilecek bir iş değil. En büyük firmalar bile bir çok hammaddesini en ucuz bulduğu yabancı ülkelerden alıyor.

Ya da para değerimizi ortalama bir düzeyde tutacağız.

Yoksa, dışarıdan aldığımız her eşyaya, para değeri yüzünden otomatik olarak zam yapıldığı, zamların egemen olduğu Zam Cumhuriyeti haline dönüşürüz.

“İki gün üst üste zam mı olurmuş?” şaşkınlığından, “Bugün kaç kere zam geldi acaba?” alışkanlığına gideriz.

Dışarıya bağımlı, sürekli borcunun faizini ödeyen, alın terini kendi değil başkalarının rahat yaşaması için sunan bir ülke oluruz.

*

Hükümetin, kendi asli görevini yerine getirmediği, acizlik gösterdiği apaçık ortadadır.

Yapmamız gereken şey, topyekün bir plan ile zam egemenliğine karşı koymak ve bize ait olanı yüceltmektir.

Gerekirse birlik olarak, gerekirse ekonomik fedakarlıklarda bulunarak bu sorunun üstesinden gelmektir.

Samimi ve kutuplaştırmayan bir hükümet ile vatanı için daha fazla çalışmaya hazır bir halkın birleştiği Cumhuriyetimizin 100. yıl aşkıyla hepinize saygılar sunuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner470

banner477

banner452

banner449

English Russian

banner481

banner472

banner381

banner479

banner386