You Are Taking Alanya To Disaster

İsmail Haboğlu
İsmail Haboğlu

Alanya, geriye dönüşü olmayan bir felakete doğru sürükleniyor.
Bu gidişata birileri “dur” demezse; çok değil on yıl sonra, Alanya yaşanmaz hale gelecek.
Güldür güldür gelen bu tehlikeyi, “Türkçe başlık” altında yazdık kimse umursamadı... Amat Bilir’in ağzından “Alanyaca” yazdık kimse tınmadı... Bu kez İngilizce başlık altında yazıyoruz, belki umursayan olur diye...
Buna karşın hâlâ umursanmazsa, bizde dil çok... Bundan sonraki başlığımız Almanca... Sonra Rusça... Daha olmadı Çince... Kongocaya kadar yolu var bu işin...
Yani?
Yani yazmaya devam edeceğiz... Alanya’yı, betonkoliklere yedirmeyeceğiz... Emlakçızade efendiler köşe olacak diye, denizlerimizin bok çukuru olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz...
Evet Alanya bir felakete doğru sürükleniyor.
Alanya egemenlerini, hiçbir çağrı, hiçbir uyarı durduramıyor. Alanya hızla betonlaşıyor.
Sapasağlam oteller, depreme dayanıklı değil gerekçesiyle yıkılıyor; konuta dönüştürülüyor.
Bu otellerden ikisi benim evimin hemen arkasında. Çürük dedikleri oteli, günlerdir yıkamadılar / yıkamıyorlar.
Öyle ya da böyle eninde sonunda yıkacak, muratlarına erecekler.
Sonra?
Sonra o daracık sokağın sağı solu lebalep arabayla dolacak.
Siz seyreyleyin araç trafiğini…
Çok yakın zamanda, arabalar, Alanya trafiğinde tampon tampona seyredecek.
Daha doğrusu seyredemeyecek.
… …
İşin en ilginç ve en acı yanı da; bu konuda, hemen hemen herkesin hemfikir olması.
Yetkilisi, yetkisizi; seçilmişi, atanmışı; esnafı, tüccarı; yazarı, çizeri; siyasete bulaşanı bulaşmayanı; mimarı, mühendisi; müteahhidi, emlakçisi; hatta ve hatta belediye başkanı, belediye meclis üyeleri, belediye çalışanları... herkes herkes böyle düşünüyor. Bu gidişatın sonunun iyi olmadığını, herkes biliyor.


Ama kimse aldırmıyor, kimse kılını kıpırdatmıyor. Herkes rant, herkes parsa toplama peşinde...
Mantık, “ben hayattayken, ben görevdeyken, parsayı toplayım, benden sonrası tufan” mantığı...
Kimse kimseye (özellikle bana) maval okumasın...
“Alanya sevgisi”, “Alanya aşkı” sözde, dilde, lafta...
Bu coğrafya kimsenin umurunda değil...
Hiç kimse (bırakın bu işin elli yıl, yüz yıl sonrasını) beş yıl, on yıl sonrasını bile düşünmüyor.
İnsanların gözü döndü, beyinleri dumura uğradı...
Rant hırsı gözleri kör etti...
Sapasağlam oteller, moteller, apartlar ve pansiyonlar depreme dayanıklı değil mavalıyla yıkılıyor, apartman oluyor.
Turizm nedeniyle varlığını sürdüren bunca esnaf ne olacak?
Bu çark nasıl dönecek?
Kazmayı, küreği kapan; dağ, tepe, nehir yatağı, gevşek zemin, çekme sınırı... demeden inşaata sarıldı...
Arsa sahipleri, yüklenicilerin (müteahhit); yükleniciler de arsa ya da apartman sahiplerinin peşinde...
Her evde, her dükkânda, her iş yerinde (hatta yolda -ayaküstünde-) bir pazarlık, bir pazarlık...
Geçen gün bir soğuk demir ustasına işim düştü, Sanayiye gittim. Dükkân kapalı. “...O artık müteahhitliğe başladı” dediler.
Yakınındaki marangoza uğradım, onunla da küçük bir işim var... Dükkân ana baba günü... Yerlere, makinelerin üzerine paftalar yayılmış, herkes pür dikkat, plan ve projeler üzerine yoğunlaşmış, tartışıyor. Önce marangoz arkadaşın, o inşaatın doğrama/mobilya işlerini almış olabileceğini düşündüm; sonradan öğrendim ki, o da yükleniciliğe başlamış.
Otel İşleten turizmci bir dostun yanına uğradım aynı gün. Yaşadıklarımı anlattım. Arkasından ekledim; “Alanya bitiyor...” Alanya’da esnaf bitiriliyor. Alanya trafiği felç ediliyor.
Doğma büyüme Alanyalı, bildim bileli ekmeğini turizmden kazanan kadim dost, acı acı güldü; “Alanya çoktan bitti...” dedi. “Otelciliği bırakıp, (ben de) müteahhitliğe başlıyorum... Önce bu apartı, konuta çevireceğim... Cikcilli’de ortak bir inşaata başlıyorum... Hele bi yükü tutalım... Sonrasına bakacağız artık... Elbet biz de yerleşecek bir yer buluruz... Artık o yer Hadim mi olur, Ermenek mi onu bilemem!...”
Alanya bu durumda dostlar... Doğma büyüme Alanyalılar bile, Alanya’yı terk etmeye hazır...


Alanya, bitmek üzere... Alanya, tükenmek üzere...
Alanya, avucumuzun içinden kayıp gitmek üzere...
Siz hâlâ küp gibi oturacak mısınız yerinizde?...
Sesinizi yükseltmeyecek misiniz?...
Sizin torunlarınız, torunlarınızın torunları daha Alanya’yı görmedi, bu güzellikleri yaşamadı...
Alanya’yı, bu betonkolik efendilere teslim mi edeceksiniz?...
Bu betonkolik efendilerin, denizlerimizi bok çukuruna çevirmesine göz mü yumacaksınız?
Bu mu sizin Alanya sevginiz, bu mu sizin yurt sevginiz?...
Canım acıyor...
Alanya’nın da...
Alanya’nın da canı acıyor, içi kan ağlıyor.
Çünkü birileri, Alanya’yı sonu olmayan bir felakete doğru sürüklüyor.
Alanya’ya kıymayın efendiler!...

- Yeni Alanya Gazetesi, İsmail Haboğlu tarafından kaleme alındı
https://www.yenialanya.com/makale/8290764/ismail-haboglu/you-are-taking-alanya-to-disaster