Alanya turizminin tek çıkışı kaldı

ALANYA’YA 1980’lerin başındaki darbe döneminde ilk kez gelen Baraner, Alanya’nın doğasına, yapısına, kültürüne ve insanlarına hayran kalarak, pek çok turistin Alanya’ya gelmesini sağladı. İşte, Alanya turizminin ve yeni normal dönemde turizmin geleceğine ilişkin çarpıcı açıklamalar yapan Baraner röportajından öne çıkanlar:

 

-Hüseyin Bey, öncelikle Pazartesi Sohbeti’ne hoş geldiniz. Hem ülkemizde hem de dünyada turizmin duayen ismi olarak tanıyoruz sizi. Sohbetimize sizi sizden dinleyerek başlamak isteriz. Hüseyin Baraner kimdir?

 

Hoş buldum. Ben 1957 yılında Çanakkale’de doğdum. 1970 yılında ailemle Almanya’ya gittim. Ortaokul ve liseden sonra orada özel turizm okullarına gittim. Almanya’da, İngiltere’de ve İspanya’da turizm ihtisası yaptım. O yıllarda bu eğitimler özeldi, para karşılığında aldım eğitimlerimi. Turizmde uzmanlık eğitimlerimi aldıktan sonra 1978 yılında 21 yaşındayken çalışmaya başladım. O yıllarda özellikle Almanya'da seyahat acentalarında Türkiye’nin pazarlanması için bazı görevler verildi. Hiç ara vermeden başka bir şirket beni, Türkiye’de önce Antalya’ya sonra da Alanya’ya gönderdi ve bu muazzam kente turist çekmeye başladık. O günden bu güne işimi hiç değiştirmedim, hep turizmin içindeyim. Tabii yıllar geçtikçe deneyimlerim arttı. Almanya başta olmak üzere Avrupa’da ilişkilerim arttı. Yavaş yavaş dünyada bu işleri yapabilecek bir duruma geldim. Ben daha çok yönetici bölümünde kalmayı tercih ettim. Bunu daha çok pazarlama tarafında ve iş geliştirme tarafında yaptım. Hep satış ve pazarlama tarafında bulundum. Türkiye'nin en önemli İncoming Acentesi olan ve Almanya'da Delta Reisen adındaki tur operatörü olan bir şirkette, TUI Holding ve Öğer Holding’te çok uzun yıllar yöneticilik kariyerime devam ettim. Ardından uzmanlık alanım olan destinasyon yani iş geliştirme çalışmalarım için dünyaya açıldım. Küba, Umman Sultanlığı’na büyük çalışmalar yaptım. Afrika’dan Amerika’ya kadar belediye başkanları ve ticaret odaları beni destinasyon çalışmaları için çağırıyorlar. Bu konuda ciddi bir talep var. Özellikle koronavirüs sonrası yeni normalde ne olacak, turizm nasıl değişecek, turist de değişecek mi gibi pek çok konu üzerine destek almak istiyorlar.

 

‘ANTALYA’DAKİ BÜYÜK YATIRIMLARA ALANYA’NIN CAZİBESİ SEBEP OLDU’

-Alanya ile nasıl tanıştınız, ilk geldiğiniz dönemde nasıl bir Alanya ile karşılaştınız?

1980’lerin başında, darbenin yeni zamanlarıydı. Alanya’yı çok sevdim… Alanya’da ilk tecrübelerimi yaşıyordum. O zamanlar nüfus 10 binin altında, otel sayısı 6-7 kadardı. Muazzam bir yerdi burası, cennet gibi.

İlk yemeğimi kale manzarasının görüldüğü Yönet Restoran’da yemiştim. Kale manzarasının görüntüsü, kentin dokusu hayran bırakmıştı beni kendine. Buranın çok büyük bir potansiyelinin olduğuna o zaman karar verdim. Ben beyin ve gönül yapısı olarak daha çok kültür ve sanat düşkünü bir adamım, o tarz turizmin yapılmasını tercih ediyordum. O dönemde de turistleri, tüm Anadolu’yu gezdirdikten sonra bir hafta Alanya’da dinlendiriyorduk. Buraya gelen turistler ve yatırımcılar Alanya’yı çok sevdikleri ve beğendikleri için Antalya’ya yatırım yapmaya başladı. Burada arsa olmadığı için de Belek’e, Side’ye ve diğer yerlere yatırım yaptılar.

 

‘ALANYA SATIŞIMIZ 150 MİLYON EURO’

-Avrupa’nın en büyük seyahat acentası zinciri RTK Group’un içindeki bir şirketin ortağısınız. Şirket faaliyetlerinden ve bölgemiz turizmine etkilerinden bahseder misiniz?

5 binin üzerinde seyahat acentasının bulunduğu, ittifak şirketlerin olduğu bir kuruluş bu. RTK Group’un ana yapısında bulunan 30’a yakın şirketlerden birinin genel müdürü ve ortağıyım. Şirketimizde daha çok destinasyon pazarlaması üzerine çalışıyoruz. Ana şirketimiz 4 milyar euro değerinde yıllık satış yapıyor. 2020 yılı hariç her yıl ortalama 800 Milyon Euro satışları var bunun da 150 Milyon Euro’su Alanya satışı.  Alanya’ya katkısı çok büyük olan RTK Group’un bünyesinde tüm büyük tur operatörleri; TUI, Rewe, FTI, Schauinsland Reisen, Alltours, Anex, Ferien Touristik, Bentour gibi yüze yakın tur operatörünün ürünlerini satan Avrupa’nın en büyük seyahat acentaları bulunuyor.

 

‘KOŞULLAR SAĞLANIR İSE AVRUPA’NIN EN İDDİALI TURİZM MERKEZİ ALANYA OLABİLİR’

-      Koronavirüs ile birlikte yeni normalde turizm gerçeği var. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de vatandaşlarını üye ülkelere yönlendirmek istiyor. Bu durumdan ülkemiz etkilenecek mi?

Dünya turizm pazarında yeni bir destinasyon algısı başladı. O da doğa.

Destinasyonun, piyasalara hem tüm imkanları ile doğayı koruduğunu, hem de güçlendirdiğini göstermesi gerekiyor. Yeni normalde dünya, doğanın üzerine kurulacak. Yani eğer doğanız yoksa yatırım yapmaya da gerek yok çünkü onu pazarlayamazsınız.

Arkadaşlarım bana, “Hüseyin, Alanya’yı bize neden övüyorsun, artık oradan bir şey olmaz” diyor. Ben bunun tam tersi düşüncedeyim. Alanya’da tabii ki büyük hatalar yapıldı. Şehrin kültürüne, tarzına, doğasına orantısız binalar yapıldı. Yollar, birilerini kayırmak için incelen, genişleyen bir yapıda. İyi bir kentsel altyapı yok ama buna rağmen yeni normalde Alanya ikliminden, konumundan ve muhteşem misafirperver insanları sayesinde ciddi bir kentsel dönüşüm ile Avrupa’nın en iddialı turizm merkezlerinden biri olabilir. Çünkü buranın doğası ve iklimi kentsel dönüşüme çok uygun.

‘TURİST YEŞİL İSTİYOR, ALANYA BUNU KARŞILAMIYOR’

-      Alanya yeni normalde nasıl turist çekebilir? Tavsiyeleriniz nelerdir?

Yeni normalde kentsel dönüşüm hızlandırılıp “Doğa” temasında yeni bir kent kurulmalı. Yıkamadığı binaların çirkin cephelerini yeşillendirmeli, ağaçlar dikmeli. Bunun dünyada örnekleri var, orman cepheler yapılmalı. Yeşillik ve ağaçlandırma çalışması başlatılmalı. Alanya doğasında hızlı büyüyen bitkileri bile kullanmayan kent burası.

Turist doğa istiyor. Bazı binalar yıkılarak, şehrin içine şehir parkları, şehir ormanları kurulabilir. Büyük bir tropik meyve parkı oluşturulabilir. Düşünün aileniz ile avokado, ejder meyvesi, mango, papaya, passiflora, muz ile dolu bahçelerde geziyorsunuz. Bu turist çekmez mi?

Alanya, daha sahici yatırımlar çekmeli. Ne olduğu belli olmayan yat turlarından kurtulmalı. Buranın kimliği zedelendi, herkes her şeyi yapabiliyor, bunu artık durdurmak gerekiyor.

Yeni normalde insanlar en çok yediği şeylere bakacak. Taze sebzeler ve meyveler en büyük tatil cazibesi olacak, binalar değil.

Ben olsam, Alanya’da doğal yemeklerin sunulduğu restoranların olduğu caddeler kurardım. Burayı “deniz, tarih ve sağlıklı gıda şehri” olarak markalaştırırdım.

Alanya’nın kış ayları sahip olduğu ılıman iklimi var. Aynı zamanda burayı sporun da kenti olarak değerlendirir, kent içine butik tenis ve fitness merkezleri kurardım.

Alanya’da muhteşem bir yürüyüş yolu yapılmış. Bu muhteşem yürüyüş yolunu dünyada ilgili ve meraklı herkese tanıtmak lazım. Bunu tek başına bile tanıtmak çok önemli.

Belediye, Alanya’da ses getirecek projeler ile Avrupa fonlarına başvurulmalı. Bunlar, emekliler için aktif yaşam merkezleri olabilir. Günübirlik çalışma otelleri açabilir. Yeni sloganlar yaratılsın. “İşinizin, sağlığınızın ve sevdanızın yeniden başladığı” yer diyebilir.

Avrupa’nın en büyük sağlık sanatoryumları kurulabilir. Yani Alanya, otelcilikte birbirini hala kopyalayıp en ucuz plastiği balkona koyup, en ucuz inşaat malzemesi ile oda üretmekten vazgeçer ise geleceğini garanti altına alabilir.

Alanya’nın kendine şu soruyu sorması lazım:  “Ben Alanya’yı geliştirmek, güçlendirmek mi istiyorum yoksa Alanya’da kendim güçlenmek ve gelişmek mi istiyorum” Bunun ortası olmalı. Her yatırımın Alanya’ya fayda sağlaması gerekiyor. Şu an yapılan yatırımların çoğunun yatırımcıya faydası var ve üstelik bu yatırımlar Alanya’yı çirkinleştirdi, oksijenini aldı, fakirleştirdi, yolunu kesti, trafiğini engelledi. Doğanın tokadını yedik, koronavirüs ile tabiat ve doğa, daha büyük belalar ile karşı karşıya getirebilir bizi. Bunun önlemek gerekiyor. Atalarımızın bize bıraktığı tertemiz Alanya’mızda yatırım yapan herkes dönüp baksın yaptıkları yatırımlara.

 

‘İMKANI OLAN BİR AN ÖNCE AŞI YAPTIRMALI’

-Aşı sertifikası ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu sertifika zorunluluğu söz konusu olur ise aşı yaptırmak istemeyen tatilcilerin seyahat özgürlüğü kısıtlanmış mı olur?

Şu an Avrupa’da dünya halklarının kaba ortalama ile yüzde 75’i aşı sertifikasına sahip olmak ve aşı yaptırarak eskisi gibi, korkmadan seyahat etmek istiyor. Yüzde 25’i ise bunun tam tersini söylüyor ve “Beni kimse aşı olmaya zorlayamaz. Seyahat etmek istiyorum ve beni hiçbir seyahat acentesi engelleyemez” diyor. Bunun ortasını bulmak lazım çünkü turizmciler olarak büyük bir sorunun arifesindeyiz. Aşının, insanlar üzerindeki tesirleri ortaya çıkmaya başladı ve kötü bir dönüş almadık.

İşletmeler de misafirlerini korumak için aşı karnesini yani barkodunu isteyebilir. Benim düşüncem, bundan sonraki dünya düzeninde aşı barkodu hem şimdi hem de bizden sonraki nesilde önem arz edecek, HES kodu gibi gösterilebilecek. Bir an önce normale geçmek için aşı yaptırmalıyız diye düşünüyorum. Eğer imkan var ise seyahat etmek isteyenler aşı yaptırmalı, bunun faydasını görecekler.

 

‘EN İYİ TÜRKİYE BAŞARDI’

-Özellikle koronavirüs süreci pek çok turizmciyi etkiledi. Antalya ve Alanya  turizminin yaralarının kapanması, daha çok ziyaret edilen merkezler haline gelmesi için neler  yapmak gerekir?

Güvenli turizm sertifikasını dünyada en iyi Türkiye yaptı. Ben buna tüm kalbimle inanıyorum. Türk otelcilerini, Turizm Bakanlığı ilgililerini tebrik ediyorum. Büyük bir çalışma yapıldı ve dünyada da kabul gördü. Tatil yapan kişilere uygulanan tedbir ve güvenli lojistik sayesinde dünyadaki pek çok otorite “Otelde kalmak, evde kalmaktan daha güvenli” diyor. Artık bir tane virüs kalmasa bile ‘Güvenli Turizm’ dünyada hep olacak. Türkiye ilk günden attığı bu adımla lider ülke oldu, bunu geliştirmeliyiz. Belki Antalya’da Güvenli Turizm Akademisi adında bir yer kurulabilir. Biz dünya için standartlar, yeni aygıtlar, ölçüm aletleri, solüsyonlar üretip satabiliriz. Bunlar Türk’lere yakıştırılıyor şu an. Çünkü çok başarılı olduk.

‘ALANYA’NIN BİR ÇIKIŞI KALDI’

-      Bir turist olduğunuzu ve Alanya’ya tatile geldiğinizi düşünürsek, Alanya’da neler görmek sizi etkilerdi? Kentimizin sizce en büyük eksiği nedir?

Buraya girdiğiniz an, her şeye rağmen şehir sizi etkiliyor. Çok güzel bir yer Alanya… Şafak ve gün batımı olağanüstü. Gıda zenginliği, denizi ve insanları ile dolu dolu bir kent. Tek sorun, bu güzel toprakların yanlış işlenmiş olması. Alanya’ya şu an iki tür bakış var. Birincisi benim gibi çok beğeniliyor, yatırıma değer bulunuyor ve çok seviliyor. Muhteşem Kleopatra Plajı, çok akıllı bir yatırım olan teleferik cazibesi, denizi, havası, gıdaları ile çok beğeniliyor.

Diğer bakış ise, burayı beton yığını olarak görüyor ve tatilini kısa kesip geri dönüyor.

Benim gibi düşünen daha fazla, o nedenle Alanya’nın bir çıkışı kaldı. O da küçülerek büyümek.

Singapur Ticaret Odası’nda temel inanç şu: “Küçük beden, büyük dalga” yani küçük ve akıllı yatırımlar ile büyük karlar. Bizde ise büyük büyük yatırımlar ile dünya piyasalarındaki en düşük karlar elde ediliyor. Buradan yola çıkarak, özellikle koronavirüsten sonra ‘Yeni Nesil Alanya’ sloganı ile yola çıkılmalı, nelerin değiştiğini ve değişeceğini vurgulamak, belediye başkanları tarafından ‘kişi başına düşen ağaç sayısı’, ‘kişi başına düşen kumsal metrekaresi’, ‘kişi başına düşen yürüyüş yolları, bisiklet yolları’ somut olarak belirtilsin. Gastronomi alanı ile toplantı yapılsın ve sağlıklı gıda merkezi burası olsun. Yeni yemekler, meyve suları, soslar denensin ve en iyisi, en doğal şekilde sunulsun.

 

‘DÜNYAYA PROFESYONEL ALANYA SUNUMLARI YAPILMALI’

-Pazartesi Sohbeti’ne katıldığınız için teşekkür ederim. Bitirmeden önce, Alanya için son tavsiyenizi alabilir miyiz?

Yeni normalde Alanya’nın, bütün verileri Avrupa standartlarında olan bir kitapçık hazırlayıp Ukrayna’da, Rusya’da, Brüksel’de, Berlin’de, Londra’da, Tahran’da, Amman’da profesyonel Alanya sunumları yapması lazım. Alanya’nın dününü, bugününü ve yarınlarda nasıl bir kent istediğini anlatması, proje ile dahi olsa kentsel dönüşüm planını göstermesi lazım. Çünkü insanlar inanmıyor. Her geldiklerinde buranın büyüdüğünü söylüyorlar. Buraya gelen insanlar “Alanya ne kadar büyümüş” değil “Alanya ne kadar gelişmiş” demeli. Bunu başarabilirsek Alanya’yı kurtarabiliriz. Bundan 40-50 yıl önceki Türkiye’deki belediyecilerin kullandığı sloganlar ile Alanya’yı geliştiremeyiz artık.

(Pazartesi Sohbeti - Ebru Akarpat)

Hüseyin Baraner

- Yeni Alanya Gazetesi, bölümünde yayınlandı
https://www.yenialanya.com/roportaj/6627446/alanya-turizminin-tek-cikisi-kaldi