DİM TV'de çarpıcı tespit: Muzda tehlike çanları çalıyor

ALANYA'NIN yeni nesil kanalı DİM TV'de (dimtv.tv) her hafta pazartesi akşamları ekrana gelen ve izleyiciyi ekran başına kilitleyen Mehmet Ali Dim'le İğneli Fıçı'nın bu akşamki canlı yayın konukları Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, ALKÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Uyar, Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe oldu. Duayen gazeteci Mehmet Ali Dim’in hazırlayıp sunduğu İğneli Fıçı’da “Tarım sektöründe son durum ne? Muz üretimi alarm mı veriyor?” soruları yanıt buldu. İşte programda öne çıkan başlıklar:
'PANDEMİDEN SONRA ARTIŞ YÜZDE 30'
Göktepe: 2020'nin mart ayından sonra tarıma ciddi bir yönelim oluştu. Yüzde 15-20 civarı artış söz konusu. Talebe bakarsak yüzde 30 da diyebiliriz. Üreticilerimizi doğru yönlendirebilmek adına bu süreçte Ziraat Odası olarak bizlere önemli görevler düşüyor. Tarım dışarıdan bilindiği gibi çok da kolay bir iş değil. Sel, su baskınları ve hortum gibi doğal afetler üretimin bir parçasıdır. Üreticimiz bir sondaj kuyusu kazabilmek için bile ne cefalar çekiyor. Pazarlamanın çok iyi yapılması gerekiyor. Arz talep dengesine göre fiyatların iyi olması gerekiyor.
ÜRÜN SATIŞ FİYATLARININ BELİRLENMESİ
UYAR: Buradaki bir ürünün fiyatını nerde satılıyorsa orası belirler. Yani satış fiyatını siz belirlemezsiniz. Geriye doğru maliyetinizi çıkartırsınız bahçe fiyatı çıkar. Bizde işletme giderleri ciddi maliyet oluşturur. Ancak buna rağmen fiyat artışı yüzde yüze denk gelmez. üreticiyle tüketici arasında en az bir iki basamak oynar.
‘FİYATLAR YÜZDE 300 ATIYOR’
YILDIRIM: Hocama katılıyorum. Antalya Ticaret Borsası’nda kapsamlı bir toplantı yapmıştık. Zincirin tüm halkaları bir araya gelmişti. Antalya’da bir ürünü 1 liraya aldığınızda İstanbul’a 2 liraya ulaşıyor. Bazı durumlarda aracı olmasa ürünü İstanbul’a getiremiyorsunuz. Üzerine ekstra bir maliyet daha biniyor. Bütün her şeyi hesapladığımızda keşke yüzde 100 olsa, yüzde 200-300 arttığını görüyoruz. Fiyatı büyük ölçüde zincir marketler beliyor, sonra pazar esnafı o onlara göre fiyat belirliyor. En önemlisi de çiftçi ‘Para kazanamıyorum’, tüketici ‘Para yetiştiremiyorum’ diye isyan ediyor.
‘TÜCCARLAR VE PAZARCILAR FIRSATÇILIK YAPIYOR’
GÖKTEPE: Üretici açıksından baktığımızda girdi maliyetleri ve iş gücü çok yüksek. Örneğin seradan yeşil muzun çıkışı 5 lira 20 kuruş, elektrik ve tüm işçilik masrafı, nakliye serüveniyle pazarcı ve tüketiciye ulaşması yüzde 100 fiyat artışı. Bizde girdi maliyetlerinin azaltılması lazım. Alanya bir tarım kenti. Elektriğe 83 kuruş ödüyoruz kilowat/saat. Bu rakam mekandan bile fazla. Biz üreticiyiz. Bunu dahi ödemeye razıyız. Ama prosedürlerin kolaylaştırılması lazım. Tüccar ve pazarcılar fırsatçılık yapıyor. Tabi ki onlar da para kazanacaklar. Benim nazarımda son satıcı kazanıyor.
YILDIRIM: Son satıcı kazanıyor. Bir ürünü üreticinin satış fiyatını biliyorum, benim ödediğim paranın çok az kısmı üreticiye gidiyor.
’ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ’
- Ne yapmak lazım üreticiyi korumak için?
YILDIRIM:
Şunu yapmak lazım; Türkiye’de biraz fiyatlar yükselince hemen ithalata başvuruluyor. Ürünü ithal ediyoruz. Bu sefer üreyici para kazanamadığı için üretimin dışına çıkıyor. Üretimin desteklenmesi lazım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Girdilerin çoğunu ithal ediyoruz. Maliyetler artıyor, ürünün fiyatı artmıyor. Pandemi süresince pek çok ülkeyi yakından izledim. Bulgaristan doğrudan üreticiden mal alanlara ayrıcalık tanıdı. Marketlere yerel ürünler satma zorunluluğu getirildi. Almanya, İngiltere de benzer desteklerde bulundu. İthalata vereceğimiz paraları üreticiye verebiliriz. kenedi çiftçimize vermediğimiz bir desteği ithalata veriyoruz. Muz üretiminde Türküye ciddi bir sıçrama yaptı. Kötü mü oldu. Bence iyi oldu. Ama bunu planlamak gerekiyor.
ÜRETİCİ SU SORUNU YAŞIYOR
UYAR: Destek konusunda asıl problem işletme aşamasına geçtiğimiz zaman, gübre, enerji, işçilik devamında ulaştırma maliyetlerindeki ciddi yükseklik, olayın sürdürülebilirliğini zedeliyor. Yatırım anlamında desteğin olduğunu söyleyebiliriz ama işletme maliyetlerinde aynı desteğin olduğunu söylemek zor.
GÖKTEPE: Kırsal kalkınma yatırımların (İPARD) desteklenmesi gerekiyor. Paketleme tesislerimiz yenilememiz gerekiyor. Yeni yapılan muz seraları dahil ürünler arttıkça bu tesisler kapasiteyi kaldıramayacaktır. Alanya'da yaşayan üreticilerimiz bu konuda çalışması lazım. Gerekirse bizlerde destek verelim. Alan bazlı destek yapılması gerekiyor. Örneğin, doğu illerimizde doğrudan gelir desteği alınıyor. Dolayısıyla 2 bin dönüm arazisi olan bir çiftçi çalışmadan doğrudan gelir desteği elde ediyor. Devletimiz dönüm başına en az 4 bin lira destek vermesi gerekir. Bizim üreticilerimizin bunlara çok ihtiyacı var. Yer altında sularının kullanımı konusunda çok ciddi sıkıntılar var. Dimçayı'nın sulama faaliyetine bir an önce geçmesi lazım. Yetkililerin 2021 sulama sezonuna kadar bu sulamanın yetiştirmesi gerekiyor. Alara Çayı ile ilgili de bazı sıkıntılarımız var. Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi lazım. Dönüm başına verilen 100 TL yetersiz.
‘PARAYI DOĞRU KULLANMIYORUZ’
YILDIRIM: 2002 yılında tarım yatırımı 2 milyar TL vardı. Bugün ise 22 milyar TL. Bu destek doğru kullanılırsa az para değil. Fakat biz bu desteği daha çok para dağıtır gibi kullanıyoruz. Verilen desteklerin yanı sıra bu destekler ile kalite ne kadar arttı? Üretime katkısı ne oldu? gibi sorular sormuyoruz. Parayı doğru kullanmıyoruz.
UYAR: Geçtiğimiz ayda muzun sera alımlarındaki fiyatı 7- 7.50 TL civarındaydı. Fakat şuan 5 TL civarlarında sabitlenmiş gibi duruyor. Dolayısıyla geriye düştü. Tarım da bir işletmedir. Eğer üretici geçen seneye göre hesap yaptıysa 2 liraya yakın kaybı olur. Tüm bunlara hesaba katarak hareket etmesi gerekiyor. Sürdürülebilir bir tarım politikası oluşturmak anlamında bizim hem üretim kalitesi, hem paketleme kalitesi hem de satış kalitesi sağlam zeminde tutarak bu dengeyi uzun soluklu sürdürmemiz gerekiyor. Aksi taktirde öz kaynağı olan üretici ayakta kalırken diğer üreticiler ciddi zararlar görebilir.
‘PARA KAZANAMAYAN ÜRETİCİ ARAYIŞ İÇİNDE’
YILMAZ: Özellikle Alanya'da bu kadar çeşitliliğin artmasının nedeni çiftçinin para kazanamayarak arayış içine girmesidir. Örneğin muzda 2009 yılında 4 bin hektara yakın bir alanda üretim yaparken 2019 yılında 8 bin hektarın üstünde üretim yapılıyor. Muz üretim alanında Türkiye genelinde ikiye katlanmış durumda. Üretim ise 204 bin tondan 548 bin tona daha sonra da 680 bin tona çıkmış durumda. Tüm bunlar tarımda ciddi bir zenginliğin göstergesi. Alanya'da bu konuda önce olan merkezlerden bir tanesi. Fakat ihtiyaçlara göre üretimin belirlenmesi gerekiyor. Üretimden satışa kadar olan bütün adımları planlamamız gerekir.
MUZDA VERİM DÜŞTÜ
UYAR: Muz artık İskenderun'dan Kaş'a kadar uzanan bir bölgede yetiştiriliyor. Dolayısıyla bir kaç yıl içinde muzun artık hangi mevsimde olduğunu unutacağız. Üretim alanımızı 2'den 8'e çıkarmışız fakat verimimizi düşürmüşüz. 2002 yılında ürettiğimiz alan 2 bin 300 hektarken verimimiz de yaklaşık 4 tonmuş. Aradan geçen yıllara rağmen verimimiz 4-5 bin ton civarında olmuş. Verimimiz paralel olarak 16 bin ton olması gerekirken 6 bin ton civarında. Dolayısıyla verimde aynı şeyi sağlayamıyoruz.
GÖKTEPE: Muz üretiminde ülke ihtiyacının yüzde 75'ini karşılar durumdayız. Alanya için konuşacak olursak yaklaşık 7 bin 500 dekar örtü altı kapalı sera, 8-8 bin 500 dekar da açık alanda muz üretimi var. Manavgat'ta ki yerlilere Alanya'dan giden üreticilerimiz muzu tanıttı. Muz üretiminden kaçmamak lazım ama yaparken de planlı olarak doğru yerde doğru yatırımı yapmak en makul olanı. ( Haber Merkezi)

- Yeni Alanya Gazetesi, Ekonomi bölümünde yayınlandı
https://www.yenialanya.com/haber/5861423/dim-tvde-carpici-tespit-muzda-tehlike-canlari-caliyor