Üniversiteye giderken

Yasin Kınay
Yasin Kınay

GEÇTİĞİMİZ

pazar günü üniversite giriş sınavı gerçekleşti.

Sınava giren gençlerimizin hepsine geçmiş olsun. Dilerim ki harcadıkları emek boşa gitmesin...

Zorlu bir maratonun sonunda, kiminin sınavı iyi geçti, kimininse umutları bir sene sonraya kaldı.

Uzun yıllar, Hacettepe Üniversitesi’nde “öğretim görevlisi” olarak çalışan bir “akademisyen” olarak, aday öğrencilere, üniversite hayatından biraz bahsetmek istiyorum.

Üniversite hayatına, “öğrenmenin öğrenildiği” yer olarak bakarsanız ve bu dört senede, kendinizi “eğitirseniz” mezuniyet sonrasında diğerlerinden daha avantajlı bir noktada olabilirsiniz.

Yani daha çok çalışması, koşturması gereken “sizlersiniz.”

Artık, lise geride kaldı!

Sizin de o dönemdeki alışkanlıklarınızı bir kenara bırakarak kendinizi güncellemeniz gerekiyor.

Gideceğiniz üniversite eğer bir kampüs içindeyse, şanslısınız. Her şeyin bir arada olduğu bu yapının içinde kendinizi “geliştirmeniz” için gereken her şey var.

Öğrenci kulüpleri, spor tesisleri, kütüphane, sosyal ve kültürel faaliyetler, seminerler, sempozyumlar, akademik ve bilimsel konferanslar, içinde bulunmanız ve kendinizi geliştirmek için takip etmeniz ve içinde bulunmanız gereken ortamlar…

Konservatuvarda öğrenciyken ve daha sonrasında akademisyen olduğumda, kendi mesleğim dışında ilgimi çeken ve kendimi geliştirmek istediğim konularda, başka bölümlerdeki hocalardan izin isteyerek, onların derslerini de takip ettiğim zamanlar olmuştu…

Bu sayede, yeni bilgiler, farklı disiplinler ve bakış açıları hakkında birçok yeni bilgi edinmiştim.

Ve bugün eğer kendi ayaklarımın üzerinde, yere sağlam basıyorsam, temelinde, “öğrenmeye” olan ilgim ve “merakım” yatıyor, kesinlikle.

Bilgiye kolaylıkla ulaşılan bir zamanda olduğumuzu ve “başarının” nitelikli ve doğru bilgiye ulaşma ve onu kullanma kapasitenizle doğrudan orantılı olduğunu sakın unutmayın!

Kendinizi olabildiğince geliştirin, derslerinize ise not almak sınıfı geçmek için değil, gerçekten öğrenmek için çalışın.

Ve artık, ergenlik dönemindeki şikâyet eden halinizi bir an önce, bir tarafa bırakın!

İçine girdiğiniz koşullarda beğenmediğiniz, size göre eksik gelen birçok şey olabilir, fakat unutmayın, şikâyet etmek yerine, artık yavaştan büyüyerek hayatınızın sorumluluğunu elinize almanız gereken zamanlar başlıyor.

Çünkü başarı, sizin harcadığınız emekle doğru orantılı.

Ve unutmayın, başarı kadar, başarısızlık da sizin sorumluluğunuz!

Şimdilerde 18-20’li yaşlarından geçen gençler, unutmayın hayatınızın enerjik ve rahat dönemlerinden geçiyorsunuz.

Eminim bu dönem yaşadıklarınız ağır geliyordur ama ilerleyen zamanlarda işler kesinlikle daha da kolay olmayacak.

O yüzden, dünyanın tüm derdini siz taşıyormuşsunuz halinden bir an önce çıksanız iyi edersiniz.

Sadece kendinizi geliştirmeye “bilgi ve deneyimlerinizi” arttırmaya bakın.

Sizden beklenen sadece bu!

Önünüzde, uzun bir yaz tatili var.

Tabi ki dinlenmeyi hak ettiniz ama bir iş bulup çalışırsanız eğer, edineceğiniz her türlü deneyim size ilerleyen yaşlarda katkı sağlayacaktır.

Kendi yükünüzü taşımaya başladıktan sonra edineceğiniz deneyim, başarı, sizlere kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğretecek.

İlerleyen zamanlarda da, kimse sizi durduğunuz yerde gelip bulmayacak, yaptığınız işte ve hayatta başarılı olmak için, çalmanız gereken kapılar olacak.

Bu kapıları çalarken, ayaklarınızın üzerinde sağlam bir şekilde durmak istiyorsanız eğer, benden söylemesi, bir an önce kendi sorumluluğunuzu almaya bakın.

Siz çalışacaksınız, siz başaracaksınız…

Sadece siz…

Gençlerimizin yolu ve bahtı açık olsun.

***

Tatil zamanları geldi çattı.

Yaşadığımız rutinden çıkmak ve kendi halimizi görmek için biraz uzaktan bakmak gerek.

Önümüzdeki hafta, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna’yı kapsayan macera dolu bir geziye çıkıyorum.

Dönüşte gördüklerimi, öğrendiklerimi ve izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.

Yeniden buluşuncaya kadar sevgiyle kalın.

- Yeni Alanya Gazetesi, Yasin Kınay tarafından kaleme alındı
https://www.yenialanya.com/makale/4020291/yasin-kinay/universiteye-giderken