Tarihten ders almak...

Gürkut Acar
Gürkut Acar

Bir süredir Muazzez İlmiye Çığ’ın “Sumerli Ludingirra” isimli kitabını okuyorum. Okudukça hayretler içinde kaldım. Bundan dört bin (rakamla 4.000) yıl önce “Tanrının Adamı” anlamına gelen Ludingirra isimli 75 yaşındaki bilge yazıcının kil tabletlere kendi uygarlığını kazıyarak bugüne ulaştırması beni çok etkiledi.
“Bu güzel ve uygar ülkemize her taraftan göz diktiler. Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, bol ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına, salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi. Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar. Biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yıktılar. Halkımız, hatta krallarımız tutsak oldu. Ailelerimiz dağıldı. Tarlalarımız, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş, yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini. Onlar yönetiyor bizi şimdi…”
“Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. Bir gün birdenbire aklıma geldi. Ben bir yazar olduğuma göre; ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişimizi, geleneklerimizi, ne kadar uygar olduğumuzu, gerek Sumerliliklerini unutmaya başlayan geçlerimize, gerek daha sonra gelecek kuşaklara neden yazılarımla bildirmeyeyim dedim ve yaşam öykümü yazmaya karar verdim. Böylece her tarafa, herkese, her çağa ulaşacağımı umut ediyorum…” (*)
Dört bin yıl önceki bu sözler bize neyi hatırlatıyor?
“…Yüz yılın üstünde hüküm süren bir sülale ile birlikte –üçüncü kez- büyük Sumer devletinin de sonu oldu. Bunda, vatandaşımız olarak bağrımıza bastığımız, kendilerine devlet yönetiminde görevler verdiğimiz yabancıların büyük etkisi olmuştu. Buna açık örnek de, Kralımız Amoritlerden en güvendiği İşbiirra’yı İsin’e vali yaptığı halde, onun, daha kralımız ülkeyi yönetirken, “ben kralım” diye ortaya çıkması…”(**)
Gelelim dört bin yıl beriye; 1965 yılında, yıllar sonra hükümet kuran ve Başbakan olan İsmet İnönü’nün “Biz bu devleti böyle bırakmadık. Ben bir emir veriyorum. Daha sonucunu kendi memurumdan almadan Amerikan Sefirinden alıyorum. Bu işler böyledir. Bir danışman vermek için dünyaları vaat ederler. Bir defa girdiler mi bir daha çıkaramazsınız…” sözleriyle dört bin yıl öncesinin çığlığı birbirine ne kadar benziyor!
Osmanlı İmparatorluğunu çökerten ve paylaşan emperyalist ülkelerin, şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’ni çökertme ve yapay devletlere bölerek paylaşma planları mutlaka önlenecektir…
(*)Sumerli Ludingirra, Muazzez İlmiye Çığ
İkinci Basım 1997 S:12-13…
(**)Adı Geçen Eser S:134

- Yeni Alanya Gazetesi, Gürkut Acar tarafından kaleme alındı
https://www.yenialanya.com/makale/4009890/gurkut-acar/tarihten-ders-almak