Farkındalığın artması, en güzel kutlamadır

Hülya Arık
Hülya Arık

MAHALLEDE ip atlayan, saklambaç oynayan, çelik çomak kıran çocuklardık, biz. Evin önünde oynamak, çığlık çığlıga koşturmak, duvara oturup çekirdek çitlemek sonra komşu teyzenin azarını yiyerek elimize tutuşturduğu çalı süpürgesiyle çekirdek kabuklarını oflaya puflaya süpürmek, güzeldi. Şimdi yeniden olsa da bütün mahalleyi baştan sona hiç oflayıp puflamadan süpürseydik.
Biz koşar, oynardık evet; ama biri vardı ki okuldan gelmemizi bekleyen, sokağa ineceğimiz saati iple çeken…
Okuldan gelir, elimizde yogurda batırılmış ekmeklerimizle soluğu sokakta alırdık. Çocukluk, işte! Oturduğu yerden, hangimizin başını görse bağırırdı, ‘Geliver, bir dakika’ diye, Kadir ağabey. Oyun daha tatlı gelirse kaçardık, duymamışa verip. Bazen gönüllü, bazen gönülsüz giderdik. İşte, derdi başı ile gösterip istiflediği gazeteleri. ‘İşte, oradaki gazeteleri getir’ derdi. Gazete tomarını kucaklar, önüne sayfa sayfa açardık. ‘O değil, bu değil, şu’ diye diye bir sürü gazete küpürü keserdik, onun için. Her küpürü okutur, daha sonra onun üzerine kendi güzel yüreğinden geçenleri de ekleterek kocaman beyaz defterine yapıştırtırdı. O söyler, biz yazardık. Biz, bir an önce oyuna dönme derdinde idik; O ise uzattıkça uzatırdı, söylemlerini. Kıyamazdık; ama onunla da oynayamazdık ki. Bir gün Hayriye teyze çağırdı.
‘Çocuklar’ diye…
Önünde kapalı iki tane kocaman tekerleği olan bir araba vardı.
‘Haydi bakalım açıp Kadir ağabeyinizi oturtalım, bundan sonra o da sizinle oynayacak’ dedi.
O günü hiç unutmuyorum. Tekerlekli sandalyede sevinçten çıkardığı naralar hala kulağımda.
Daha sonrasında gelenek halini aldı. Her fırsatta Kadir ağabeyi arabasına oturtup mahallede bir aşağı bir yukarı koşuştururduk. Bu bizim için gazete küpürü kesip deftere yapıştırmaktan daha eğlenceliydi.
Büyüdüğüm ev, hala aynı mahallede. Annemi ziyarete gittiğimde Hayriye teyze hep çekirdek çitlediğimiz duvarın üzerinde bastonuna dayanmış mahalleyi seyreder. Kulağında bizim çığlıklarımız, gözünde koşuşturmalarımız varmışcasına gülümser. Kadir ağabey de ya ocaklığın önünde ya da pencerededir kara gözleri ile. Hatırlarını sormadan geçmeyiz, baba ocağına biz de.
Bir de hep ettiği duası var, Hayriye teyzemin; ‘Bana bir şey olursa; kim bakar oğluma der kim!? Allah önce oğlumu, sonra beni alsın yanına’ diye dua eder, yazmasının bir ucu ile gözlerini kurulayarak.
Her birimiz bir engelli adayı ya da engel sahibi can parçasına sahip olabiliriz. Farkındalığın artması, en güzel kutlamadır bence; üstelik sadece engelliler haftasında değil her daim….
Sevgiyle kalın…

- Yeni Alanya Gazetesi, Hülya Arık tarafından kaleme alındı
https://www.yenialanya.com/makale/3898393/hulya-arik/farkindaligin-artmasi-en-guzel-kutlamadir