Ergenlikte yaşanan bu probleme 'Stop' deyin

Merve Kaya
Merve Kaya

"YETİŞKİNLİĞE

ilk adım" evresi olan ergenlik döneminde büyüme ve gelişim oldukça hızlıdır. Enerji ve besin ögelerine olan ihtiyacı arttıran bu hızlı gelişim, artan ihtiyaçlarını karşılamasında gencin karşısına çeşitli sorunlar çıkarır. Ergenlik, çocukların hızla büyüdükleri, metabolizmalarının hızlandığı, dolayısıyla kalori ihtiyaçlarının ve iştahlarının arttığı bir dönemdir; ancak bu dönemde edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve çarpıtılmış düşünceler, genci içinden çıkamayacağı sıkıntıların içerisine sürüklemektedir. Gencin olumsuz yaşam şekli ve bilinçsizliği nedeniyle kazanmış olduğu hatalı alışkanlıkları, bu sorunların en başında gelmektedir. Çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemi olarak tanımlanan ve gencin 'kimlik arayışı'na girdiği ergenlik döneminde kızların ve erkeklerin büyüme ve gelişme hızları birbirinden farklıdır. Kızlarda 11-12 yaşlarında, erkeklerde ise 11-14 yaşlarında başlayan bu dönem de fiziksel görüntünün 'güzel' olması, gencin olmazsa olmazıdır. Hatta 'güzel, en güzel' olabilmek için türlü türlü yolları deneyebilirler, hiç olmadıkları kadar cesaretli olarak.

Özellikle 'zayıf olmanın, manken gibi bir vücuda sahip olmanın' son derece önemli olduğu bu dönemde özellikle genç kızlar 'hızlı büyüme'ye kafa tutar bir bilmişlikle kafadan dolma, oradan buradan duyma, aslı astarı olmayan diyetlerle (!) kendilerini zayıflamaya mecbur tutmaları, çeşitli hastalıkları beraberinde getirmektedir.

Beğenilme, göz kamaştırıcı olma, aşırı güzel olma, zayıf olma, model aldığı oyuncu veya sanatçı gibi olma isteği bazen öyle bir seviyeye gelir ki gencin kontrolünü kaybetmesine sebep olur. Sonrası mı? Sonrası yeme bozuklukları, tehlikeli hatta hayati sorunlar ve olumsuz benlik imajı. Peki, gençlerde en sık karşılaştığımız yeme bozuklukları nelerdir?

ANOREKSİYA NERVOZA’NIN PSİKOLOJİK VE FİZYOLOJİK ETKİLERİ NELERDİR?

Anoreksiya Nervoza, çoğunlukla kendi kendini, ölüm derecesinde, aç bırakarak hiçbir şey yememe hastalığıdır. Anoreksiya Nervoza'lı hastalar genellikle aç olmalarına rağmen kendi istekleri ile yemek yemeyi reddederler. Vücut ağırlığı ya da biçimini algılamada bozukluk vardır. Başkalarının kendisiyle 'Şişko' diyerek dalga geçeceğini düşünüp, yemek yemezler. Çünkü onlara göre yemek yemek, kilo almak demektir. Beden şekli ve kilo hususunda yapılacak olan herhangi bir yorum, bu kişileri diyet yapmaya teşvik eder. Önceleri sıklıkla şekerleme ve tatlılardan uzak durma ile başlayan diyet, daha sonra şişmanlatacağı düşünülen tüm yiyeceklerin zihinden uzaklaştırılmasıyla devam eder ve bütün öğünlerin azaltılmasıyla da son bulur. Hastalar günlerini spor salonlarında, saatlerce egzersiz yaparak geçirebilirler. Uykuda geçirilen süre azalır. Fiziki muayene sonrası, vücut yağının çoğunu kaybeden hastalarda bir deri bir kemik görünümü oluşur. Yanak kemikleri belirginleşir ve gözler çukurlaşır. Deri ve saçlar kurur, tırnaklar sertleşip kolayca kırılmaya başlar. Kalp atışlarında yavaşlama; nabız sayısı, kan basıncı ve tansiyon da düşüşler görülür. Hastaların hormon düzeyleri değişir ve orta düzeyde kansızlık(anemi)görülebilir. Bazı hastaların saçları dökülür, bedenlerinde tüylenmeler başlar. Hastalar genellikle ebeveynlerinin/eşinin ilgisini gereksiz ve abartılı olarak nitelendirebilirler. İyi olduklarını ve yalnız kalmak istediklerini söylerler. Sorulan sorulara “Evet” “Hayır” şeklinde kısa yanıtlar vermeyi tercih eden Anoreksiya hastalarında; sosyal geri çekilme, küskünlük, huysuzluk, inatlaşma, kararsızlık ve depresyon içeren çeşitli davranışsal değişiklikler görülür.

BULİMİA NERVOZA VE ERGENLİK

Bulimia Nervoza, denetimi yitirmiş olma duygusunun eşlik ettiği yineleyen büyük miktarlarda yeme ataklarından oluşan ve kişinin hayatını kâbusa çeviren bir hastalık türüdür. Toplumsal müdahale, karın ağrısı veya bulantı, tıkanırcasına yemeyi sonlandırır ve sıklıkla bunu suçluluk, depresyon ve kendinden iğrenme duyguları izler. Anoreksiya nervoza hastalarının aksine Bulimia Nervoza hastaları normal beden ağırlıklarını koruyabilmektedirler. Bulimia Nervoza’nın görülme sıklığı Anoreksiya Nervoza’dan daha yüksektir. Genç kadınların yüzde 1 ila 3’ünde bulunduğu tahmin edilen Bulimia da Anoreksiya gibi çoğunlukla kadınları hedef almaktadır. Bulimia Nervoza, genellikle Anoreksiya Nervoza’dan daha geç, ergenliğin sonları veya erken erişkinlikte görülmektedir.

Bulimia sorunu yaşayan ergen kendine güvensiz, çekingen ve anoreksikler gibi mükemmeliyetçidirler. Aile yapılarına bakıldığında stresli, dağınık ve ilgisiz aile yapıları olduğunu görülür.

TEDAVİ SÜRECİ

Gerek anoreksiya gerekse bulimia hastaları, genellikle tedavi edilmeyi gerektiren bir rahatsızlıkları olduğunu kabul etmezler. Tedavi edilmeyen ya da tedaviye geç kalınmış anoreksililerin sonu ne yazık ki ölümle bitebilmektedir. Öncelikle tedavinin 2 amacı vardır. Bunlardan ilki, hastaya normal beslenme ve yeme alışkanlığı kazandırmak, diğeri ise hastanın yeme problemine ilişkin psikolojik sıkıntılarını, beraberce, ele almaktır. Farmakoterapi(ilaçla tedavi), psikoterapi, bilişsel davranışçı terapiler ve aile terapileri yeme bozukluklarının tedavisinde oldukça etkilidir. Bu konuda diyetisyen, dâhiliye uzmanı, psikolog, psikiyatr ve beslenme uzmanlarının ortak çalışmaları, tedaviden olumlu sonuç alınabilmesi için gerekli ve önemlidir. Terapistle hasta arasındaki pozitif ilişki de tedavinin seyri açısından mühimdir. Hastalar tedaviye tepki olarak, aşırı direnç gösterebilirler. Böylesi bir durumda tedavi sürecini yürüten uzmanlar, sabırlı ve istikrarlı olmaya özen göstermelidirler. En etkili tedavi bireysel (bilişsel-davranışçı ve dinamik psikoterapi) ve aile terapisi ile kombine edilen ilaç tedavisi ile mümkündür. "Hayat güzel, kuşlar uçuyor" der, C. Süreya, o hesap en güzel çağlarınızı kendinize zindan etmeyin. Sağlıklı günler!

- Yeni Alanya Gazetesi, Merve Kaya tarafından kaleme alındı
https://www.yenialanya.com/makale/3894809/merve-kaya/ergenlikte-yasanan-bu-probleme-stop-deyin