Alanya çarşısından bir Saksağan Ali geçti

Oğuz Korum
Oğuz Korum

Marmaray'da İstanbulkart'ına para yüklemek isteyen kadının, makineye koyduğu parasını kargaya kaptırması Türkiye’de çok konuşuldu. Bu olayın bir benzeri Alanya’da da yaşanmıştı
Değerli dostlar yıl 1967, bu yazımızda sizleri 50 yıl öncesine götüreceğiz

ŞEHİR-i Alanya anılar ile dopdolu… Şehirler vardır anıları, renkli simaları, karakterleri, lezzetleri siner tarihine. Şehrin anıları dilden dile anlatılır. Yazımızın kahramanı bir kuş, bir ala karga, bir saksağan.

Şehir-i Alanya,
Oba’sında Topaloğlu Çatlak Çavuş’u,
Dim Alakise’sinde Cavur Ali’si,
Bademağacı’nda Tozlu Veli’si,
Bucakoluğu’nda Kara Kösesi,
Bucak köprüsünde Makaryosu,
Gaba Beledan’da Gucuş Emmi’si,
Merkezinde merhum Takavit Ahmet’i,
Topal Hüsnü’nün merhum Hayri Emmi’si,
Delileri merhum Çıt dayısı, merhume metelik Ayşe ablası, merhume Dürdane ablası, merhum Dimli Kerim’i, merhum Deli Duran’ı, merhum Deli Yıldırım’ı, merhum Yarın Cuma İbrahim’i, merhum Obalı Başkan Hasan’ı. Evet o kadar çok ki… Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş, çoğu bu dünyadan göçüp gitti.
Dediğimiz gibi yıl 1967, Alanya ve Alanya çarşısı kendi dinginliğini, kendi sakinliğini yaşamaktadır. Alanya merkez nüfusu 15 bin civarındadır. Bu yıllarda Alanya Hükümet Caddesi ticaretin ve sosyal hayatın en hareketli bölgesidir. O yıllarda sanayi çarşısı yoktur. Bu işlevi Alanyalıların ‘Demirçilik’ dediği çarşı üstlenmektedir. Kalaycı, sıcak demirci, çilingir, nalbantlar Demirçilik Çarşısı’nda sanatlarını icra etmektedir. Bu yıllarda şimdilerde aquapark dediğimiz polis lojmanının arkasındaki alan da hareketli alanlardan birisidir. Çünkü burada gübre garajı vardır. Özellikle Konya ve Akseki’den getirdikleri davar gübrelerini Alanyalı muz üreticilerine satan gübre satıcıları vardır. Gübre garajındaki kahvehanelerden birini ‘Şarapsalı Kemal’ lakabı ile bilinen Mehmet Kemal  Uysal çalıştırmaktadır. Kendisi 1930, Alanya doğumludur ve 2005 yılında vefat etmiştir. Karakter olarak muzip birisidir. Bir keresinde pek çok Alanyalı’yı şöyle kandırır, ‘Amerika’dan gelen bir heyet Alanya’dan çok büyük canlı keler (kertenkele) satın almak istemektedir. Adamlar 10 gün içerisinde Kahvehaneye gelecekler. Kelerleri Amerika’da kuracakları hayvanat bahçesinde çoğaltacaklarmış. Siz yakaladığınız kelerleri getirin, size para kazandırıvereyim’ der. Bu sözlere inanan pek çok Alanyalı gerçekten de söylenen günde kahvehaneye yakaladıkları kelerleri getirirler. Bu seferde Kemal Uysal ‘Kelerleri dişi ve erkek olarak ayırın’ der. Kelerleri getirenler bir oyuna geldiklerini fark ederler ve hayal kırıklığına uğrarlar. 
Dediğimiz gibi Şarapsalı Kemal muzip birisidir, muziplik yapmadan duramaz. Bu sefer de Gündoğmuş’tan bir ala karga saksağan yavrusu buldurarak işlettiği kahvehaneye getirir. Kahvehaneye özel yaptırdığı bir kafes içinde saksağan yavrusunu beslemeye başlar. Maksadı bu kuşun etrafındakilere muziplik yapmasıdır. Çünkü bu kuşlar karakter olarak muziptirler. Özellikle de bu kuşa araba lastiklerinin hava kapaklarını açarak havasını saldırmayı öğretir, kuşun adını Ali koyar. Saksağan Ali gübre garajı bölgesinde büyür. Şarapsalı, kanatlarını çok uzaklara uçmasın diye keser. Saksağan Ali sabahları kafesinden çıkar, akşam aynı yerine gelir.

                             SAKSAĞAN ALİ’NİN MUZİPLİKLERİNDEN ANILAR
Saksağan Ali, gübre garajı bölgesinden sonra Alanya çarşı merkezi, Hükümet Caddesi ve Kuyularönü Cami bölgesine de alışır. Bu bölgelerde bakım çok iyi olduğu için kendisine buralarda samimi dostluklar kurar. Yonga Sanayi lakaplı merhum Cengiz Akay her gün Ali’ye kıyma getirir. En sevdiği yiyecek kıymadır. Cengiz Akay, Ali’ye kıyma yaptırtır. Bunun karşılığında Ali, Cengiz Akay’ın omzuna binerek teşekkür eder. Yine aynı bölgede Kuyularönü Camisi’nin önünde un satan merhum Melek Hoca, manav Telgrafın Halit Ağa manav dükkanında beslerler. Kendisini sevenleri bilir, kıyma getirenlere muhabbet besler. Bunlardan biri de Muhammer Kambur’dur. Muhammer Kambur’un sırtından hiç inmez. Yine Şevki Kucur’u da sever, dükkanına hiç zarar vermez. Terzi Süleyman, Nadire’nin Fevzi sevdikleri arasındadır. Hububatçı Hulusi Kerim Ağa da iyi dostuydu. Bu arada eski mekanı olan gübre garajını da ziyaret etmeyi ihmal etmez. Zaman zaman o yıllarda üzerinde ‘Sağlık olsun’ yazan dolmuşun üzerine binerek Okurcalar’a kadar gider, gelir. Çünkü dolmuşçu kendisini kuru üzüm ile beslemektedir. Yine Hasan Herçiçek adlı dolmuşçu ile arkadaş olduğundan dolmuşun üstüne biner ve onunla da gezmeye gider. Bir keresinde gübre garajında Arap Mehmet’in Hüseyin lokantasından kovduğu için öfkelenir ve lokantanın tabaklarını kırar. Bir hafta Saksağan Ali’yi kıyma ile besler ve arayı düzeltirler. Ali’nin muziplikleri bitmez, bazen Kuyularönü Camisi’nde namaz kılanların takkesini götürür. Mahperi Lokantası’nda kafa çekenlerin rakı bardağını devirir, bisikletlerin siboplarını gevşeterek hava salar.
 ALİ’NİN YILDIZININ BARIŞMADIKLARI
Merhum Bostancının Rüştü’nün o dönemlerde şimdilerin Müftüler Caddesi’nde çilingir dükkanı vardır. Bir gün Bostancının Rüştü bahçelerde kullanılan ilaç pompasının küçük parçasını elinde tutarak kontrol ederken, Saksağan Ali elinden kapıp kaçırıyor. Bostancının Rüştü ile Ali’nin yıldızı bir türlü barışmıyor. Yine en fazla uğraştıklarından biri merhum Şekerci Rasih’tir. Şekerci Rasih Hükümet Caddesi’nde bakkaliye, gıda ve şekerleme üzerine çalışmaktadır. Ben kendisi ile seneler önce konuştuğumda şöyle demişti: 
“O devirlerde özellikle bizim kurabiye satışlarımız çok olurdu, kendimiz üretiyorduk. Alanya’da en iyi ve en fazla kurabiyeyi biz satardık hatta bizim ürettiğimiz kurabiyeleri çok eskilerden seyyar olarak satan vardı. Biz kurabiyeleri genelde dükkanın dış bölümünde satardık. Saksağan Ali bizim kurabiyeleri devamlı aşırırdı ve bizim dükkanın içini çok karıştırırdı. Baş edememiştik hatta bize “Ara sıra kıyma verin, arayı düzeltin” demişlerdi. Biz de vermiyorduk. Ali’nin ölümünden sonra “Keşke verseymişiz” diye çok üzüldük. Bir keresinde dükkanın önünde elimizdeki kağıt parayı kapıp kaçtı, ancak parayı tekrar kaldırıma koymuştu.”
SAKSAĞAN ALİ’NİN SENET HIRSIZLIĞI
Saksağan Ali, tüccar, Philips Radyo Bayisi Ali Gökçe’nin dükkanından senet çalar ve senetleri Kuyularönü’nün çınar ağacına saklar, sonra senetler yere düşer ve senetleri bulurlar. Görünen o ki Ali ile iyi geçinmek için Ali’ye ara sıra da olsa kıyma ikram etmek gerekiyormuş. Kıyma verenler ile gayet dostane geçinmiş, dükkanlarına da ilişmemiş.
ALİ’NİN KAMYON ALTINDA EZİLMESİ 
1970’in başıdır. Ali yavru iken büyüdüğü gübre garajı bölgesindedir ve yine muzipliklerine devam etmektedir. En büyük muzipliklerinden birisi arabaların sibop lastiklerini gevşeterek havalarının söndürülmesini izlemektir. Akseki Süleyman isminde bir gübrecinin kamyonunun havasını salmaktadır. Araba hareket etmek üzeredir, aslında Süleyman, Ali’yi çok sevmektedir ancak Ali’den habersizdir. Geri geri gelirken Ali’yi ezer. Aksekili Süleyman çok üzgündür ve gübre garajı sakinleri üzgündür. Haber, Alanya çarşısına ulaşır. Aksekili Süleyman “Bir silah alın, çekin beni vurun. Ben bunu nasıl yaptım” der ancak her şey bitmiştir. O günden bugüne bu kuşun, Saksağan Ali’nin hikayesi dilden dile anlatılır. Beni de etkileyen bir kuştur. İstedik ki Saksağan Ali’nin hikayesi unutulmasın. Bu sebepten dolayı Vizyon’un sayfalarına taşıdık. Şehirleri şehir yapan yaşayan anılarıdır. Etkililere ve yetkililere şunu söylemek istiyoruz; gelin şehrin anılarını, sembollerini,hikayelerini ölümsüzleştirelim. Bunu balmumu heykellerle yapabiliriz. Geliniz Kuyularönü Meydanı’na veya Ali’nin ezildiği bölgeye hikayesi ile bir heykelini yapalım. Şehir nesilden nesile anıları ile yaşayıp dursun. Eski Alanya’ya ve anılarına hep selam olsun.

Saksağan Ali bir ala kargaydı.

1967 Alanya’sından bir görünüm.

1970’li yıllarda Saksağan Ali’nin gezdiği Hükümet Caddesi.

Saksağan Ali’yi büyütüp, Alanya gübre garajına alıştıran merhum Şarapsalı Kemal ve arkadaşları.

Oğuz Korum ve Saksağan Ali’nin sürekli kurabiyelerini çaldığı merhum Şekerci Rasih.

Ali Gökçe
Cengiz Akay

- Yeni Alanya Gazetesi, Oğuz Korum tarafından kaleme alındı
https://www.yenialanya.com/makale/3799780/oguz-korum/alanya-carsisindan-bir-saksagan-ali-gecti