banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472

Kuran bilimsel gerçeklere işaret ediyor

Kuran 1400 sene önce ilmin ışığını bize yakmıştır. Günümüzde yapacağımız tek şey Kuran'ın bilim ve eğitimi emreden veya tavsiye eden ayetlerin ışığından faydalanmaktır

YAŞAM 23.07.2014, 19:07 22.07.2014, 18:08
Kuran bilimsel gerçeklere işaret ediyor
banner404
KURAN'IN çağımız ve sonrasına tuttuğu bilim ışığını anlayabilmemiz için Kuran-ı Kerim gelmezden önceki karanlığı iyi tanımamız gereklidir. Kuran öncesi devir, adı üstünde ‘Cehalet Devri’dir. Ne kötülük ararsanız var. Tek Allah inancı (Tevhid Akidesi) kaybolmuş, yerini çok tanrıcılık almış. Kan davaları alabildiğine çoğalmış. O devirde insanlar birbirini acımasızca öldürüyor; kuvvetli zayıfı daima eziyor; insanlar köle pazarlarında satılabiliyor. Hak-hukuk unutulmuş, yerini zulüm almış. Kadınlar tahakküm altında. Kız çocukları diri diri toprağa gömülecek kadar vahşet büyümüş. İsteyen istediği sayıda kadınla evlenebiliyor. Cehaletin karanlıklarında kötülükler kol geziyor. İşte bu karanlıklara Kuran güneşi doğuyor ve ışıkları çağımızı hatta gelecek çağları da aydınlatıyor. Ne gibi ışıklardır bunlar? Birkaç ana başlık altında özetlemeye çalışalım.
BİLİM VE EĞİTİME VERİLEN ÖNEM
‘Kuran’ kelimesinin bir anlamı da ‘Okumak’ demektir. Hazreti Peygamber (SAV)’e ilk inen ayetin de “Oku” emri olduğunu düşünürsek cehaletin üzerine ne büyük bir ışık saçıldığını kolayca anlarız. Gene Kuran’ın “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” manalı sorusu ile insanların açıkça bilim yarışı içinde olmalarını istemektedir. Buna dayalı olarak Hazreti Muhammed’in (SAV) “İlim her erkek ve kadın üzerine farzdır”, “İlim Çin’de dahi olsa alınız”, “En faziletli sadaka Müslüman’ın ilim öğrenip sonra onu Müslüman kardeşine öğretmesidir” gibi sözlerini sıralamak mümkündür. “Allah (cc) beni sizlere bir muallim (öğretici) olarak gönderdi” diyerek kendisinin insanları eğiten bir öğretici olduğunu belirtmiştir. Nitekim hayatı boyunca bize eğiticilik görevini yapmıştır. Bedir Savaşı’nda esir olarak karşı taraftan ele geçen her kimse için 4000 dirhem kurtuluş akçesi takdir edilmişken okuma-yazma bilenlerden her biri Medineli 10 Müslüman’a bunu öğretmek karşılığında hürriyetlerine kavuşmuşlardır. Böylece ilk okuma yazma seferberliği de başlamıştır.
BİLİMLE İLGİLİ 750 AYET 
Kuran-ı Kerim de fıkıh ilminin sahasına açıkça giren 150 kadar ayete mukabil, fizik, kimya, astronomi, biyoloji, tıp gibi sahalara dair 750 kadar ayet vardır. Peygamberimiz eğitim müesseselerini de cennet bahçelerine benzetir: “Cennet bahçelerine uğrarsanız onlardan faydalanın, istifade edin”. Sahabe-i Kiram “Cennet Bahçeleri nedir?” diye sorduklarında ”İlim meclisleridir, öğretim yerleridir” cevabını vermişlerdir. Diğer taraftan “Ya bilgin ol, ya öğrenci ol veya dinleyici ol, dördüncü olma helak olursun” demiştir. Çalıştığımız, ilme kulak verdiğimiz zamanlar çok ileri gitmişiz. Mesela matematik biliminin temelini teşkil eden cebiri Cabir isminde bir Müslüman bulmuştur. Operatörlüğün mucidi Ebul Kasım Zehravi’dir. Fahrettin-i Razi mikrobu keşfetmiş, çiçek ve kızamık aşılarını geliştirmiş, kalp sektelerine hacamatı kullanmış, böbrek taşlarını ilk defa ilaçla eritmiştir. İbn-i Sina şeker hastalığını keşfetmiş, civa ile tedavi usulünü getirmiştir. Büyük hesapçı Harizmi rasathaneyi kurmuş ve dünyanın çevresini 24 bin mil olarak ilk defa hesap etmiştir. El-Biruni, dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylemiştir. Çekim kanunu bulmuştur. Fizik ilminin temellerini İbn-i Hazen atmıştır. Yani Kuran’ın tavsiyelerine uyulduğu zaman Müslümanlar ilimde, teknikte ilerlemişlerdir. Bırakınca da cehalet karanlıklarına düşmüşlerdir. Parlak devirlerinde Müslümanlar, Haçlı seferleri, Endülüs yolu ve Sicilya tesiriyle Avrupa’ya ışık saçmışlardır. Rönesans’a tesir etmişlerdir.
İSLAM DİNİNDE İNSAN HAKLARI
Cahiliye devrinin karanlıkları içinde boğuşan, didişen, itişen, birbirine zulmeden, ezen-ezilen topluma tek Allah inancını getirdikten sonra Kuran “İnananlar ancak kardeştirler” diyerek onlara kardeşliği getirmiştir. Onların sevgi-saygı kardeşlik içinde yaşamalarını, birbirlerine zarar vermemelerini, haksızlık yapmamalarını, kan davalarını terk etmelerini istemiştir. “Dinde zorlama yoktur” diyerek İslam’a zorla girmeyi değil, gönülle ve kişinin kendi idaresi ile girişini esas kabul ettiğinden diğer dinlerde olanlara kendi dinlerini yaşama hürriyetini vermiştir. Çok dinli, çok uluslu olarak 600 sene hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu bunun en güzel örneği olmuştur. Fatih İstanbul’a girdiğinde herkesi dininde, ibadetinde serbest bırakmıştır. Hazreti Ömer Kudüs’ün teslimine dair bir akidnameyi imza edince sağ tarafında Patrik Sefranius’u bulundurarak Kudüs’ü gezdi. Hz. Peygamber’in Akabe tepesinde Hz. Peygamber ile Medine Şehrinin 12 temsilcisi arasında imzalanan mukavelede Kuran’ın getirdiği şu hususlar vardı
 a- Tek Allah’a inanılacak ve ibadet edilecek (Tevhid inancı).
b- Hırsızlık edilmeyecek.
c- Zina yapılmayacak.
d- Kadınların şeref ve haysiyetini kıracak hareketler yapılmayacak ve iftira edilmeyecek.
Hz. Peygamber (SAV) Veda hutbesinde insanların eşitliğini vurgulamış, Arabın-Aceme, beyazın-siyaha üstünlüğü olmadığını belirtmiştir. Kuran-ı Kerim ise “Muhakkak ki Allah (cc) yanında en değerli olanınız takva sahibi olanınızdır” diyerek insanların Allah katında birbirine üstünlükleri ancak yaptıkları iyi ameller ile ölçüleceğine işaret edilmiştir. Aynı Hutbe’de kan davalarının kaldırıldığı tekrarlanmıştır. Bir başka hadisinde “Müslüman’ın Müslüman’a kanı, malı, ırzı haramdır” buyurmuştur. Görülüyor ki İslamiyet hürriyet, eşitlik, yaşama hakkı, özel hayatın masuniyeti, ırz, namus, şeref ve haysiyetin korunması haklarını getirmiştir. Yüzyıllar sonra bu haklar İnsan Hakları Beyannamesi’nde “Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır” denilmiştir. “İslam” kelimesinin bir manasının da ‘Barış’ olduğunu düşünürsek İslam dininin barış, dostluk ve kardeşliğe ne büyük önem verdiğini anlamış oluruz.
BİLİME IŞIK TUTAN AYETLER
Kuran’ın birçok ilmi gerçekleri önceden haber verdiği gün geçtikçe anlaşılıyor. Çağımıza kadar bazı ilmi gerçeklere ışık tutan bir kısım ayetlerden misal vermek istiyorum. Bunlardan bazıları şunlardır:
DÜNYANIN DÖNÜŞÜ
Dünyanın döndüğü neml ve yasin surelerinde açıkça haber veriliyor. “Ve sen dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar, bulutların gitmesi gibi giderler. Bu her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır. Şüphesiz ki o, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” Yasin suresinde de “Her biri bir yörüngede yürürler” buyrularak ayın, güneşin yerin döndüğü işaret edilmektedir. Oysaki Galile bu ayetten 1000 sene sonra 17’nci yüzyılda “Dünya dönüyor” dediği için idama mahkûm edilmiştir.
DÜNYANIN KÜRE ŞEKLİNDE OLUŞU 
Naziat suresinde “Sonra arzı söbüleştirdi” denilerek dünyanın elips şeklinde olduğu, Zümer Suresi’nde de dünyanın küre şeklinde olduğu belirtilmektedir.
PETROLÜ HABER VERİYOR
A’la suresinde “O (allah) merayı çıkardı. Sonra da onu siyah bir gussaya (sel suyu) çevirdi” buyruluyor. Bilim adamları, arzın ilk canlı örtüsünün eğrelti otu ve alg meraları, bu meraların daha sonra büyük jeolojik olaylarla toprak altına intikal etmiş, orada özel bir oluşumla petrole dönüştüğünü belirtiyor.
SU VE HAYAT 
Enbiya Suresinde “İnkâr edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? yine de inanmıyorlar mı?” buyrularak canlıların hayatının sudan olduğu belirtilir.
AYA ÇIKILACAĞINI HABER VERİYOR
“ufuklardaki kudretimizi göstereceğiz and olsun ki sizler tabakadan tabakaya binip o ay’a gideceksiniz.”
Yorumlar (0)