Sosyal medyanın politik acıları 

2004 yılında ilk kez kurulduğu zaman Facebook’u biraz hatırlar gibiyim.
“Bu iyi bir şey mi?”, “Girersek fazla meraklı gibi olur muyuz?”, “Bilgilerimizi verirsek nasıl olur?” diye düşünürken yarı çekingen, yarı ciddi bu mecrada bulduk kendimizi.
Açıkçası bu kadar büyüyeceğini hiç de tahmin etmedik.
Çünkü o dönemlerde elimizde akıllı telefonlar da yoktu. Ülkemizde devrim gibi ortaya çıkacak olan Iphone bile 2010 yılında tanıtılacaktı.
Sadece bilgisayarlardan girdiğimiz, bugün konuştuğumuz 3G, 4G ve 5G olmadığı dönemlerde dolayısıyla binlerle ölçülen değil birkaç yüz civarında arkadaş edinebilirdik.
O güne kadar popüler olan uygulamalar dolayısıyla çoğu kişi, bu iletişim araçlarını karşı cins ile sohbet etmek için kullanırdı. Doğal olarak o zamanlarda birçok arkadaş da sosyal medyanın bir arkadaşlık ve sohbet havasında gelişeceğini de düşündü.
O günlerden bugünlere kadar geldik.
Artık herkesin bir kimliği gibi bir sosyal medyası var ve neredeyse kişisel bilgilerinin tamamına yakınını bu mecralarda paylaşıyor.
Bazı durumlarda bir kişiyi, belki de yüzyüze görmekten çok daha doğru şekilde tanımanızı sağlıyor.
Buraya kadar tamam.
Peki politikacılar için sosyal medya ne anlam ifade ediyor?
Veya, haklı olarak bana sorabilirsiniz.
"Politikacılar neden sosyal medyaya acı çektiriyor?"
İsterseniz başlayalım.

*

Onur Öymen’i değerli bir politikacı olarak çoğunuz bilirsiniz.
Onun bir kitabını almıştım yıllar önce.
Adı “Bir Propaganda Silahı Olarak Basın”dı.
Tamamını henüz okumadım ve çok değerli içeriği olduğunu biliyorum, muhtemelen birçoğumuz da okumamıştır.
Ancak başlığı bile konumuzu anlatmaya yeter.
Politikacı için basın, gerçekten bir propaganda aracıdır.
Bazıları onu silaha dönüştürüp dünyayı yok etmeye, bazıları demokrasiyi inşa etmeye uğraşır o ayrı konu.
Dolayısıyla bir politikacı için sosyal medya da kesinlikle bir propaganda aracıdır. Başka hiçbir anlam ifade etmez.
Politika, kelime anlamı olarak, “Yol, yöntem tayin etme” demektir. Dolayısıyla sosyal medya, bir politikacı için kitleleri en kolay yoldan ikna edeceği bir alandır.
Tabi ki bunun için önce, kitleleri peşinden sürükleyecek fikre sahip olması da gerekir.
Peki günümüzde politikacılar sosyal medyayı hangi amaçla kullanıyor?
Devam edelim.

*

Birkaç gruba ayırmak mümkün.
Birinci gruba, olması gerektiği gibi kullananlar diyelim.
İkinci grup ise politikacı olmasına karşın sosyal medyayı sıradan bir kullanıcı gibi kullananlar. Yani sosyal medya bağımlıları gibi gördükleri her şeyin fotoğrafını çekmekte üstlerine yok. Hastane ajitasyonları onlar için olmazsa olmazlar.
Üçüncü grup ise “kendine politikacı” olanlar. Bunlar politikacı olduğunun farkında olarak, sadece kendi işlerine gelen şeyleri paylaşırlar. Aynı partiden olsa da muhalifi olarak gördüğü kişiyi asla beğenmez, etiketlemez ve paylaşmaz. Dostları ile en ufak bir çay içme muhabbetini bile kaçırmaz, kendi popülaritesine oynar.
Dördüncü ve son grup ise mazlum kendi haline politikacılardır. Akıllarında kötü bir düşünce yoktur ama günlük sıradanı aşan paylaşımların ötesine geçemez ve beğeni de almazlar.
Peki halk politikacıların ne kadar farkında?

*

İşte politikacıların acı çektirdiği nokta burada.
Son zamanlarda sosyal medyadan can sıkıcı içerikler yüzünden kaçan kitleye politikacılar tuz biber ekiyor.
Zaten sosyal medyaların son dönemlerde getirdiği yeni algoritma ile, aslında kimse birbirini yeteri kadar da görmüyor.
Çoğu politikacının paylaşımı, kitlelere ulaşmaktan çok da uzak durumda.
Üstelik sıradan veya sadece gösteriş için yapılan paylaşımlar kitleyi daha da uzaklaştırıyor, hiç görülmeden kaydırılan iletilerin başında geliyor.
Politikacılar kendi ayağına sıkmaya devam ediyor.
En büyük propaganda aracını hakkıyla kullanmaları dileğiyle.
Hepinize saygılar sunuyorum.

YORUM EKLE

banner517

banner516

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479