Araştırmalara göre ‘mucize’ gerçek olabilir!

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Öner, ‘tedavisi olmayan’ hastalıklarda kök hücrenin birkaç yıl içerisinde rutin tedavi olarak uygulanabileceğini söyledi. İşte o çarpıcı araştırmadan umut veren ayrıntılar...

Araştırmalara göre ‘mucize’ gerçek olabilir!
banner404

BUGÜN ülkemizdeki sayıları 400 bini bulan tavukkarası hastaları ve diğer retina hastalıklarında umut verici bilimsel bir araştırma sonuçlandı. Toplam 57 hasta üzerinde yapılan kök hücre çalışmasının sonuçlarının oldukça olumlu olduğunu ve hastaların görme yetisinde büyük ölçüde fayda sağlandığı belirtildi.
2000’li yıllara kadar tıpta tedavisi olmayan birçok göz hastalığı için ümit verici çalışmalar var. Onlardan biri de kök hücre! Bugün kemik iliği naklinden kıkırdak dokusu hasarlarına dek birçok alanda kendisini ispatlayan kök hücre, mucizesini şimdi de gözde konuşturacak. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Öner, başta tavukkarası hastaları olmak üzere, kuru tip sarı nokta ve Stargardt hastalığı gibi diğer retina hastalıklarında kök hücre uygulamalarına yönelik yaptıkları araştırmada çarpıcı sonuçlar elde ettiklerini belirterek “Üç fazda toplam 57 hasta üzerinde yaptığımız çalışmalarda umut verici sonuçlar aldık. Hastaların büyük kısmında görme ile ilgili fonksiyonlarda düzelme saptadık. Sağlık Bakanlığı ile işbirliğimiz devam ediyor ve kök hücre tedavisini rutin bir tedavi şekline dönüştürmek için gayretlerimiz devam ediyor. Kök hücrenin birkaç yıl içerisinde göz hastalıklarında rutin bir uygulama arasına gireceğine inanıyorum” diye konuştu. 
İlk çalışmalar 2015’te başladı 
Gözde kök hücre uygulamalarına yönelik ülkemizde ilk çalışmalar 2015 yılında başladı. Prof. Dr. Ayşe Öner önderliğinde Erciyes Üniversitesi’nde yapılan çalışmanın ilk fazı 14, ikinci fazı da ileri evre 20 hasta üzerinde gerçekleşti. Araştırmanın üçüncü fazı ise Acıbadem Kayseri Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi işbirliğiyle 23 hastada gerçekleştirildi. Özellikle faz 2 ve 3’te hastaların büyük kısmında umut verici sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Öner, yapılan toplantıda, araştırma sonuçlarını açıkladı. Prof. Dr. Ayşe Öner şöyle konuştu: “Kök hücreler, kendi kendine yenilenme ve olgun hücrelere farklılaşma kabiliyetine sahip olan, ayrışmamış hücrelerdir. Ben bunlara ‘bebek hücreler’ diyorum. Nasıl şekil verirseniz öyle şekil alıyor. Araştırmalarımızda kök hücreler sayesinde özellikle halk arasında ‘tavukkarası’ ya da ‘gece körlüğü’ olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalarında ve diğer retina hastalarında görme yetilerinin güçlendiğini, ölmekte olan hücrelerin de ölmesini yavaşlattığını ve özellikle faz 2 ve 3’te hiçbir yan etkisinin olmadığını gördük. Lokal anestezi ile gerçekleştirilen bu cerrahi işlem hastayı uyutmadan 20 dakika sürüyor. Çalışmalarımızın ardından gördük ki; göz kök hücre kullanmak için en uygun organlardan biri. Halen 100 kişilik bir hasta grubumuz için Sağlık Bakanlığı’nda değerlendirmede olan başvurumuz var ve hasta sayımızı giderek arttıracağız.” 
Erken teşhis çok önemli
Özellikle akraba evliliklerinde sık rastlanan, genetik geçişli bir hastalık olan tavukkarasında 150’den fazla genin sorumlu olduğunu, bu nedenle hastalığın seyrinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ayşe Öner, hastalığın teşhisi ne kadar erken olursa tedavisinin de o kadar fazla etkili olacağını ve bu nedenle anne babalara da önemli görevler düştüğünü, özellikle aile öyküsü varsa çocuklarının loş ışıkta ya da hava karardığında görme güçlerini mutlaka kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. 
Kök hücre, ‘çaresiz’ denilen hastalıklara çare olacak! 
Bugüne dek kök hücre ve hücresel tedavi alanında çalışmalarıyla dünya çapında başarılara imza atan Hematoloji Bilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Ercüment Ovalı da toplantıda yaptığı konuşmada şu bilgileri verdi: “Bugün kök hücre ve hücresel tedavinin kullanılmadığı hemen hiçbir alan yok. Her alanda test ediliyor, ama kendisini ispatladığı alan sayısı az henüz. Bugün kendisini en çok kemik iliği naklindeki reaksiyonları kontrol etmekte, iskemik kalp ve damar hastalıklarında, daha da önemlisi bazı kanserlerin tedavisinde ispatlamış durumda. Yine kıkırdak dokusu hasarlarının tedavisinde ve yara iyileşmesinde yıllardır kullanılan bir tedavi. Göz ve diğer hastalıklar ise sırada.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner528

banner516

banner470

banner452

banner449

banner539

banner518

banner481

banner472

banner479