<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber, Son Dakika Antalya Haberleri</title>
    <link>https://www.yenialanya.com</link>
    <description>Antalya ve Alanya haberleri, son dakika gelişmeleri, siyaset, ekonomi ve gündem anında Yeni Alanya’da. Alanyaspor, spor haberleri, deprem ve belediye duyuruları, tüm ilçelerden güncel gelişmeler, hava durumu, namaz ve ezan vakitleri ile nöbetçi eczane bilgilerine yenialanya.com’dan ulaşın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenialanya.com/rss/saglik-haberleri" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Alanya Gazetesi. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Antalya'nın en güncel haber kaynağı olarak tescillidir</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2026 20:18:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/rss/saglik-haberleri"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da engelli sürücülerin ehliyet mağduriyeti büyüyor]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/antalyada-engelli-suruculerin-ehliyet-magduriyeti-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/antalyada-engelli-suruculerin-ehliyet-magduriyeti-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da engelli bireyler, sağlık kurullarının kısa süreli ve standart dışı değerlendirmeleriyle ehliyetlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sakatlar Derneği Antalya Şube Başkanı ve Antalya Kent Konseyi Engelliler Meclisi Başkanı Mehmet Karavural, engelli sürücülerin ehliyet yenileme süreçlerinde yaşadığı bürokratik engellere dikkat çekti. Karavural'ın yaptığı açıklamaya göre, sağlık durumlarında herhangi bir gerileme olmayan engelli bireyler, sağlık kurullarının verdiği kısa süreli kararlar nedeniyle sürücü belgelerini kaybetme tehlikesi yaşıyor. Bu durum, toplu taşımanın yetersiz kaldığı bölgelerde engellilerin sosyal hayata katılımını, iş ve hastane süreçlerini doğrudan tehdit ediyor.</p>

<h3><strong>FARKLI HASTANELERDEN FARKLI KARARLAR ÇIKIYOR</strong></h3>

<p>Aynı engel grubuna sahip vatandaşların farklı illerde veya hastanelerde birbiriyle çelişen raporlar alması, sistemdeki standart eksikliğini göz önüne seriyor. Karavural, bir sağlık kuruluşunun onay verdiği bir kişiye, başka bir kurulun olumsuz yanıt verebildiğini aktardı. Yıllarca trafikte hiçbir sorun yaşamadan araç kullanan deneyimli sürücülerin, sadece birkaç dakika süren tıbbi muayenelerle değerlendirilmesinin adalet duygusunu zedelediği vurgulandı.</p>

<h3><strong>KURULLARDA SÜRÜŞ UZMANLARI YER ALMALI MI?</strong></h3>

<p>Mevcut mağduriyetlerin giderilmesi için tıbbi muayenenin yanı sıra pratik sürüş becerilerinin de ölçülmesi talep ediliyor. Doktorların yapacağı sağlık kontrollerinin gerekliliğine itiraz edilmezken, kurul değerlendirmelerine sürücü kurslarından uzmanların da dahil edilmesi öneriliyor. Böylece kişinin mevcut fiziki durumu, sahip olduğu özel tertibatlı araç ve geçmiş trafik tecrübesi bir bütün olarak ele alınarak daha adil, kişiye özgü bir sonuca varılması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>EHLİYET İPTALİ KORKUSU YAŞAMI ZORLAŞTIRIYOR</strong></h3>

<p>Düzenli periyotlarla ehliyet yenilemek zorunda olan engelli vatandaşlar, her başvuru döneminde iptal kaygısı taşıyor. Ulaşım hakkının eğitim, çalışma ve sağlık hizmetlerine erişimde kilit rol oynadığını belirten Karavural, sürecin şeffaf ve bilimsel kriterlerle yürütülmesi gerektiğini bildirdi. Yetkililere çağrıda bulunulan açıklamada, trafik güvenliğinden taviz verilmeden haksız iptallerin önüne geçecek, engellilerin bağımsız hareket etmesini sağlayacak yeni bir düzenlemenin şart olduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/antalyada-engelli-suruculerin-ehliyet-magduriyeti-buyuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/09/article-4821-cover-1788260961968.jpg" type="image/jpeg" length="71061"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi geçirmişti: Hayranlarına müjdeli haber!]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/kalp-krizi-gecirmisti-hayranlarina-mujdeli-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/kalp-krizi-gecirmisti-hayranlarina-mujdeli-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde kalp krizi geçiren Cem Yılmaz, ÇOMÜ Hastanesi'nde uygulanan balon ve stent işleminin ardından iki günlük takip sürecini tamamlayarak taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde geçirdiği kalp krizinin ardından hastaneye kaldırılan ünlü komedyen Cem Yılmaz'dan sevindiren haber geldi. Paşaköy'deki evinde göğüs ağrısı yaşayan Yılmaz, Ayvacık Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalenin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi'ne sevk edilmişti. Burada anjiyoya alınarak balon ve stent uygulanan Yılmaz, hastanedeki takip sürecinin tamamlanmasının ardından taburcu edildi.</p><h3>İLK MÜDAHALENİN ARDINDAN ÇOMÜ'YE SEVK EDİLDİ</h3><p>Cem Yılmaz'ın rahatsızlandığında 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istediği, göğüs ağrısı şikayeti üzerine ambulansla Ayvacık Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü bildirildi. İlk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla ÇOMÜ Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Ünitesi'ne sevk edilen Yılmaz'ın kalbin ön yüzünü ilgilendiren bir kalp krizi geçirdiği açıklandı. Tedaviyi gerçekleştiren ekip, hızlı müdahalenin kalp kasındaki hasarın sınırlandırılması açısından önem taşıdığına öne çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3>40 DAKİKALIK İŞLEMLE DAMARA MÜDAHALE EDİLDİ</h3><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1788198684393-0.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><p>ÇOMÜ Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit tarafından gerçekleştirilen anjiyoda, kalp kriziyle ilişkili damara el bileğinden girilerek müdahale edildi. Yaklaşık 40 dakika süren işlem sırasında balon ve stent uygulamasıyla damardaki kan akışı yeniden sağlandı. Prof. Dr. Akşit, operasyon sonrasında Yılmaz'ın bilincinin açık ve genel durumunun stabil olduğunu açıklamıştı.</p><h3>İKİ GÜNLÜK TAKİP SÜRECİ TAMAMLANDI</h3><p>Operasyonun ardından olası komplikasyonlara karşı koroner yoğun bakımda takip edilen Cem Yılmaz'ın sağlık durumunun iyi seyretmesi üzerine tedavi planlandığı şekilde sürdürüldü. Hastanedeki iki günlük takip süresini tamamlayan Yılmaz'ın herhangi bir şikayetinin bulunmadığı ve durumunun stabil olduğu belirtildi. İlaç tedavisi düzenlenen ünlü komedyen, 31 Ağustos akşamı saat 19.30 sıralarında hastaneden taburcu edildi.</p><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1788198687395-1.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><h3>KALP KRİZİNDE ZAMAN NEDEN KRİTİK?</h3><p>Kalp krizi, kalp kasını besleyen koroner damarlardan birindeki kan akışının ciddi biçimde azalması veya kesilmesi sonucu ortaya çıkıyor. Damarın tıkanması halinde kalp kası yeterli oksijeni alamadığı için geçen süreyle birlikte doku hasarı riski artıyor. Bu nedenle göğüste baskı, sıkışma veya şiddetli ağrı; sırta, kola, omuza ya da çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme ve bulantı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetlerine başvurulması büyük önem taşıyor.</p><h3>ANJİYO, BALON VE STENT İŞLEMİ NASIL UYGULANIYOR?</h3><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1788198691397-2.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><p>Koroner anjiyografi, kalbi besleyen damarların görüntülenerek daralma veya tıkanıklığın yerinin belirlenmesini sağlayan temel yöntemlerden biri olarak kullanılıyor. Uygun hastalarda tıkalı veya ileri derecede daralmış bölge balon yardımıyla genişletilebiliyor ve damarın açık kalmasını sağlamak amacıyla stent yerleştirilebiliyor. İşlem kasıktan yapılabildiği gibi Cem Yılmaz'ın tedavisinde olduğu üzere el bileğindeki atardamar üzerinden de gerçekleştirilebiliyor.</p><h3>TABURCULUK SONRASI TAKİP ÖNEM TAŞIYOR</h3><p>Kalp krizi ve stent uygulamasının ardından hastaların taburcu edilmesi tedavi sürecinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Hekim tarafından verilen ilaçların düzenli kullanılması, kontrollerin aksatılmaması ve yaşam tarzına ilişkin önerilere uyulması tedavinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle stent sonrasında reçete edilen ilaçların hekim bilgisi dışında bırakılmaması gerekiyor. Fiziksel aktiviteye dönüş ve günlük yaşam düzeni ise hastanın klinik durumuna göre kardiyoloji ekibi tarafından kişiye özel olarak planlanıyor.</p><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1788198695395-3.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><h3>CEM YILMAZ HASTANEDEN DE MESAJ VERMİŞTİ</h3><p>Yılmaz, tedavisi sürerken sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık durumunun iyi olduğunu duyurmuş ve rahatsızlandığında göğüs ile sırt bölgesinde kötü bir ağrı hissettiğini anlatmıştı. Evine gidip dinlenmek yerine sağlık kuruluşuna başvurmasının önemine işaret eden komedyen; Ayvacık'taki ilk müdahaleyi yapan sağlık çalışanlarına, Çanakkale'deki tedavi ekibine ve geçmiş olsun dileklerini iletenlere teşekkür etmişti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da müdahalelerin başarıyla gerçekleştirildiğini ve Yılmaz'ın genel durumunun iyi olduğunu açıklamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/kalp-krizi-gecirmisti-hayranlarina-mujdeli-haber</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-1788198677324.jpg" type="image/jpeg" length="38324"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konyaaltı'nda altyapı çalışmasında kanalizasyon patladı]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/konyaaltinda-altyapi-calismasinda-kanalizasyon-patladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/konyaaltinda-altyapi-calismasinda-kanalizasyon-patladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konyaaltı Arapsuyu Mahallesi'ndeki yağmur suyu drenaj çalışmasında kanalizasyon hattı zarar gördü. Mahalleli sızıntının yeraltı sularına karışmasından endişeli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konyaaltı ilçesi Arapsuyu Mahallesi 642. Sokak'ta 29 Ağustos Cumartesi günü yürütülen yağmur suyu drenaj çalışmaları sırasında, ekskavatörün müdahalesiyle mevcut kanalizasyon hattında hasar meydana geldi. Meydana gelen patlak nedeniyle atık sular kısa sürede çalışma alanına ve sokağa yayılmaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahalle sakinlerinden emekli Orhan Kuruüzüm'ün aktardığına göre, durumun fark edilmesinin ardından Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) 185 arıza hattı peş peşe beş kez arandı. Mahalle muhtarının da resmi kanallardan devreye girmesine rağmen, aradan geçen bir günlük süre zarfında bölgede herhangi bir onarım işlemi gerçekleştirilmediği bildirildi.</p>

<h3><strong>SIZINTI YERALTI SULARINI TEHDİT EDİYOR MU?</strong></h3>

<p>Çevredeki müstakil evlerin bahçe sulamasında aktif olarak kuyu suyu kullandığını belirten vatandaşlar, atık suların toprağa sızarak bu kuyulara ve yakınlardaki dereye karışma ihtimalinden endişe duyuyor. Kuruüzüm, göz göre göre gelen bir çevre sağlığı riski ile karşı karşıya olduklarını ve sızıntının yetkililerce bir an önce durdurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>ALTYAPI ÇALIŞMALARINDA ÜST ÜSTE BİNEN HATLARA DİKKAT ÇEKİLDİ</strong></h3>

<p>Altyapı yenileme projelerinde, farklı standartlardaki hatların üst üste bindirilmesi ilerleyen dönemlerde kalıcı arızalara zemin hazırlayabiliyor. Ağır ve geniş çaplı yağmur suyu drenaj borularının, onarımı yapılsa dahi mevcut kanalizasyon hatlarının hemen üzerine yerleştirilmesi durumunda oluşacak fiziki baskının, yerçekiminin de etkisiyle ilerleyen günlerde yeni patlaklara yol açabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Taşeron firma tarafından yürütüldüğü öğrenilen çalışmalarda kalıcı ve tekniğine uygun bir çözüm bekleyen bölge halkı, altyapı sorununun daha da büyümeden çözüme kavuşturulması için acil müdahale talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Konyaaltı Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/konyaaltinda-altyapi-calismasinda-kanalizasyon-patladi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/article-4765-cover-1788163583321.jpg" type="image/jpeg" length="74597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Klima çarptı’ deyip hastaneye koşuyorlar: Uzmanından kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/klima-carpti-deyip-hastaneye-kosuyorlar-uzmanindan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/klima-carpti-deyip-hastaneye-kosuyorlar-uzmanindan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çukurova Üniversitesi’nden (ÇÜ) Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer, son günlerde göğüs hastalıkları polikliniğine ‘klima çarptı’ diyerek başvuran hastaların arttığını belirterek, klimayı direkt olarak suçlamanın doğru olmadığını, cihazların bilinçli kullanılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer sıcak havanın solunum hızını artırdığını belirterek, göğüs hastalıkları bulunan kişilerin çok sıcak ortamlarda bulunmasının riskli olduğunu söyledi. Klimanın sıcak şehirlerde vazgeçilmez hale geldiğini söyleyen Doç. Dr. Saygıdeğer, yanlış klima kullanımının ise öksürük, hışırtı, balgam artışı, bronşit ve zatürre gibi şikayetlere neden olabildiğini kaydetti.<br />
ÇOK SICAK ORTAMDA BULUNMAKTA RİSK TAŞIYOR<br />
Sıcak havanın solunum hızını artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer, "Aşırı sıcaklarda vücut, ısı dengesini korumak için daha fazla çalışıyor. Kalp hızıyla birlikte solunum hızı da artabiliyor. Yüksek nem terin buharlaşmasını ve vücudun serinlemesini güçleştiriyor. Bu durum özellikle solunum kapasitesi sınırlı hastalarda daha fazla hissediliyor. Bu nedenle klimasız ve aşırı sıcak bir ortamda kalmak da güvenli değildir. Belirgin nefes darlığı, dudaklarda morarma, cümle kurmakta zorlanma, bilinç bulanıklığı veya göğüs ağrısı gelişirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.<br />
POLİKLİNİĞE ‘KLİMA ÇARPTI’ DİYE BAŞVURANLARIN SAYISI ARTTI<br />
Son günlerde polikliniğe ‘klima çarptı’ diyerek gelen hastalarda artış olduğunu belirten Doç. Dr. Saygıdeğer, “Akdeniz ülkelerinde, sıcak şehirlerde klima artık hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru haline geldi. Klimasız bir ortamda gerçekten nefes almakta çok zor fakat klimaya bağlı son günlerde göğüs hastalıkları polikliniğine başvurularda artış var. Hastalar ‘klima çarptı’ diyerek geliyor. Öksürük, hışırtı, balgamda artış, bronşit, zatürre gibi nedenlerle başvuruyorlar. Ama burada klimayı tek başına suçlamak kesinlikle doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü sıcağın etkileri klimasız bir şekilde kontrol edilir boyutta değil. Klimayı doğru kullanmak gerekiyor” diye konuştu.<br />
‘ASTIM VE KOAH HASTALARINDA TABLO AĞIRLAŞABİLİR’<br />
Klima ayarlarının dış ortamdan çok belirgin düzeyde farklı olmaması gerektiğinin altını çizen Saygıdeğer, “Ev içerisinde de sıcaklık farkları önem taşıyor. Bir odanın aşırı soğuk olup diğer odaların çok sıcak olması ev içi geçişlerde dahi hastalığa neden olabilir ya da riski artırabilir. Klimanın doğrudan yüze, göğse ve sırta üflememesi, filtrelerinin ise düzenli olarak temizlenmesi, bakımlarının yapılması ve gerektiğinde değiştirilmesi gerekiyor. Astım ve KOAH hastalarının klima kullanımında daha dikkatli olması gerekiyor. Bu hastalara klimaya bağlı zatürre eklenmesi halinde tablo ağırlaşabiliyor. Bu durum onların yoğun bakıma gitmelerine kadar uzayan bir sürece neden olabilir” dedi. Klimadan kaynaklı rahatsızlandığını belirterek polikliniğe başvuran Cemil Aydın (63) ise yüksek sıcaklıklar nedeniyle klimasız ortamda bulunamadığını, buna bağlı olarak balgam ve öksürük şikayetlerinin arttığını söyledi. <br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/klima-carpti-deyip-hastaneye-kosuyorlar-uzmanindan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-3-15.webp" type="image/jpeg" length="89026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabet hastaları hangi meyveleri tüketebilir?]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/diyabet-hastalari-hangi-meyveleri-tuketebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/diyabet-hastalari-hangi-meyveleri-tuketebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet teşhisi sonrası meyvelere tamamen veda etmek zorunda değilsiniz. Doğru türler seçildiğinde kan şekerini hızla yükseltmeden tatlı ihtiyacını karşılamak ve sofraları renklendirmek mümkün oluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>LİF içeriği yüksek ve glisemik indeksi düşük yapısıyla insülin dengesini koruyan, şeker hastalarının güvenle tüketebileceği en etkili 5 meyve ve kritik porsiyon kuralları ortaya çıktı. İşte kan şekerini zıplatmadan meyve yemenin altın formülü. Diyabet hastaları ve kan şekerini kontrol altında tutmak isteyenler için meyve tüketimi çoğu zaman soru işaretlerine yol açar. Meyvelerin doğal şeker içermesi çekince yaratsa da doğru türler tercih edildiğinde durum tam tersine döner. Yüksek lif, vitamin ve antioksidan içeriğine sahip olan bu besinler, glisemik indekslerinin düşük olması sayesinde şekerin kana karışma hızını yavaşlatır. Böylece kan şekerinde ani dalgalanmalar önlenerek genel sağlığa güçlü bir destek sağlanmış olur. Neredeyse sıfır şeker içeriği, yüksek sağlıklı yağ ve lif yapısıyla avokado, diyabet dostu meyvelerin ilk sırasında yer alır. Glisemik yükü yok denecek kadar az olan bu özel besin, kan şekerini yükseltmemesinin yanı sıra insülin duyarlılığını artırmaya da yardımcı olur. Hem tok tutma özelliği hem de kan şekerini dengeleyici etkisiyle öğünlerin en güvenli seçeneklerinden biri olarak öne çıkar. Yüksek pektin (çözünebilir lif) içeriğine sahip olan yeşil elma, sindirimi yavaşlatarak kan şekerindeki ani dalgalanmaların önüne geçer. Kabuğuyla birlikte tüketildiğinde lif etkisinden en üst düzeyde yararlanılmasını sağlayan bu meyve, kan şekerini dengede tutan mükemmel bir ara öğün seçeneğidir. Günde 1 küçük boy yeşil elma tüketimi, hem tatlı krizlerini yatıştırır hem de uzun süreli tokluk hissi sağlar. Şeker oranı en düşük meyve grupları arasında yer alan çilek ve orman meyveleri (böğürtlen, ahududu), kan şekerini kontrol altında tutmak isteyenler için ideal bir tercihtir. Yüksek antioksidan kapasiteleri ve zengin lif içerikleri sayesinde glisemik indeksleri oldukça düşüktür. Kana yavaş karışan bu renkli meyveler, kan şekerinde ani yükselmelerin önüne geçerken tatlı isteğini de sağlıklı bir şekilde bastırır. Taze kivi, C vitamini ve lif açısından oldukça zengindir. Düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini birden yükseltmez, yavaşça dengeler. Aynı zamanda sindirimi kolaylaştırır. Kan şekerini kontrol etmek isteyenler için oldukça sağlıklı ve güvenli bir meyvedir. Glisemik indeksi düşük ve lif oranı yüksek olan avokado, yeşil elma, çilek, kivi ve erik, kan şekerini ani yükseltmeden tatlı ihtiyacını karşılar. Şeker oranı düşük bu meyveler sindirimi yavaşlatıp kan şekerini dengelerken, her bünyenin metabolizması farklı olduğu için tüketim miktarını diyetisyene danışarak ayarlamak gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/diyabet-hastalari-hangi-meyveleri-tuketebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-2-10.jpg" type="image/jpeg" length="83376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ‘doğal karışım’ uyarısı: Kalp damarlarını açtığı sanılıyor ama gerçek farklı]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/uzmanindan-dogal-karisim-uyarisi-kalp-damarlarini-actigi-saniliyor-ama-gercek-farkli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/uzmanindan-dogal-karisim-uyarisi-kalp-damarlarini-actigi-saniliyor-ama-gercek-farkli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Çağlar Özmen, halk arasında kalp damarlarını açtığı ve tansiyon ile kolesterolü düşürdüğüne inanılan sirke, sarımsak özü, limonlu su ve çörek otu gibi besinlerin ilaç yerine kullanılmaması gerektiğini belirterek, “Bizim açımızdan mucizevi bir besin ve mucizevi bir karışım yok” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Özmen, toplumda ‘sirke suyu içtim, kalp damarlarımdaki tıkanıklığı tedavi ettim’ şeklinde bir inanış bulunduğunu belirterek bunun bilimsel bir karşılığının olmadığını söyledi.<br />
'SİRKE, SARIMSAK ÖZÜ VE LİMONLU SU DAMARLARI AÇMAZ'<br />
Bu besinlerin ilaç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Özmen, “Sirke, sarımsak özü, limonlu su dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Ama bunların hiçbiri halk arasında söylendiği gibi kalp damarlarını açmaz, hiçbiri yüksek kolesterolü düşürmez ya da şeker ve tansiyon regülasyonunda bize herhangi bir katkı sağlamaz. Sarımsak özü ile ilgili son yıllarda Amerika’da bazı çalışmalar var. Özellikle Amerika’da tansiyon ve yüksek kolesterolün tedavisinde kullanılan ek gıdalar içerisinde yer alabiliyor. Ama bizim için bunlar besin değeri taşıyan takviye edici gıdalardır. Doktorun reçete edeceği bir ilacın yerini almaz, doktorun tedavisinin bir parçası olmaz” diye konuştu.<br />
‘BAL VE PEKMEZ FAZLA TÜKETİLDİĞİNDE TERSİ ETKİ YARATABİLİR’<br />
Kan şekerini düzenlediği, damar tıkanıklığını açtığı ve kolesterolü düşürdüğü yönünde bir inanış olan bal ve pekmezin de içeriğindeki yüksek şeker oranına dikkat çeken Doç. Dr. Özmen, “Bal ve pekmez de hem kan şekerinin düzenlenmesi, kolesterolün düşürülmesi ve beraberinde damar tıkanıklığı için halk arasında sık kullanılan besinler haline geldi. Bal ve pekmez açısından bakacak olursak özellikle şeker hastalığı ve kilo problemi olan hastalarda damar açacak inanışıyla bu besinlerin normalden daha fazla kullanılması tam tersi bir etki yaratabiliyor. Çünkü yüksek şeker oranından dolayı diyabetik kişilerin şekeri yükseltebilir, kilo problemi olan hastalarda daha çok kilo artışına neden olabilir” dedi.<br />
‘ÇÖREK OTUNUN KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ YOK’<br />
Son yıllarda çörek otunun ise kolesterolü düşürücü etkisi olduğu düşüncesiyle sık tüketilen ürünler arasında yer aldığını belirten Özmen, “Son yıllarda bir de çörek otuyla alakalı kolesterolü düşürdüğüne dair bir inanış var. Bu da doğru değil. Ne kolesterolü düşürmesi ne de damar tıkanıklığını, damar duvarlarının içerisindeki kolesterol parçacıklarını azaltması söz konusu değildir. Ayrıca doğal denilen bir besin her zaman doğal olmuyor. Daha çok tüketilmesi amacıyla doğal denilerek biraz da tüketim kültürünün verdiği bir avantaj yerine konulmaya çalışılıyor. Bunun yanında doğal olması her zaman ‘çok tüketilecek’ ve ‘çok tüketildiği zaman da faydalı olacak’ anlamı taşımıyor” ifadelerini kullandı.<br />
DAMAR TIKANIKLIĞI, PIHTI, BEYİN KANAMASI GÖRÜLEBİLİR<br />
Özellikle hipertansiyon ve yüksek kolesterol hastalarının ilaçlarını bırakıp yalnızca doğal ürünlere yönelmesinin ciddi risk taşıdığının altını çizen Doç. Dr. Çağlar Özmen, şu uyarılarda bulundu: “Aslında en büyük problem bu besinlerin ilacın yerine konulmasıdır. Bu yaklaşımla mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olabiliriz. Kronik hastalıkların uzun süre tedavi edilmemesi daha büyük problemleri beraberinde getiriyor. Beyne pıhtı atması, beyin kanaması, kontrolsüz hipertansiyon ya da yüksek kolesterolle ilişkili olarak kalp damar tıkanıklığı gibi durumları bu hastalarda sık görüyoruz. Biz hastalara ilaç dışında yaşam şekli değişikliği, egzersiz ve diyet önerilerimiz de oluyor. Ama bunlar yine hekim kontrolünde, ilaçla beraber ya da sık kontrol içerisinde olması gerekiyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/uzmanindan-dogal-karisim-uyarisi-kalp-damarlarini-actigi-saniliyor-ama-gercek-farkli</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-1-10.webp" type="image/jpeg" length="83211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da 31 Ağustos hava durumu: Sıcaklık 36 derece]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/antalyada-31-agustos-hava-durumu-sicaklik-36-derece</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/antalyada-31-agustos-hava-durumu-sicaklik-36-derece" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya'da 31 Ağustos'ta güneşli bir hava hakim olacak. En yüksek sıcaklığın 36 derece olması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yayımlanan son hava durumu raporuna göre, 31 Ağustos'ta Antalya genelinde güneşli bir gökyüzü etkili olacak. Gün içinde hissedilen en yüksek sıcaklığın 36 dereceye kadar çıkacağı, en düşük sıcaklığın ise 26 derece seviyelerinde kalacağı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>NEM VE RÜZGAR ORANLARI</strong></h3>

<p>Bölgedeki nem oranının gün boyunca yüzde 32 ile yüzde 53 arasında değişiklik göstermesi öngörülüyor. Rüzgarın ise saatte 20 kilometre hızla esmesi tahmin ediliyor.</p>

<h3><strong>SICAK HAVALARDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER</strong></h3>

<p>Yüksek sıcaklık ve yüzde 50'yi aşan nem oranının birleşimi, günün en sıcak saatlerinde bunaltıcı bir etki yaratabiliyor. Güneş ışınlarının en dik açıyla ulaştığı 11.00 ile 16.00 saatleri arasında zorunlu kalınmadıkça açık havada bulunulmaması ve günlük sıvı tüketiminin artırılması sağlık açısından büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Gündem, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/antalyada-31-agustos-hava-durumu-sicaklik-36-derece</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/article-4757-cover-1788156375110.jpg" type="image/jpeg" length="48417"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cem Yılmaz hastaneye kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/cem-yilmaz-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/cem-yilmaz-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cem Yılmaz'ın, tatil için bulunduğu Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Sağlık durumuna ilişkin resmi açıklama yapılmadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu ve komedyen Cem Yılmaz'ın, tatil için bulunduğu Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basında yer alan bilgilere göre Yılmaz, göğüs ağrısı şikayetiyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü. Aynı bilgilere göre sanatçıya anjiyografi yapılması planlanıyor; sağlık durumunun işlemin ardından netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Cem Yılmaz, ailesi veya hastane yönetimi tarafından sanatçının sağlık durumuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Magazin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/cem-yilmaz-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/article-4749-1788027779927.jpg" type="image/jpeg" length="58984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç fiyatlandırmasında yeni Avro ve kaynak ülke düzenlemesi]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/ilac-fiyatlandirmasinda-yeni-avro-ve-kaynak-ulke-duzenlemesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/ilac-fiyatlandirmasinda-yeni-avro-ve-kaynak-ulke-duzenlemesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan kararla ilaç fiyatlandırmasında kaynak ülkeler ve Avro hesabı yeniden belirlendi, kura bağlı otomatik güncelleme imkanı getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan yeni tebliğe göre, beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırma esasları değişti. Düzenlemeyle birlikte fiyatlandırmada kullanılacak kaynak ülkeler ve Avro kuru hesaplama yöntemleri yeniden tanımlandı.</p>

<p>Avrupa Birliği ülkelerinden Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan yeni dönemde kaynak ülkeler olarak belirlendi. Gerçek kaynak fiyatın fabrika çıkış bedeli olduğu vurgulanırken, hesaplamalarda dönemsel ve güncel Avro değerlerinin dikkate alınacağı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevzuattaki en belirgin değişikliklerden biri kur güncellemelerinde yaşandı. Fiyat listesinde yer alan ürünlerin ve maliyet kartı bedellerinin, Avro kurundaki dalgalanmalara bağlı olarak firmaların ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmadan güncellenebileceği açıklandı.</p>

<h3><strong>EŞDEĞER ÜRÜN VE GERİ ÖDEME ŞARTLARI</strong></h3>

<p>Yeni mevzuat, fiyat korumalı ürünler için uygulanacak oranları, birebir ve yakın eş ürün tanımlarını netleştirdi. İlk eşdeğer ürünün piyasaya girmesi durumunda, bazı ilaç gruplarında fiyatların yıllara yayılan oranlarla düşürüleceği veya korunacağı geçiş hükümleri sisteme eklendi.</p>

<p>Kan ürünleri, serumlar, radyofarmasötikler, biyobenzerler ve yetim ürünler gibi özel şartlara tabi kalemler için ayrı fiyatlandırma kuralları getirildi. Bu gruptaki ürünlerde kaynak fiyatın çoğunlukla mihenk bedelin yüzde 100'ü üzerinden hesaplanacağı aktarıldı.</p>

<h3><strong>YENİ DÜZENLEME İLAÇ TEDARİKİNİ NASIL ETKİLEYECEK?</strong></h3>

<p>Kura bağlı fiyat güncellemelerinin başvuru şartı aranmaksızın yapılabilmesi, döviz dalgalanmaları kaynaklı piyasadaki ilaç tedariki aksaklıklarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Bürokratik süreçlerin kısaltılmasıyla ithal ve eşdeğer ürünlerin piyasadaki bulunabilirliğinin istikrarlı hale gelmesi öngörülüyor.</p>

<p>Bakanlık koordinasyonunda çalışacak Fiyat Değerlendirme Komisyonunun yapısı da güncellenerek komisyona fiyat belirleme yetkileri verildi. Tebliğde ayrıca, 2026 yılı gerçek kaynak fiyat değişiklik takvimi yayımlanarak mevcut ürünlerin yeni sisteme uyum süreci için belirli süreler tanımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/ilac-fiyatlandirmasinda-yeni-avro-ve-kaynak-ulke-duzenlemesi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/article-4748-cover-1788027152917.jpg" type="image/jpeg" length="84722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya'da apartman yangını: 3 çocuk hastaneye kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/alanyada-apartman-yangini-3-cocuk-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/alanyada-apartman-yangini-3-cocuk-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya'nın Güllerpınarı Mahallesi'nde 4 katlı bir binada çıkan yangında dumandan etkilenen 3 çocuk tedavi altına alındı. Daire kullanılamaz hale geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya'nın Güllerpınarı Mahallesi'nde öğleden sonra meydana gelen ev yangınında üç çocuk dumandan etkilendi. Sahire Tüzün Caddesi üzerinde bulunan dört katlı bir apartmanın birinci katında saat 14.30 sıralarında başlayan yangın, itfaiyenin müdahalesiyle söndürüldü.</p>

<p>Çevredeki vatandaşların alevleri ve dumanı fark etmesi üzerine bölgeye hızla itfaiye, polis ve acil sağlık ekipleri sevk edildi. Sahadaki ekiplerin bildirdiğine göre, alevler kontrol altına alınmasına rağmen dairedeki eşyalar tamamen kullanılamaz duruma geldi. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan üç çocuk, ambulanslarla çevredeki hastanelere nakledildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>YANGININ ÇIKIŞ NEDENİ ARAŞTIRILIYOR</strong></h3>

<p>Güllerpınarı gibi yerleşimin yoğun olduğu merkezi bir mahallede itfaiyenin erken müdahalesi, alevlerin üst katlara sıçramasını engelledi. İtfaiye ve polis ekipleri, yangının çıkış sebebini belirlemek amacıyla dairede soğutma çalışmalarının ardından detaylı bir inceleme başlattı. Hastaneye sevk edilen çocukların sağlık durumlarının ise tıbbi değerlendirme sonrası netleşeceği aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Alanya Haberleri, Asayiş, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/alanyada-apartman-yangini-3-cocuk-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/article-4731-cover-1788015950969.jpg" type="image/jpeg" length="65651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvaltıda bu ikililere dikkat]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/kahvaltida-bu-ikililere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/kahvaltida-bu-ikililere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KAHVALTI günün enerji ve tokluk dengesinin sağlanmasında önemli rol oynarken, sofrada bir araya getirilen bazı besinler beklenenin aksine kısa sürede yeniden acıkmaya neden olabiliyor. Özellikle şeker ve rafine karbonhidrat açısından zengin besinlerin birlikte tüketilmesi, kan şekerinde hızlı yükseliş ve düşüşlere yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güne sağlıklı ve dengeli bir kahvaltıyla başlamak, gün içerisinde enerji seviyesinin korunmasına ve açlığın kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyor. Ancak kahvaltıda tüketilen besinlerin yalnızca miktarı değil, içeriği ve hangi besinlerle birlikte tüketildiği de önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle ilave şeker ve rafine karbonhidrat bakımından zengin ürünlerin aynı öğünde yoğun şekilde tüketilmesi, kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olabiliyor. Bu yükselişin ardından kan şekerinin yeniden düşmesi ise kısa süre içerisinde açlık hissinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor.</p>

<h2>MISIR GEVREĞİ VE MEYVE SUYUNA DİKKAT</h2>

<p>Kahvaltıda sıklıkla tercih edilen şekerli mısır gevreği ile meyve suyu, dikkat edilmesi gereken kombinasyonlar arasında yer alıyor. Her iki ürünün de hızlı emilen karbonhidrat içeriğinin yüksek olması nedeniyle birlikte tüketilmeleri kan şekerinin kısa sürede yükselmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Bu tür bir kahvaltının protein ve lif açısından yetersiz kalması da tokluk süresini olumsuz etkileyebiliyor. Sonuç olarak kişi kahvaltı yapmasına rağmen beklenenden daha kısa sürede yeniden açlık hissedebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BEYAZ EKMEK VE REÇEL DE LİSTEDE</h2>

<p>Kahvaltı sofralarının klasiklerinden beyaz ekmek ve reçel de benzer şekilde rafine karbonhidrat ile ilave şekerin aynı öğünde yoğunlaşmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Beyaz ekmeğin lif oranının düşük olması ve reçelin yüksek miktarda şeker içerebilmesi, kahvaltının besin dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle tüketilen miktara dikkat edilmesi ve kahvaltının protein ile lif kaynaklarıyla desteklenmesi önem taşıyor.</p>

<h2>DAHA DENGELİ KAHVALTI NASIL OLMALI?</h2>

<p>Daha uzun süre tok kalabilmek için kahvaltıda karbonhidratların yanında protein ve lif içeren besinlere de yer verilmesi öneriliyor. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih edilmesi, öğüne yumurta, yoğurt veya peynir gibi protein kaynaklarının eklenmesi daha dengeli bir kahvaltı oluşturulmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Besin çeşitliliğinin sağlanması ve porsiyonların kişinin günlük enerji ihtiyacına göre belirlenmesi de önem taşıyor.</p>

<h2>METABOLİZMADA TEK ETKEN KAHVALTI DEĞİL</h2>

<p>Metabolik sağlık üzerinde yalnızca kahvaltıda tüketilen besinler belirleyici olmuyor. Günlük beslenmenin bütünü, fiziksel aktivite düzeyi, uyku düzeni ve kişinin toplam enerji dengesi de metabolizma ve genel sağlık açısından önemli rol oynuyor.</p>

<p>Bu nedenle uzmanlar, tek tek besinleri tamamen yasaklamak yerine dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeninin benimsenmesine dikkat çekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNN Türk</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/kahvaltida-bu-ikililere-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/snapshot-1-34.JPG" type="image/jpeg" length="51521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nemlendirici kullanırken bu hataya dikkat]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/nemlendirici-kullanirken-bu-hataya-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/nemlendirici-kullanirken-bu-hataya-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NEMLENDİRİCİ kullanımı, sağlıklı bir cilt bariyerinin korunmasında önemli rol oynuyor. Ancak uzmanlar, cilt tipine uygun olmayan ürünlerin gözenekleri tıkayarak sivilce, akne ve siyah nokta oluşumunu artırabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde ürün seçiminin daha dikkatli yapılması gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cilt bakım rutinlerinin temel adımlarından biri olan nemlendirme, cildin ihtiyaç duyduğu nemin korunmasına ve dış etkenlere karşı oluşturduğu bariyerin desteklenmesine yardımcı oluyor. Ancak kullanılan her nemlendirici her cilt tipi için aynı sonucu vermiyor.</p>

<p>Yanlış ürün seçimi, ciltte beklenen faydanın aksine yeni problemlerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Özellikle yoğun ve ağır yapılı bazı ürünler gözeneklerin tıkanmasına yol açarak siyah nokta ve sivilce oluşumunu tetikleyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>CİLT TİPİNE UYGUN ÜRÜN SEÇİLMELİ</h2>

<p>Dermatologlara göre nemlendirici seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri kişinin kendi cilt tipini tanıması. Kuru, karma, yağlı veya akneye eğilimli ciltlerin ihtiyaçları birbirinden farklı olabildiği için kullanılan ürünlerin içerikleri ve yapıları da buna göre belirlenmeli.</p>

<p>Özellikle yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde ağır yapılı ve gözenekleri tıkayabilecek ürünlerin kullanımından kaçınılması öneriliyor. Bu tür ciltlerde daha hafif formüllere yönelmek, istenmeyen cilt problemlerinin önüne geçilmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<h2>‘NON-KOMEDOJENİK’ İFADESİNE DİKKAT</h2>

<p>Ürünlerin üzerinde yer alan “non-komedojenik” ifadesi de seçim sırasında dikkate alınabilecek kriterlerden biri. Bu ifade, ürünün gözenekleri tıkama olasılığının düşük olacak şekilde formüle edildiğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak her cildin farklı tepki gösterebileceği unutulmamalı. Bir kişide sorun oluşturmayan ürün, başka bir kişinin cildinde sivilce veya tahrişe neden olabiliyor. Bu nedenle ürünün içeriğinin ve cildin verdiği tepkinin takip edilmesi önem taşıyor.</p>

<h2>YAĞLI CİLTLER DE NEMLENDİRİCİYE İHTİYAÇ DUYUYOR</h2>

<p>Cilt bakımında yapılan yaygın hatalardan biri de yağlı ciltlerin nemlendiriciye ihtiyaç duymadığı düşüncesi. Uzmanlara göre yağlı bir cilde sahip olmak, cildin yeterince nemli olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Cildi tamamen kurutmaya yönelik uygulamalar, cilt bariyerinin zarar görmesine ve tahrişin artmasına neden olabiliyor. Doğru seçilen bir nemlendirici ise cildin nem dengesinin korunmasına yardımcı olurken kuruluk ve hassasiyetin önlenmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<h2>YENİ ÜRÜNÜ ÖNCE KÜÇÜK BİR BÖLGEDE DENEYİN</h2>

<p>Yeni bir cilt bakım ürününe başlanırken ürünün doğrudan tüm yüze uygulanması yerine küçük bir cilt bölgesinde denenmesi öneriliyor. Böylece olası kızarıklık, tahriş veya farklı bir reaksiyonun önceden fark edilmesi mümkün olabiliyor.</p>

<p>Nemlendirici kullanımının ardından sivilce, siyah nokta veya tahrişte belirgin bir artış görülmesi durumunda ürün kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Uzmanlar, sağlıklı bir cilt için yalnızca nemlendirici kullanmanın değil, <strong>cilt tipine ve ihtiyacına uygun ürünü seçmenin</strong> önemli olduğunun altını çiziyor. Uzun süren veya şiddetlenen cilt sorunlarında ise dermatoloji uzmanına başvurulması öneriliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNN TÜRK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/nemlendirici-kullanirken-bu-hataya-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-3-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="93602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı ve çabuk yorulmayı hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/nefes-darligi-ve-cabuk-yorulmayi-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/nefes-darligi-ve-cabuk-yorulmayi-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalbin kendi dokusundan gelişen tümörler, toplumda nadir görülen hastalıklar arasında yer alıyor. Kalp tümörlerinin önemli bir bölümünü iyi huylu tümörler oluştururken, kötü huylu tümörler hızlı ilerleyebiliyor ve cerrahi tedavinin yanı sıra farklı tedavi yöntemlerinin uygulanmasını gerektirebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ÇOĞU zaman günlük hayatın temposuna bağlanan nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikayetler, kalbin çalışma düzenini etkileyen tümörlerden de kaynaklanabiliyor. Kalbin içinde gelişen bazı tümörler büyüdükçe kan akışını engelleyebiliyor ve hastalarda bacaklarda şişlik, nefes darlığı ve belirgin halsizlik gibi yakınmalar ortaya çıkabiliyor. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Korhan Erkanlı, kalp tümörlerinin nadir görülmesine rağmen yeni başlayan nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Korhan Erkanlı, yeni başlayan ve nedeni açıklanamayan söz konusu şikayetlerin basit kalp tetkikleriyle araştırılmasının erken tanı açısından önemli olduğunu aktardı. Erkanlı, iyi huylu tümörlerde cerrahi tedavinin yüz güldürücü sonuçlar verebildiğini ve ameliyat sonrasında tümörlerin yeniden ortaya çıkma ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti. Kalbin kötü huylu tümörlerinin ise farklı bir klinik tablo oluşturduğuna dikkati çeken Erkanlı, "Kötü huylu tümörler, maalesef çok hızlı seyreden tümörler. Cerrahi tedaviye ek olarak radyoterapi gibi tedavi süreçleri de gerekebiliyor." ifadesini kullandı. Erkanlı, hastaların tek bir branş tarafından değil, farklı uzmanlık alanlarının değerlendirmesiyle ele alınmasının önem taşıdığını belirterek, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve deneyimli kalp damar cerrahisi ekiplerinin ortak değerlendirmesinin tedavi başarısını artırabildiğini vurguladı.<br />
Kalp tümörleri arasında miksomanın sık karşılaşılan ve iyi huylu tümörlerden biri olduğunu kaydeden Erkanlı, bu tümörlerin kalbin içerisinde büyüyerek kan akımını engelleyebildiğini anlattı. Miksomanın oluşturabileceği belirtilere değinen Erkanlı, şunları kaydetti:<br />
"Ayakta şişlik, nefes darlığı, çabuk yorulma ve erken yorulma gibi şikayetler bunun ilk göstergeleri olabilir. İleri aşamalarda hasta nefes alamayacak hale kadar gelebilir. Basit bir EKO tetkikiyle bu tümörlerin tanısına ulaşmak mümkün olabiliyor. Bu nedenle yeni gelişen nefes darlığı veya erken yorulma gibi şikayetleri olan kişilerin değerlendirilmesinde fayda var." </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/nefes-darligi-ve-cabuk-yorulmayi-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-2-2-18.jpg" type="image/jpeg" length="90899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul alışverişi yapacak velilere kritik uyarı: Bu kırtasiye ürünlerine dikkat!]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/okul-alisverisi-yapacak-velilere-kritik-uyari-bu-kirtasiye-urunlerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/okul-alisverisi-yapacak-velilere-kritik-uyari-bu-kirtasiye-urunlerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde kırtasiye alışverişleri hızlanırken, uzmanlar velileri çocukların doğrudan temas ettiği ürünlerde ağır metal ve zararlı kimyasal madde riskine karşı uyarıyor. Kalemden boyaya, suluktan beslenme kabına kadar pek çok ürün TSE laboratuvarlarında sağlık açısından risk oluşturabilecek maddeler yönünden test ediliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>UZMANLAR, alışveriş sırasında TSE ve CE işaretlerinin yanı sıra ürünün etiketi, içeriği, yaş sınırlaması ve üretim yerinin mutlaka kontrol edilmesini istiyor. Okulların açılmasına sayılı günler kala çocukların ihtiyaçlarını tamamlamak isteyen veliler kırtasiye mağazalarına yönelirken, uzmanlardan dikkat çeken bir uyarı geldi. Öğrencilerin gün boyunca kullandığı kalem, boya, silgi, suluk ve beslenme kapları gibi ürünlerde insan sağlığına zarar verebilecek ağır metal ve kimyasal maddelerin bulunup bulunmadığı laboratuvar testleriyle araştırılıyor. Özellikle merdiven altı olarak tabir edilen ürünlere karşı uyaran uzmanlar, daha düşük fiyat uğruna çocuk sağlığının riske atılmaması gerektiğine dikkati çekiyor. Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin kırtasiye alışverişleri artarken, bu ürünlerdeki ağır metal ve kimyasal madde riskine karşı TSE ve CE işaretli olup olmadığına dikkat edilmesi gerekiyor. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala, ailelerin kırtasiye ürünleri ve okul ihtiyaçlarına yönelik alışverişi de hız kazandı. TSE laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde, öğrencilerin sıklıkla temas ettiği suluk, silgi, kalem, boya ve yapıştırıcı gibi ürünlerin ağır metal ve insan sağlığına zararlı kimyasal madde içerip içermediği kontrol ediliyor. Bu alışverişlerde, ürünün kalite ve güvenlik belgeleri yanında, etiketine, içeriğine, yaş sınırlaması bulunup bulunmadığına bakılması önem taşıyor.<br />
"Cilde temas eden ürünlerin dermatolojik testi yapılmış olmalı"<br />
TSE Enstrümantal Analiz Uzmanı İrem Çalış, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, kırtasiye malzemesi alan velilerin, bu ürünlerin çocuk sağlığını etkilemeyecek kalitede olduğuna dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Kırtasiye alışverişlerinde ambalajı bozulmamış, kokusuz ve menşei belli olan ürünlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu bildiren Çalış, "TSE ve CE işaretlerine dikkat edilmeli. TSE işareti, kırtasiye ürünlerinin standartlara uygun, kaliteli ve uygun üretildiğini belgelerken, CE işareti Avrupa Birliği'nin güvenlik şartlarını sağladığını ifade eder. Bu iki işaret, kırtasiye ürünlerinin resmi kurumlarca incelendiğini ve çocukların sağlığını riske atacak herhangi bir madde içermediğini garanti altına alır." dedi.Çalış, standart dışı maddelerin, cilde temas ettiğinde veya solunum yoluyla alındığında sağlık sorunlarına neden olabileceğine işaret ederek, ciltle temas eden yüz boyaları, dövme kalemleri gibi ürünlerin dermatolojik testlerinin yapılmış olması gerektiğini belirtti.<br />
MERDİVEN ALTI ÜRÜN UYARISI<br />
Merdiven altı tabir edilen yerlerde satılan malzemelerin taşıdığı risklere dikkati çeken Çalış, şunları kaydetti:"Ucuz olsun diye tercih edilen kırtasiye ürünleri, uzun vadede büyük sağlık sıkıntılarına sebep olabiliyor. Merdiven altı dediğimiz ürünlerin içerisinde kadmiyum, arsenik gibi ağır metaller, plastik ürünlerde farklı ftalat türleri, tekstil ürünlerinde ise alerjik reaksiyonlara sebep olan azo boyar maddeler bulunabilmektedir. TSE tarafından kurşun kalem ve boya kalemlerinde ağır metal analizleri, suluk, beslenme çantası, beslenme kapları gibi ürünlerde hormonal bozukluklara sebep olan bisfenol A ve tekstil ürünlerinde de azo boyar testleri yapılmaktadır. Oyuncak grubuna giren yüz boyası ve parmak boyası gibi ürünlerin, 'TS EN 71-1, 2, 3' serisi standartlara göre CE belgesi alması gerekmektedir. Merdiven altı olarak nitelendirdiğimiz ürünler, tamamen kar amaçlı ve herhangi bir denetim yapılmadan üretilen ürünlerdir. Uzun vadede kullanıldığında ise çocukların sağlığını ciddi şekilde etkileyebilmektedir." </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/okul-alisverisi-yapacak-velilere-kritik-uyari-bu-kirtasiye-urunlerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-1-1-20.webp" type="image/jpeg" length="92526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş hekimi ağır çalışma koşulları nedeniyle istifa etti]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/dis-hekimi-agir-calisma-kosullari-nedeniyle-istifa-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/dis-hekimi-agir-calisma-kosullari-nedeniyle-istifa-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel bir diş kliniğinde işe başlayan genç hekim, düşük ücret, yetersiz personel ve görev tanımı dışındaki işlere yönelik iddiaları nedeniyle 36 saat sonra istifa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel bir diş kliniğinde çalışmaya başlayan genç diş hekimi, karşılaştığı çalışma koşulları nedeniyle işe girişinden yalnızca 36 saat sonra istifa etti. Hekimin sosyal medyada anlattığına göre iki şubesi bulunan klinikte 7 diş hekimine karşılık yalnızca bir asistan görev yapıyor, ayrıca çalışanlardan mesleki görevlerinin yanı sıra farklı işleri de üstlenmeleri bekleniyordu.</p><p>Genç hekim, çalışma düzenini anlatırken kendisine asgari ücret teklif edildiğini, klinikte muhasebe personelinin bulunmadığını ve diş hekimlerinden asistanlık ile banko işlerinin de beklendiğini öne sürdü. Paylaşımda, "Durum berbat, iki şube var. 7 diş hekimi 1 asistan çalışıyoruz. Muhasebecileri bile yok. Diş hekimi alıp asgari ücret veriyorlar. Senden hem asistan olman hem bankocu olmanı istiyorlar" ifadelerini kullandı.</p><h3>36 SAAT SONRA İSTİFA KARARI ALDI</h3><p>Çalışma koşulları ile kendisinden beklenen görevlerin işe başlamadan önceki beklentileriyle uyuşmadığını belirten hekim, ikinci gününü tamamlamadan klinikten ayrıldı. Olayın yaşandığı klinik ve hekimin kimliğine ilişkin doğrulanmış ayrıntılar kamuoyuna yansımazken, hekimin anlatımları sosyal medyada özellikle yeni mezun diş hekimlerinin özel sektördeki istihdam koşullarını yeniden tartışmaya açtı.</p><h3>TDB'NİN SÖZLEŞMELİ DİŞ HEKİMLERİ İÇİN ÜCRET KARARI VAR</h3><p>Türk Dişhekimleri Birliği'nin 2026 yılı için yayımladığı genelgede, özel kurum ve iş yerlerinde sözleşmeli çalışan diş hekimleri için tavsiye edilen net ücretler açıklandı. TDB, tam gün çalışan diş hekimleri için aylık net 109 bin 450 TL, yarım gün çalışanlar için 74 bin 400 TL ve saatlik çalışma için 4 bin 300 TL ücret belirledi. Uzman diş hekimleri için ise daha yüksek tutarlar ilan edildi. Bu rakamlar, genç hekimin paylaşımında dile getirdiği asgari ücret iddiasıyla özel sektördeki ücret politikaları arasındaki farkı da tartışmanın önemli başlıklarından biri haline getirdi.</p><h3>ÇALIŞMA KOŞULLARININ SÖZLEŞMEDE NETLEŞTİRİLMESİ ÖNEM TAŞIYOR</h3><p>Türk Dişhekimleri Birliği, muayenehanelerde ve özel sağlık kurumlarında çalışacak diş hekimleri için örnek sözleşmeler de yayımlıyor. Bu düzenlemeler, çalışma ilişkisinin yalnızca ücret üzerinden değil; görev, sorumluluk ve çalışma koşulları açısından da açık biçimde kurulmasının önemini ortaya koyuyor. Bu nedenle özel bir sağlık kuruluşunda göreve başlayacak hekimin ücret, çalışma süresi, görev kapsamı ve diğer yükümlülükleri işe başlamadan önce yazılı olarak netleştirmesi olası uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3>ÖZEL AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI KURULUŞLARINDA KURALLAR MEVZUATLA BELİRLENİYOR</h3><p>Özel ağız ve diş sağlığı kuruluşlarının personel ve çalışma düzeni Sağlık Bakanlığı mevzuatına tabi. Düzenlemelerde sağlık kuruluşunda görev yapan sağlık meslek mensupları için çalışma belgesi öngörülürken, personelin işten ayrılması halinde de kuruluş yönetimine belirli idari yükümlülükler getiriliyor. Mevzuata göre adına çalışma belgesi düzenlenmeyen sağlık meslek mensubu sağlık kuruluşunda görev yapamıyor. Dolayısıyla özel kliniklerde istihdam, yalnızca işveren ile çalışan arasındaki ücret anlaşmasından ibaret olmayıp sağlık mevzuatı bakımından da resmi süreçler içeriyor.</p><h3>GENÇ HEKİMLER İÇİN ÜCRET VE GÖREV TANIMI TARTIŞMASI</h3><p>Olay, özellikle mesleğe yeni başlayan diş hekimlerinin özel sektörde hangi koşullarda istihdam edildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Hasta kabulünden klinik organizasyonuna kadar farklı işlerin sınırlı personelle yürütülmeye çalışılması, çalışanların görev sınırlarının belirsizleşmesine neden olabiliyor. Sağlık hizmetinin doğrudan hasta güvenliği ve hizmet kalitesiyle bağlantılı olması nedeniyle yeterli yardımcı personelin bulunması ve hekimin mesleki sorumluluklarına odaklanabileceği bir çalışma düzeninin kurulması önem taşıyor.</p><h3>UYUŞMAZLIKTA HANGİ YOLLARA BAŞVURULABİLİR?</h3><p>Çalışan diş hekimleri; ücret, çalışma süresi veya iş ilişkisinden kaynaklanan sorunlarda genel iş mevzuatı kapsamında haklarını arayabilirken, mesleki uygulamalar ve sağlık kuruluşlarının işleyişine ilişkin konularda ilgili diş hekimleri odaları ile sağlık idaresine başvuru yolları da gündeme gelebiliyor. Somut uyuşmazlıklarda izlenecek yol çalışma biçimine ve sözleşmenin niteliğine göre değişebiliyor. Bu nedenle işe giriş aşamasında yazılı sözleşmenin dikkatle incelenmesi, ücret ve görev tanımının açıkça belirlenmesi ve çalışma koşullarına ilişkin belgelerin saklanması önem taşıyor.</p><p>36 saatlik çalışma sonrasında gelen istifa, tek bir kliniğe ilişkin sosyal medya paylaşımından yola çıksa da özel sağlık sektöründeki istihdam koşullarına yönelik daha geniş bir tartışmayı beraberinde getirdi. Genç hekimin iddiaları bağımsız olarak doğrulanmış değil; ancak olay, yeni mezun sağlık çalışanlarının ücret, yardımcı personel, görev tanımı ve mesleki çalışma koşullarına ilişkin sorunlarının şeffaf biçimde ele alınmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/dis-hekimi-agir-calisma-kosullari-nedeniyle-istifa-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-1787911410219.jpg" type="image/jpeg" length="59494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin anevrizmasında kritik uyarı: Bu baş ağrısını sakın hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/beyin-anevrizmasinda-kritik-uyari-bu-bas-agrisini-sakin-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/beyin-anevrizmasinda-kritik-uyari-bu-bas-agrisini-sakin-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BEYİN anevrizmaları bazı kişilerde yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Ancak aniden başlayan ve kısa sürede şiddetlenen baş ağrıları ciddi bir uyarı işareti olabiliyor. Uzmanlar, bu tür belirtilerde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sessiz ilerleyen beyin anevrizmaları, yırtıldığında hayati risk oluşturabiliyor. Beyin anevrizmaları her zaman belirti vermeyebiliyor. Bazı vakalarda herhangi bir şikâyete yol açmadan ilerleyen anevrizmalar, farklı nedenlerle yapılan beyin görüntülemeleri sırasında tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Ancak büyüyen veya yırtılan anevrizmalar, ciddi sağlık sorunlarına ve hayati risklere neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle aniden başlayan ve kısa sürede şiddetlenen baş ağrılarının dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Çünkü bu tür ağrılar, beyin anevrizmasına bağlı kanamanın en önemli işaretlerinden biri olabiliyor. Ağrının kendiliğinden geçmesini beklemek ya da yalnızca ağrı kesici kullanmak, kritik bir zaman kaybına neden olabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, beyin anevrizmasının oluşumu, kanama belirtileri, tedavi kararının nasıl verildiği ve uygulanan yöntemlerle ilgili önemli bilgiler paylaştı.<br />
HER BEYİN ANEVRİZMASI KANAMA İLE SONUÇLANMAZ<br />
Beyin anevrizması, beyni besleyen damarların duvarındaki zayıf bir bölümün zaman içinde balonlaşması olarak tanımlanıyor. Ancak her anevrizmanın mutlaka yırtılıp kanayacağı düşünülmemeli. Bazı anevrizmalar yıllarca hiçbir belirti göstermeden kalabilir ve başka bir sağlık problemi nedeniyle yapılan MR veya tomografi sırasında fark edilebilir. Buna karşın bazı anevrizmalar zaman içerisinde büyüyebilir ve kanama riski oluşturabilir. Anevrizma görülme ihtimalinin erişkinlerde, kadınlarda, sigara kullananlarda ve yüksek tansiyon problemi bulunan kişilerde daha fazla olabildiğine dikkat çekiliyor. Ayrıca anne, baba veya kardeş gibi yakın aile bireylerinde beyin anevrizması ya da buna bağlı kanama öyküsü bulunması da riski artırabiliyor. Bununla birlikte herhangi bir risk faktörünün bulunması kişide kesin olarak anevrizma olduğu anlamına gelmediği gibi, hiçbir risk faktörü olmayan kişilerde de anevrizma gelişebiliyor. Beyin anevrizması tespit edilen her hastaya mutlaka işlem uygulanmıyor. Çünkü kanamamış bir anevrizmanın tedavi edilmesinin de belirli riskleri bulunuyor. Tedavi kararında temel noktanın, anevrizmanın ilerleyen dönemde oluşturacağı kanama riski ile uygulanacak işlemin risklerinin karşılaştırılması olduğu belirtiliyor.<br />
Değerlendirme yapılırken yalnızca anevrizmanın büyüklüğü dikkate alınmıyor. Anevrizmanın bulunduğu bölge, şekli, zaman içinde büyüyüp büyümediği, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, sigara ve tansiyon öyküsü ile ailede kanama geçmişi birlikte değerlendiriliyor. Kanama ihtimali düşük görülen bazı anevrizmalar ise düzenli MR veya damar görüntüleme yöntemleriyle takip edilebiliyor. Bu süreçte tansiyon kontrolü ve sigaranın bırakılması da büyük önem taşıyor. Beyin anevrizması yırtıldığında kan, çoğunlukla beynin çevresindeki sıvı dolu alana yayılıyor. Bu durum "subaraknoid kanama" olarak adlandırılıyor ve ciddi hayati risk taşıyor. En dikkat edilmesi gereken belirtinin, aniden başlayan ve birkaç dakika içinde en yüksek seviyeye ulaşan baş ağrısı olduğu belirtiliyor. Hastalar bu ağrıyı çoğu zaman hayatlarında yaşadıkları en şiddetli ağrı olarak tarif edebiliyor. Baş ağrısına ek olarak bulantı, kusma, ense sertliği, ışığa hassasiyet, bilinç bulanıklığı, bayılma, nöbet, konuşma bozukluğu veya kol ve bacaklarda güç kaybı görülebiliyor. Kanama sonrası risk sadece ilk olayla sınırlı kalmıyor. Anevrizmanın yeniden kanaması, beyinde sıvı birikmesi veya damarların daralması gibi ciddi komplikasyonlar da ortaya çıkabiliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNN Türk</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/beyin-anevrizmasinda-kritik-uyari-bu-bas-agrisini-sakin-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-3-14.jpg" type="image/jpeg" length="94374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pankreas kanseri tedavisinde umut veren gelişme]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/pankreas-kanseri-tedavisinde-umut-veren-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/pankreas-kanseri-tedavisinde-umut-veren-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), klinik denemelerde pankreas kanseri hastalarının hayatta kalma süresini neredeyse iki katına çıkaran daraxonrasib etken maddeli ilacı onayladı. Rasonque markasıyla satılacak hap formundaki ilacın, tedavisi en zor kanser türlerinden birinde çığır açıcı bir dönüşüm sağlaması bekleniyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), klinik denemelerde hastaların hayatta kalma süresini neredeyse iki katına çıkaran bir pankreas kanseri tedavisini onayladı. Revolution Medicines tarafından üretilen ve Rasonque markası altında satılan daraxonrasib adlı ilacın, en ölümcül kanser türlerinden birinin tedavisinde "çığır açıcı bir gelişme" olabileceği öngörülüyor. 500 hastanın katıldığı ileri aşama bir klinik çalışmada, hap formundaki ilacı her gün alanların ortalama hayatta kalma süresinin 13,2 ay olduğu, kemoterapi alanların hayatta kalma ortalamasının ise 6,6 ay olduğu tespit edildi. FDA'ya göre ilaç "son derece zor ve tedavisi güç bir kanser türüyle karşı karşıya olan hastalar için kritik ve yeni bir seçenek" sağlıyor. Daraxonrasib, pankreas tümörlerinin %90'ından fazlasında bulunan ve kanser gelişimini tetikleyen mutasyona uğramış KRAS genini hedef alıp devre dışı bırakarak kanserin yayılmasını önlemeye yardımcı oluyor. Amerikan Kanser Derneği verilerine göre, ABD'de her yıl yaklaşık 67 bin kişiye pankreas kanseri teşhisi konuluyor ve bu kanser türü, tüm büyük kanserler arasında en yüksek ölüm oranına sahip. Pankreas kanseri genellikle geç teşhis ediliyor ve tedavisi oldukça zor.<br />
Pankreas kanseri olanların yarısından fazlası teşhisten sonraki üç ay içinde hayatını kaybediyor. FDA 2025 yılında ilaca, hızlandırılmış incelemeyi gerektiren ciddi rahatsızlıkların tedavilerine verilen "Çığır Açan Tedavi" statüsünü verdi. Ajansın Onkoloji Mükemmeliyet Merkezi direktörü Angelo de Claro, ilacın "tıbbi ihtiyacın karşılanamadığı bir alanda daha önce görülmemiş sonuçlar vermesi" nedeniyle FDA'nın, düzenleyici sürenin dolmasını beklemeden, altı ay erken onay verdiğini söyledi. FDA'nın açıklamasına göre, tedavinin en yaygın yan etkileri deride döküntü, ishal, mide bulantısı, yorgunluk ve kusma. Denemede kemoterapi ile tedavi edilen hastaların %57,5'ine kıyasla, daraksonrasib kullanan hastaların yaklaşık %44'ünde ciddi yan etkiler görüldü.<br />
Aralık ayında 4. evre pankreas kanseri teşhisi konulduğunu açıklayan eski ABD Senatörü Ben Sasse, ilacın klinik denemesine katılan hastalar arasında ve ilacın tümörlerinin küçülmesine yardımcı olduğunu söyledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/pankreas-kanseri-tedavisinde-umut-veren-gelisme</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-2-9.jpg" type="image/jpeg" length="93443"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aralıklı oruçta ezber bozan araştırma: Sanıldığı kadar etkili olmayabilir]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/aralikli-oructa-ezber-bozan-arastirma-sanildigi-kadar-etkili-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/aralikli-oructa-ezber-bozan-arastirma-sanildigi-kadar-etkili-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Popülaritesi hızla artan aralıklı orucun sağlık üzerindeki etkilerine dair yapılan araştırmalar, insanlardan alınan veriler ile hayvan deneyleri arasında ciddi çelişkiler olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, insanların yedikleri gıdaları yanlış bildirmesi nedeniyle aralıklı orucun bir sihirli değnek olmadığını ve yeni nesil teknolojilerin bu tabuyu yıkacağını belirtiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>SON dönemde hem kilo verme hem de kanser ve bilişsel gerileme riskini azaltma iddialarıyla gündemden düşmeyen aralıklı oruç yöntemi hakkında bilim dünyasındaki tartışmalar derinleşiyor. İddiaların aksine, son araştırmalar bu beslenme modelinin standart diyetlerden daha etkili bir mucize olmadığını ve insan deneylerindeki sonuçların beklenenden daha karmaşık olduğunu gösteriyor.<br />
FARELERDE MUCİZE YARATTI, İNSANLARDA BEKLENTİYİ KARŞILAMADI<br />
Illinois Üniversitesi'nden beslenme profesörü Krista Varady ve Johns Hopkins Üniversitesi'nden nörobilimci Mark Mattson, aralıklı orucun hücresel düzeyde otofajiyi (hasarlı hücrelerin yenilenmesi) tetiklediğini kabul etmekle birlikte, insan verilerinin farelerdeki kadar parlak olmadığını vurguluyor. Laboratuvarda 16 saat aç bırakılan farelerde yaşlanmanın yavaşladığı, obezitenin engellendiği ve kansere karşı direnç geliştiği gözlemlense de; hızlı metabolizmaları ve genetik yapıları nedeniyle bu süre insanlarda birkaç günlük açlığa denk geliyor. İnsanlar üzerindeki araştırmalar, aralıklı orucun ortalama yüzde 5 civarında kilo kaybı sağladığını ve metabolik risk faktörlerini sadece hafif düzeyde düşürdüğünü gösteriyor. Hatta yoğun uygulanan açlık modellerinin kas kütlesi kaybına yol açabileceği belirtiliyor.<br />
KATILIMCILARIN YÜZDE 30'U YEDİKLERİNİ UYDURUYOR<br />
Araştırmacıların karşılaştığı en büyük engel ise beslenme alışkanlıklarının ölçülememesi. Yapılan çalışmalar, beslenme günlükleri tutan insanların yaklaşık yüzde 30'unun yedikleri gıdaları ve kalorileri eksik bildirdiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların kendilerini bin 600 kalori almış gibi gösterip gerçekte 3 bin 500 kalori tükettikleri durumların sıkça yaşandığı ifade ediliyor.<br />
AKILLI ÇATALLAR VE DİŞ SENSÖRLERİ DÖNEMİ BAŞLIYOR<br />
Yanıltıcı verilerin ve sosyal medyadaki abartılı bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek adına bilim insanları yeni izleme teknolojilerine yöneliyor. Gelecek dönem araştırmalarında; çiğneme hareketlerini tespit eden kolyeler, lokmaları sayan akıllı çatallar, dişe yerleştirilen besin sensörleri ve biyokimyasal kan-idrar analizlerinin bir arada kullanılması planlanıyor. Uzmanlar, bu hassas ölçümler sayesinde aralıklı orucun insan metabolizmasındaki net etkilerinin önümüzdeki yıllarda tam olarak tescilleneceğini öngörüyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/aralikli-oructa-ezber-bozan-arastirma-sanildigi-kadar-etkili-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 23:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/7-1-9.webp" type="image/jpeg" length="95500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya kıyılarında mikroplastik tehlikesi büyüyor]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/antalya-kiyilarinda-mikroplastik-tehlikesi-buyuyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/antalya-kiyilarinda-mikroplastik-tehlikesi-buyuyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıfır Atık Vakfı, Antalya ve Akdeniz kıyılarındaki mikroplastik kirliliğine dikkat çekerek insan sağlığı ve gıda güvenliği için acil önlem çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31</p>

<p>Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, aralarında Antalya'nın da bulunduğu Akdeniz ve Ege kıyılarında mikroplastik kirliliğinin ciddi boyutlara ulaştığını bildirdi. Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan yazısında Ağırbaş, plastik atıkların deniz ekosistemini ve insan sağlığını tehdit eden görünmez bir tehlikeye dönüştüğünü vurguladı. Antalya, Mersin, Adana ve Muğla gibi turistik öneme sahip bölgelerde yapılan tespitler, hiçbir sahil şeridinin bu riskten muaf olmadığını gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye denizlerinde 428 noktada düzenli çevresel izleme yapıldığını aktaran Ağırbaş, kirliliğin kaynağının sadece evsel atıklar olmadığını açıkladı. Araç lastiklerinin aşınması, tekstil lifleri, sentetik halılar, balıkçılık ekipmanları ve tek kullanımlık ürünlerin zamanla parçalanarak mikroplastiklere dönüştüğü ifade edildi. Bu parçacıkların güneş ışığı ve dalga etkisiyle nanoplastik seviyesine kadar inerek deniz canlılarının besin zincirine karıştığı belirtildi. Çözümün ise sadece denizleri temizlemekten değil, plastiğin denize ulaşmasını kaynağında engellemekten geçtiği kaydedildi.</p>

<h3><strong>SAĞLIK VE GIDA GÜVENLİĞİ NASIL ETKİLENİYOR?</strong></h3>

<p>Mikroplastiklerin sadece çevresel bir kirlilik yaratmadığı, aynı zamanda insan sağlığı için de büyük bir risk oluşturduğu aktarıldı. İçme sularında, denizden elde edilen tuzlarda ve çeşitli deniz ürünlerinde mikroplastik tespit edildiği bildirildi. Bilimsel araştırmalara göre, anne karnındaki plasenta ve kordon kanında dahi bu parçacıklara rastlanmasının, durumun ciddiyetini ve acil önlem alınması gerektiğini gözler önüne serdiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>ATIK YÖNETİMİNDE YENİ ADIMLAR NELER OLACAK?</strong></h3>

<p>Sıfır Atık Vakfı'nın Adana, Mersin, Muğla ve Antalya'da bizzat yürüttüğü saha çalışmalarında, karasal atıkların nehirlere ve denizlere ulaşma yolları detaylı şekilde incelendi. Elde edilen verilerin, 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek Türkiye Plastik Atık Çalıştayı'nda kapsamlı olarak masaya yatırılacağı duyuruldu. İlgili bakanlıklar ve üniversitelerin katılımıyla gerçekleşecek çalıştayda, cam ve metal gibi yeniden kullanılabilir malzemelerin döngüsel ekonomiye kazandırılması ile biyobozunur alternatiflerin teşviki değerlendirilecek.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin yerel yönetimlere entegrasyonu da hızlanıyor. İçişleri Bakanlığı ile imzalanan yeni iş birliği protokolü kapsamında, 81 ildeki 50 bini aşkın muhtarlığın atık yönetimi sürecine aktif olarak dahil edileceği açıklandı. Antalya gibi turizm yoğunluğunun ve tarımsal faaliyetlerin yüksek olduğu kıyı bölgelerinde, yerel dinamiklerin bu dönüşüme entegre edilmesinin bölgesel ekosistemi korumada kritik bir olumlu etki yaratması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/antalya-kiyilarinda-mikroplastik-tehlikesi-buyuyor-1</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 23:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/article-4696-cover-1787861176115.jpg" type="image/jpeg" length="60603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağında bu ilaçları kullanıyorsanız dikkat! Etkileri ciddi olabilir...]]></title>
      <link>https://www.yenialanya.com/yaz-sicaginda-bu-ilaclari-kullaniyorsaniz-dikkat-etkileri-ciddi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenialanya.com/yaz-sicaginda-bu-ilaclari-kullaniyorsaniz-dikkat-etkileri-ciddi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek sıcaklıklar sağlık risklerini artırırken Prof. Dr. Şevket Özkaya, bazı tansiyon, kalp ve psikiyatri ilaçlarının vücudun ısı dengesini etkileyebileceğini belirterek özellikle yaşlılar ve kronik hastaları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’da yüksek sıcaklıklara bağlı sağlık sorunları ve özellikle ileri yaştaki kişilerde yaşanan ölümler yeniden gündeme gelirken, Türkiye’de de sıcak havanın etkisini sürdürmesi bekleniyor. İklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının daha sık, uzun ve şiddetli hale gelmesi, yalnızca güneş altında çalışanları değil; kronik hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan kişileri de daha hassas hale getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü de aşırı sıcakların kalp-damar, solunum, böbrek ve ruh sağlığı sorunlarını ağırlaştırabileceğine öne çıkıyor.</p><h3>BAZI İLAÇLAR SICAKTA RİSKİ ARTIRABİLİYOR</h3><p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, sıcak havalarda vücudun kendi sıcaklığını dengeleme mekanizmasının büyük önem taşıdığını belirterek bazı yaygın ilaçların bu sistemi etkileyebileceğini söyledi. Özellikle depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri ve vücudun ısıyı uzaklaştırma kapasitesi üzerinde etkili olabileceğini ifade etti. Riskin kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar ve sıcak ortamda ne kadar süre kaldığı gibi faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p><h3>VÜCUT SICAKLA NASIL MÜCADELE EDİYOR?</h3><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1787834221845-0.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><p>İnsan vücudu sıcaklık yükseldiğinde başta terleme ve cilt damarlarındaki kan akışını artırma olmak üzere çeşitli mekanizmalarla fazla ısıyı uzaklaştırmaya çalışıyor. Ancak uzun süreli aşırı sıcaklarda terlemeyle birlikte su ve elektrolit kaybı artabiliyor. Yeterli sıvı alınmaması halinde baş dönmesi, halsizlik, yoğun susama, baş ağrısı ve sıcak bitkinliği gibi belirtiler ortaya çıkabilirken, vücudun sıcaklığını kontrol edemediği sıcak çarpması acil müdahale gerektiren ciddi bir tabloya dönüşebiliyor.</p><h3>TANSİYON VE KALP İLAÇLARINA DİKKAT</h3><p>Özkaya, yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan diüretikler, ACE inhibitörleri ve ARB grubu ilaçların sıcak havalarda özellikle dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti. Diüretiklerin sıvı ve elektrolit dengesi üzerinde etkili olması, aşırı terlemeyle birleştiğinde susuzluk riskini artırabiliyor. ACE inhibitörleri ve ARB grubu ilaçlar da sıvı dengesi ve susuzluğa verilen fizyolojik yanıtlarla etkileşebiliyor. Beta blokerlerin ise cilde giden kan akışı ve vücudun ısıyı uzaklaştırma süreçleri üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.</p><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1787834224860-1.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><h3>TERLEMEYİ AZALTAN İLAÇLAR DA RİSK OLUŞTURABİLİR</h3><p>Trisiklik antidepresanlar ile antikolinerjik özellik taşıyan bazı ilaçlar da sıcak havalarda yakından izlenmesi gereken gruplar arasında bulunuyor. Bu ilaçların bazıları terleme mekanizmasını baskılayarak vücudun doğal soğutma kapasitesini azaltabiliyor. Antikolinerjik etkiye sahip ilaçlar yalnızca ruh sağlığı alanında değil; Parkinson hastalığı, aşırı aktif mesane, bazı solunum yolu rahatsızlıkları ve alerjilerin tedavisinde de kullanılabiliyor. Bu nedenle risk değerlendirmesinde yalnızca ilacın hangi hastalık için kullanıldığına değil, vücuttaki etkisine de bakılması gerekiyor.</p><h3>ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DAHA HASSAS</h3><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1787834227860-2.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><p>Sıcak havanın etkileri herkeste görülebilse de yaşlılar, küçük çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve uzun süre dışarıda kalan kişiler daha yüksek risk taşıyor. İleri yaşlarda susama hissinin ve vücudun sıcaklığı düzenleme kapasitesinin azalabilmesi, mevcut kalp, böbrek veya solunum hastalıklarıyla birleştiğinde tehlikeyi artırabiliyor. Çocuklarda ise vücut sıcaklığının düzenlenme mekanizmalarının yetişkinlerden farklı olması ve oyun sırasında sıvı ihtiyacının gözden kaçabilmesi nedeniyle ebeveynlerin daha dikkatli olması gerekiyor.</p><h3>İLAÇLAR DOKTORA DANIŞMADAN BIRAKILMAMALI</h3><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1787834230859-3.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><p>Uzmanların sıcak hava dönemlerine ilişkin en önemli uyarılarından biri, risk oluşturabileceği düşüncesiyle reçeteli ilaçların kişinin kendi kararıyla kesilmemesi veya dozunun değiştirilmemesi. Düzenli ilaç kullananların sıcak hava koşullarında tedavilerini doktorlarıyla değerlendirmeleri, olağan dışı baş dönmesi, belirgin halsizlik, bilinç değişikliği, idrar miktarında azalma veya ciddi susuzluk belirtileri ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor. Sıvı kısıtlaması gerektiren bir hastalığı bulunan kişilerin ise ne kadar sıvı tüketmeleri gerektiğini mutlaka sağlık profesyonellerinden öğrenmeleri gerekiyor.</p><h3>SICAKTAN KORUNMAK İÇİN NE YAPILMALI?</h3><p>Sıcaklığın yüksek olduğu dönemlerde mümkün olduğunca günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmamak, ağır fiziksel aktiviteleri daha serin saatlere bırakmak, gölgede kalmak ve vücudu serin tutacak hafif kıyafetler tercih etmek önem taşıyor. Yeterli sıvı tüketimi de korunmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Evlerde gündüz güneş alan pencerelerin perde veya panjurlarla kapatılması, gece sıcaklık düştüğünde ortamın havalandırılması ve özellikle yalnız yaşayan yaşlıların yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi tavsiye ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><figure style="margin:16px 0;"><img src="https://yenialanyacom.teimg.com/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-in-1787834233860-4.jpg" alt="" style="max-width:100%;height:auto;"></figure><h3>AŞIRI SICAK ARTIK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU</h3><p>Sıcak hava dalgalarının etkisi yalnızca bireysel sağlık sorunlarıyla sınırlı kalmıyor. Uzun süre devam eden aşırı sıcaklar sağlık kuruluşlarına başvuruları artırabilirken enerji ve su sistemleri üzerinde de ek yük oluşturabiliyor. Kentlerde beton ve asfalt yüzeylerin gündüz depoladığı ısıyı gece boyunca yayması, sıcaklığın özellikle yoğun yapılaşmış bölgelerde daha uzun süre hissedilmesine yol açabiliyor. Bu nedenle aşırı sıcaklarla mücadelede bireysel önlemlerin yanı sıra erken uyarı sistemleri, sağlık hizmetlerinin hazırlığı ve risk grubundaki kişilerin takip edilmesi de giderek daha fazla önem kazanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenialanya.com/yaz-sicaginda-bu-ilaclari-kullaniyorsaniz-dikkat-etkileri-ciddi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenialanyacom.teimg.com/crop/1280x720/yenialanya-com/uploads/2026/08/ya-1787834215024.jpg" type="image/jpeg" length="33564"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
