Alanya’da e-ticaretin öncüsü: Avokadocu Ayşe

Alanya’dan tüm Türkiye’ye meyve-sebze satarak Alanya’nın da tanıtımını yapan Avokadocu Ayşe’nin kurucusu Ayşe Mecek ve “En büyük destekçim” dediği eşi Hüseyin Mecek, Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konukları oldular

Büyütmek için resme tıklayın

 Pazartesi Sohbeti - Ebru Akarpat

TAM kapanma sürecinde pazarların kapalı olması ile elinde mahsulleri kalan çiftçilerin, ürünlerinin çürümesine ve çöpe dökülmesine çok üzüldüklerini aktaran ikili, e-ticaretin büyük bir kazanç kapısı olduğunu aktardı. Aradan komisyoncuları çıkararak direkt tüketiciye ürün satmanın faydalarını da anlatan Mecek çifti, iyi tarım faaliyeti yapılması gerektiğini de belirtti. E-ticarette dolandırıcıların çok olduğunu ve tarımla ilgisi olmayan kişilerin e-ticarete yöneldiğini aktaran Avokadocu Ayşe kurucuları, iyi tarım faaliyeti yürüten çiftçilere, dolandırıcıların eline düşmemeleri için kooperatif kurarak ya da şirketleşerek e-ticarete yönelmelerini tavsiye ettiler. Avokadocu Ayşe kurucuları Ayşe Mecek ve Hüseyin Mecek ile yaptığımız röportajdan öne çıkan başlıklar şöyle:

 

- Ayşe Hanım, Pazartesi Sohbeti’ne hoş geldiniz. Siz ve başarınız artık neredeyse tüm Türkiye tarafından biliniyor. Bilmeyenler için kendinizi ve işe başlama hikayenizi bizimle paylaşır mısınız?

Hoş bulduk. Ben Ayşe Mecek. 39 yaşındayım 5 çocuk annesiyim. Bu işe çok önce eşim avokado aşkı ile başlamış, bahçe kurmuş. Yıllar içinde biz evlendik, çocuklarımız oldu. Anne olunca insan evladına en iyisini, en güzelini, en doğalını yedirmek istiyor, bambaşka bir titizlik oluyor insanının üstünde. Aileme yetecek kadar her şeyi bahçemizde organik olarak yetiştirmeye başladık. Belirli bir zaman geçtikten sonra ürünlerimizi satmaya başladık ama elbette ailemiz büyüdükçe ihtiyaç da artıyor ve daha kazanmaya ihtiyaç duyduk. Bir gün yeğenimle avokado topladık, yolda gelirken “teyze, sana bir sayfa açalım oradan satış yap” dedi. O zaman kırık ekranlı bir telefon edindim, sayfaya küçük küçük mesajlar ile siparişler gelmeye başladı. Siparişi gönderdiğim kişilerden olumlu mesajlar almaya başladım. Onların çevrelerinden sipariş verenler arttı, bir sipariş veren bir daha, bir daha sipariş verdi derken şimdi gelen mesajlara yetişemeyecek kadar bir yoğunluk yaşıyoruz.  Çok zordu… İlk zamanlar kargo şirketleri siparişlerimizi almaya gelmezlerdi. Siparişleri kutulamak için çocukları okula bıraktıktan sonra kartonları ayakkabıcılardan toplardım, siparişleri kutular dolmuşla kargo şirketine bebek arabasında siparişleri gönderirdim. Kargodan dönüşte çocukları alır, yoldan yeniden kutu toplar, çocukları eve bırakırdım.  Sıfırdan başladık, herhangi bir yerden destek almadan bir yıl boyunca bu şekilde çalıştık eşimle birlikte. Eşim de sağ olsun, çalıştığı için hem benim, ailemizin bu işinde çalışırdı hem de kendi işine gidip gelirdi. Bu işe ilk başladığımda evin masraflarını çıkarmak ve çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak hedeflerimin arasındaydı. İlk bir yılı tamamladıktan sonra kazandığımızı ve daha fazla kazanacağımızı gördük. Bahçeden çıkan her şeyi değerlendirdik, ürün en taze halindeyken satılmazsa turşusunu, konservesini, reçelini, soslarını yaptım… Artan talebin sonunda da bir e-ticaret sitesi kurmaya karar verdik ve şimdi oradan satışlarımızı gerçekleştiriyoruz.

- Markanız adıyla, logosuyla, renkleriyle sizi yansıtıyor. Markalaşma yolculuğunuzda en büyük desteğiniz kimdi? Avokadocu Ayşe, işe kaç kişi ile başladı, kaç kişi ile devam ediyor?

Ayşe Mecek: Marka yolculuğunda en büyük destekçim eşim ve e-ticaret sitemizi kuran Onur beydi. Bizim ilk adımız, Avokado Organik Yaşam idi. E-ticaret sitesini kuracağımız dönem, Onur bey ısrarla başka bir isim olması gerektiğini savunuyordu. Eşim bana hep Avokadocu Ayşe diye seslenirdi. Müşterilerimiz de öyle kaydetmişler, Onur da ha keza aynı isimle kaydetmiş. Önceki isme göre bu isim çok sıcak ve samimi geldi bana da. Adımızı Avokadocu Ayşe olarak belirledik böylece. Logomuz  da  önceden farklıydı. Ben yazması olan, gözlüğü, elinde sepeti olan bir logo hayal ettim. Onur da sağ olsun tam istediğim gibi bir logo çizdi bize.

İşe ilk başladığımda eşim bahçeden mahsullerimizi toplardı, ben siparişleri tek tek etiketler, kağıtlara not alır, paketleri hazırlar, kargolardım. Şu anda bizimle birlikte sabit çalışan 7 kadın var ama zeytin, turşu ya da yufka yaptığımızda 16 kadını istihdam ediyoruz. İşimizi büyük bir aşkla yapıyoruz. Bir kadın ve anne olarak bünyemizde kadın istihdam ettiğim için çok mutluyum. Çünkü bir anne çalıştığında, çocuklarına örnek oluyor. Önünde güzel ve üretken bir anne gören çocuk da annesi gibi güçlü ve çalışkan olmayı hedefliyor.

 

 ‘TOPRAĞIN VERDİĞİNİ HİÇBİR ŞEY VERMEZ’

- Alanya’da tropikal meyve üretimine olan eğilimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Rekabet olduğunu düşünüyor musunuz?

Ayşe Mecek: Herkes özüne döndü. Ülkemizin nüfusu geniş ve herkesin başta yaşamak için yemeye ihtiyacı var haliyle, talep hiçbir zaman karşılanamıyor çünkü sürekli bir tüketim hali içindeyiz. Neticede bir gömlek pantolon olsa, yenisini alacak durumunuz yoksa yıkar, ütüler giyersiniz ama gıda öyle olmuyor. Talep bitmiyor, sürekli olarak ihtiyacı karşılamak zorundasınız. O nedenle özellikle pandemiden sonra herkes özüne döndü, toprağa yatırım yapmaya başladı. Tek üzüldüğüm nokta, her yerin çarpık bir şekilde sera olması.

Rekabet edecek birilerinin olduğunu düşünmüyorum aslında çünkü ben mahsulümün kalitesini, kimyasal kullanmadan ürettiğimi biliyorum ama temel amacı para kazanmak olan kişiler, benim sattığım organik avokadonun karşısına kimyasalla ilaçlanıp, kimyasal gübre ile büyütülen, zamanından önce yapılan hasadı daha ucuza çıkarınca büyük sıkıntı oluyor.

 

Hüseyin Mecek: Tropik meyveler bence Türklerin damak zevkine çok uygun ve tane bazıyla satıldığından ticari değeri çok yüksek. Turizme, bacasız sanayi derler, kazancı yüksektir ama terör olduğunda, ülkeler arasında sorun çıktığında ya da şimdiki gibi bir salgın hastalıkla mücadele edildiğinde bacasız sanayinin tüm şalterleri iniyor ve bacadan duman çıkmıyor. Haliyle sektörde çalışan ya da sektöre hizmet veren kişiler, çok ciddi şekilde etkileniyor.

Dedelerimizin bir sözü vardır: “Toprağın verdiğini, hiçbir şey vermez” derler. Toprak nankör değildir. Bir tohum verirsiniz, karşılığında 5-10 verir. Toprağa yatırım, en kazançlı yatırımdır. Bu yatırımı yaptıkları için elbette tebrik ediyorum ama üretim yaparken, vicdanları ile üretim yapmalarını rica ediyorum. Biz, çocuklarımıza yedirmeyeceğimiz hiçbir şeyi üretmiyoruz. Fiyatı aşağıya düşürüp daha çok kazanmak için kimyasallar ile doğaya zarar da vermiyoruz. Aynı hassasiyeti gösterirlerse, sektör geniş, bol kazanç dileriz herkese.

 

‘E-TİCARET YAPANLAR İÇİN PANDEMİ AVANTAJ OLDU’

 - Pandemi bazı sektörleri çok yaraladı, bazı sektörlerin de pazarlarını büyüttü.  Tarım ve özellikle de tropik tarım parlayan yıldız oldu. Siz bu süreci nasıl yaşıyorsunuz? Artılar ve eksiler neler?

Hüseyin Mecek:  Pandemi döneminde biz çok avantajlıydık. Bu sürecin özellikle başında satışlar patladı diyebilirim. 4 katına kadar ivme kazandık. Özellikle de tam kapanma sürecinde, pazar yerleri kapanınca rağbet daha da arttı. Büyük şehirlerde marketler, bizim fiyatlarımız gibi uygun da değil, her şeyden önce bizimki kadar taze değil. Tüketici için en büyük artı taze ürüne uygun fiyata ve marketlere, pazarlara gidip hastalık riski almadan sahip olmaları oldu.  Bizim için en büyük artı kazancımızın ve işsizlik varken, istihdam ettiğimiz kadınların sayısının artması oldu. Yine temiz yani iyi tarım faaliyeti ile ürün yetiştiren, kimyasal kullanmayan köylümüzden sebze satın alarak satışa çıkardık. Böylece pek çok ailenin kazancı da arttı.

Ayşe işini o kadar çok seviyor ki bazen beni, çocukları bile ihmal edebiliyor. Sabahın erken saatlerinde uyanıp siparişlerle ilgileniyor. Geç saatlere kadar konserve, turşu, reçel yapıyor. Ürettikçe de ayrı bir güzellik ve mutluluk geliyor yüzüne. İnsanlar pandemi döneminde temiz ve organik gıdaya ihtiyaç duyuyor diye elinden geldiğinin fazlasını yapıp çalışıyor. Diğer artısı da bu, insanlara doğal ve iyi tarım ürünü göndermenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu sürecin eksisi ise kargo sorunları oldu. Kargolardaki yığılmadan kaynaklı ürünlerimiz zamanda teslim edilmeyip çürüdü. Böyle olunca da ya parasını iade ettik ya da yeniden ürün gönderdik. Sizin de aracılığınız ile kargo şirketlerinin gıda gönderen firmalara öncelik tanımasını istiyoruz.

 ‘HAFTADA 500-600 KİLO SİPARİŞ KARŞILIYORUZ’

- Size gelen tüm siparişlere yetişebiliyor musunuz? Talep ne doğrultuda?

 

Ayşe Mecek: Siparişlere yetişmeye çalışıyoruz ama bir zaman sonra sipariş verme butonunu kapatmak zorunda kalıyoruz. Talebi karşılamak için büyük bir tesise ihtiyaç var.

Tesisi kurmak da en büyük hayalimiz, yakın zamanda gerçekleşecek inşallah. Her türlü gıdaya talep oluyor aslında. Meyveden sebzeye, konserveden turşuya,  reçelden soslara kadar tüm ürünlerimize talep var. Çünkü insanların doğala, tazeye, içi mis gibi kokan mahsule özlemleri var. Bunu da bizde gördüklerinden sağ olsunlar sipariş hiç durmadan gönderiliyor. Türkiye’nin dört bir yanına haftada 500-600 kilo sipariş gönderiyoruz.

‘ÇİFTÇİLER KENDİ SATIŞ ALANLARI OLUŞTURMALI, TÜKETİCİ İLE TEMASTA OLMALI’

- Tam kapanma sürecinde pazarların kapanması, üreticileri ciddi şekilde etkiledi. Sektör paydaşlarınız olan çiftçiler niçin e-ticarete girmeli? E-ticarette halen bir açık olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Hüseyin Mecek: Bu işi yapan çok kişi var haliyle pazarın yeni girişimcilere ihtiyacı var fakat bu iş, herkesin yapabileceği bir iş değil maalesef. Tam kapanma sürecinde bir komisyoncu olarak en büyük sıkıntıyı yaşayanlardan biri de biz olduk. Aracı olduğumuz halde, elimizdeki ürünü satacak yer bulamadık. Kabak 2,5 liraydı 0,50 kuruş oldu; malta eriği 7 liraydı 1 liraya düşürdük. Üreticiye, aracıya kazandıran alan, pazar yerleridir. Marketler ve manavlar bu satış pazarının küçük bir paydasını oluşturuyor. Tam kapanma sürecinde çiftçinin ürünlerinin çürümesine, çöpe dökülmesine çok üzüldük. Çiftçi, aracıları aradan çıkararak devletin de desteği ile kooperatifler kurabilir. Ürettiği ürünü direkt tüketiciye ulaştırabilir. Bir aracı olarak bunu söylememdeki sebep e-ticaretten gelen kazancı biliyor olmam. Her isteyen, elini kolunu sallayarak bu işe giremez tabii ki fakat devletten izinlerini alarak e-ticarete yönelebilirler.

‘VİCDANINIZIN SESİNİ KISMAYIN, İYİ TARIM FAALİYETİ YÜRÜTÜN’

- Pandemi sürecinde pek çok yatırımcı, tarıma yöneldi. İşe yeni atılanlara ve tarım sektörüne girecek olan kişilere önerileriniz neler olur? Çiftçi adaylarına ne söylemek istersiniz?

 Ayşe Mecek:  Ürettikleri her şey kendi tüketebilecekleri gibi olmalı. Para kazanma hırsı ile bu işe girip, vicdanlarının sesini duymazlarsa bu işten para kazanırlar ama insanlıklarını kaybederler. Tüketici tek seferlik alır, tüketir ve beğenmez ise bir daha almaz. Kendilerine bir amaç edinmeliler. Bu amaç, iyi tarım üzerine, tüketicinin sürekli kendilerini tercih etmesi doğrultusunda olmalı. Ağacın bakıma ihtiyacı var, gübreyi sever ama bu gübreyi vicdanlıysanız, iyi tarım yapma niyetindeyseniz hayvan gübresi yaparsınız aksi ise kimyasal gübre kullanırsınız. Ya da ağaçlarda bazen hastalıklar oluşabiliyor bu hastalıklardan kimyasal ilaçla da kurtulabilirsiniz; organik ilaçla da.   Avokado yapraklarını korumak ve daha çok verim almak için zehri seçmemeliler.

 ‘KAYITLI OLMAYAN KİMSE ÜRÜN SATMAMALI, DOLANDIRICI ÇOK’

- Sizin gibi e-ticaret yapan kişilerin yanlışları, doğruları nelerdir? E-ticaret ile gıda ürünlerinin satışı denetleniyor mu?

 

Hüseyin Mecek: Tabii ki denetleniyor. Vergi kaydımızdan ürünlerimize kadar aylık kontrolleri gerçekleşiyor. Biz atalarımızdan gördüğümüz tarım faaliyetlerini yürütüyoruz. Dedelerden kalan ata tohumları ile yetişen mahsullerimizi sunuyoruz tüketiciye. Bahçemizde çıkan yabani otları biçiyoruz; bu otları kimyasalla kurutanlar var ve bu kimyasallar kansere sebep oluyor. Gözlemlerimiz ve tüketicilerimizin kötü deneyimlerini duyduğunuz kadarıyla gördüğüm şey; bahçeyi  bilmeyen, ürün yetiştirmeyen kişilerin al-sat yapıp e-ticarete girmeleri oldu. Ürünün nasıl yetiştiğini bilmeyen, yetiştirilirken hangi ilaçları kullanıldığını bilmiyor ama satıp para kazanmak istiyor. Kendi bahçesindeki ürünleri yetiştirip satan herkese desteğiz, daha çok kazansınlar ama bu iş, devamı olmayan satışlar ile olacak bir iş değil maalesef.

Ayşe Mecek: Eşime katılıyorum, bu işte bir de dolandırıcılar var. Size yakın zamanda yaşadığımız sorunu anlatacağız. Instagram sayfamıza yorum yapan, fiyat soran ya da memnuniyet bildiren müşterilerimiz oluyor. Buraya yorum yapan kişilere başka bir sayfa mesaj atmış. Tarladan bile 5 liraya çıkamayacak avokadoyu 5 liraya benim eşim olduğunu söyleyerek ürün satmış. Ürün de haliyle gitmemiş karşı tarafa. En büyük sıkıntı bu. Kendi yaptığı ürünü satmaya çalışan insanlar var. Hayatında avokado ağacı görmemiş kişiler satış yapmaya çalışıyor.  Ek olarak, bizim gibi üretim yapan üreticiler zamanından önce hasat yapıp, pazarı ele geçirmeye çalışıyor. Ürünü bizden önce yüksek fiyata çıkarıyorlar güya bizden önce başlıyorlar. Zamansız hasadın besin değeri düşük olur, tadı olmaz, tüketiciyi üründen soğutur. Lütfen herkesten önce para kazanmak için hem bizim gibi iyi tarım yapan üreticiye hem de tüketiciye zarar vermeyin.

 ‘YILMAYIN, ÇALIŞIN VE İŞİNİZİ ÇOK SEVİN’

- Kadın girişimcilere, gençlere sıfırdan başlayan bir kadın olarak ne söylemek istersiniz? Kendinizle ve işinizle ilgili yanlış bilinen doğrular var mı?

Ayşe Mecek: Sabır, sevgi, vicdan… Özellikle kadınların iş hayatının, üretimin içinde olması bir anne ve kadın olarak beni çok mutlu ediyor. Sıfırdan başlayanlara ekip oluşturmalarını, destek almalarını tavsiye ederim. Bir anda bir yerlere gelip hemen büyük paralar kazanmayı beklememeliler. Ekim yaptıktan sonra hemen ürün çıkmayabilir, tekrar denemeliler ve yılmamalılar. Benimle ilgili bilinen en büyük yanlış, benim bir anda bu konuma geldiğimi düşünmeleri. Başlangıç noktasında ne kadar çabaladığımı, çocuklarıma ve eşime gösterdiğim ilgi gibi ürünlerime, toprağıma da ilgi gösterdiğimi bilmemeleri. Erken uyanıp geç uyuduğumu, işçilerime ellerimle kahvaltılar hazırladığımı, ellerimle otları kopardığımı bilmeyebiliyorlar. Geldiğim noktadaki alın terim, ailemin desteği ve emeği, işlerimin azmi bu markayı güzel bir konuma getirdi. O yüzden kolay kazanmak, hemen kazanmak isteyenler başka bir işe yönelebilirler.

 

‘KİMSESİZ ÇOCUKLAR İÇİN ANAHTAR ALMAYI UNUTMASINLAR’

- Pazartesi Sohbeti’ne katıldığınız için teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ayşe Mecek: Benim bir müşterim var, Zuhal hanım. Onun vasıtası ile kimsesiz çocuklara yardım ediyoruz. Kendisi elleriyle anahtarlık örüyordu, ben de ondan satın alıp bu anahtarlıkları hediye ediyordum. Zuhal hanım da bu parayı kimsesiz çocuklara veriyordu. Ama çocuk da ihtiyaç da çok, haliyle daha çok paraya ihtiyaçları var. Biz de yavrularımıza daha çok destek olmak için e-ticaret sitemizde anahtarlıkları satışa çıkardık. Bu anahtarlıkların satışı ile Alanya’daki kimsesiz çocuklarımızın sevgi evlerindeki giderlerin karşılanması için bağışları ulaştırıyoruz. O yüzden bizden ürün alan tüm müşterilerimizin anahtarlık almalarını rica ediyorum.  Bizimle röportaj yaptığınız için biz teşekkür ederiz.

Ayşe ve Hüseyin Mecek çifti.

09 May 2021 - 23:59 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce tam kapanmaya gidilmeli mi?