Göç Hikayeleri: Gazipaşa’da yeni bir hayat

2014 yılında Almanya’dan Akdeniz’in bu güzide kentine yerleşip, doğanın içinde bir hayat kuran Heinz çiftine konuk olduk

+2
Haber albümü için resme tıklayın

Yasin KINAY - ÖZEL RÖPORTAJ

AKDENİZ Bölgesi…

Tarihin en eski çağlarından bu yana, farklı coğrafyalardan, farklı milletlerden insanların, yaşamlarını sürdürmek için gelip yerleştiği, muhteşem doğası ve ılıman iklimiyle gerçekten çok özel bir bölge…

Bu özel bölgenin güzellikleri, bir şekilde yolu buraya düşen insanların aklını çeliyor ve gizliden gizliye görünmeyen iplerle onları buraya bağlıyor.

Bir kere buranın suyunu içen, ne kadar uzağa gitse de, aklının bir parçasını mutlaka burada bırakıyor ve zaman içinde birçok insan hayatını geçirmek için, gelip buraya demir atıyor.

***

Göç hikayelerinin bu bölümünde, Akdeniz Bölgesi’nde el değmemiş güzelliklere sahip olan, ekonominin tarıma dayandığı, Alanya’ya yarım saat uzaklıkta olan Gazipaşa’ya gidiyoruz.

2014 yılında Almanya’dan Akdeniz’in bu güzide kentine yerleşip doğanın içinde bir hayat kuran, Heinz çiftine konuk olacağız…

Gazipaşa asfaltında yol alırken bir yandan da soracağım soruları aklımdan geçiriyorum, yine yeni bir hikâyeyi dinleyip yazıya dökeceğim için heyecanlıyım.

Almanya, Avrupa’nın en önemli ekonomisi.

AB üretiminin yüzde 60’ını yapan bu gelişmiş ülke, göç konusunda cazip yerlerden birisi, hatta şu kovid-19 çıkmasaydı, Almanya yeni bir beyin göçü dalgası ile birçok alanda kalifiye insanlara kapılarını açmaya hazırlanıyordu…

Almanya’ya göç etme konusunda ülkemizde yetişmiş birçok insanın, araştırma içinde olduğu, Youtube’da konu ile ilgili videoları izleyenlerin sayılarından belli…

İşte tam bu noktada, buradan oraya gitmeye hevesli bir sürü insan varken, oradan buraya gelen insanların hikayelerinin, bir mesaj olması ve ülkemizin güzelliklerinin, kıymetinin bilinmesine niyet ediyorum...  

Yol boyunca aklımdan bu minvalde bir sürü düşünce geçiyor.

***

Gazipaşa tarım konusunda Dünyanın ve Türkiye’nin ayrıcalıklı bölgelerinden.

Üstelik kendi uluslararası hava alanından Avrupa ve dünyanın birçok ülkesine doğrudan uçuşların olduğu Avrupa’nın en uzak yerine 3-4 saat uzaklıkla tropik bir cennet.

2014 yılında Gazipaşa’ya yerleşen Heinz çifti Gazipaşa’yı ikinci evleri olarak görüyorlar.

Bölgede “moringa” bitkisi ekimi ve bunun yaygınlaştırılması ile ilgili çalışmalar yapan çift, bu mucize bitkinin önemini her platformda anlatıyorlar.

Bölgede moringa üretiminin yaygınlaştırılması halinde bu ağacın yaprağından köküne kadar işlenebileceği fabrika kurmak istediğini belirten Gerhard Heinz, ayrıca Gazipaşa, Alanya ve Anamur bölgesinde şifa merkezleri de açmak istiyor.

Son zamanlarda bütün dünyanın başına bela olan covid-19 virüsünün tedavisi ile ilgili çalışmalar yürüten Gerhard Heinz, bu konuda bayağı mesafe kat etmiş. Sağlık bakanlığı ve devletin ilgili birimleri ile yürüttüğü çalışmaları var.

Heinz; “ilacın üretimine şu anda başlasak, kasım ayı ortasında bütün Türkiye’ye yetecek miktarda ilaç üretebiliriz. Ocak ayında Türkiye dışında bir başka ülkenin de ihtiyacını üretmiş oluruz.

Nisan ve mart ayına geldiğimizde ise bütün dünyaya yetecek miktarda covid-19 ilacını üretmiş oluruz. Ve bütün dünyada bu sorun çözülmüş olur” diyor.

***

Yasin Kınay: Bize kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Gerhard Heinz: 1954 yılında Almanya’nın Duisburg kentinde dünyaya gelmişim. Temel eğitimimi orada tamamladım. Orada bu eğitim sırasında gösterdiğiniz başarıya göre sizi başarılı olabileceğiniz alanlara yerleştiriyorlar, eğitim sürecinden sonra Almanya’da bir araştırma enstitüsünde görev yaptım.

Daha sona Dubai, Abu-Dabi ve Suudi Arabistan’da çalıştım.

Bu bölgelerde “İslami ilaç sistemi” ve tarihi hakkında araştırmalar yaparak, kayıtlar oluşturdum.

Yasin Kınay: Gazipaşa’ya ne zaman yerleştiniz?

Gerhard Heinz: 1990’dan bu yana Gazipaşa bölgesini biliyordum, 2014 yılında aynı zamanda yoğun bakım hemşiresi olan eşimle birlikte buraya taşındık, o zaman yollar topraktı.

Yasin Kınay: Bizlere moringa bitkisinden biraz bahseder misiniz?

Gerhard Heinz: Moringa mucize bir bitki! Dünya Sağlık Örgütü tarafından da kabul edilen ve “süper besin” olarak adlandırılan “moringa” bitkisini uzun zamandır biliyordum. Gazipaşa’ya yerleşince de yetiştirmeye başladım.

Bu mucize bitki, 300’den fazla rahatsızlığa iyi geliyor. Her yerde ekilebilir, yaprağı ve çiçekleri yenilebilir. Kökleri ise astım hastalığına çok iyi geliyor. İnsan beslenmesinde de çok önemli olan bu bitki ile beslenen inekler yüzde 30 daha fazla süt veriyor.

14 günde bir hasat edilebilen bir bitki, yanına ekildiği bitkilerin de verimini arttırıyor.

Muzdan 3 kat fazla potasyum, sütten 2 kat fazla protein, 4 kat fazla potasyum, havuçtan 4 kat fazla A vitamini içeriyor.

Kan şekerini dengeleyici bir etkisi var, damar sertliğine ve kalp rahatsızlıklarına iyi geliyor. Yaşlanma etkilerini geciktiriyor. Antioksidan özelliği ile karaciğer dostu, ayrıca beyin fonksiyonlarını koruyarak alzheimer hastalığına iyi geliyor. En kısa şekilde söylemek gerekirse ayrıcalıklı ve mucize bir bitki diyebiliriz.

Yasin Kınay: Bizlere bitkisel ilaçlarla ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Gerhard Heinz: 1998 yılından Gazipaşa’ya taşındığımız 2014 yılına kadar virüslerle ilgili çalışmalar yapmıştım. Bu sürecin neticesinde, insan vücudunda prensipte tüm virüs ve bakterilere karşı, iltihap dahil, etkili olan bir madde bulduk. Tamamen doğal bir madde. 2014 yılında bir komşum vasıtasıyla Türk devlet yetkililerini davet ettim ve konuyu onlarla paylaştım. Bu buluşumun Türkiye için çok önemli olacağını düşünüyorum. Türkiye’de bitkilerle ilgili çok fazla araştırma yok, ben çalışmalarımda tamamen doğal bitkilere odaklandım.

Moringa bitkisinin bir bölümü yüksek miktarda polifenol içeriyor. Bu madde diğer bileşenlerle daha etkili olarak çalışmasını sağlıyor. İnsan sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri var, antioksidan özelliği dışında, kalp rahatsızlıkları ve kanser hastalığı üzerinde olumlu etkileri var, ayrıca Alzheimer hastalığını da geciktirdiği biliniyor ve AIDS hastalığının tedavisinde de kullanılıyor.

Bulduğum bu madde ve toplamda 26 tane farklı bitkinin karışımından oluşan bir ilaç sayesinde covid tedavisinde çok başarılı neticeler alıyoruz.

Covid-19 hastalığı Çin’de aslında Eylül ayında başladı ve Türkiye’ye aralık ayında ulaştı. Çin, virüs kontrolden çıkana kadar açıklama yapmadı. Bu virüsün bileşenlerinde HIV virüsünden de bir bölüm var, aslında covid-19 bir virüs kombinasyonu, insanlar kan hücreleri deforme olduğu için hayatlarını kaybediyorlar.

Başlangıçta herkes covid-19 virüsünün neden olduğu rahatsızlığın solunum yolu hastalığı olduğunu söylüyordu, ben o tarihte virüsün birden fazla organı etkilediğini söyledim.

Vücudun bağışıklık sisteminin herhangi bir tehdit karşısında verdiği reaksiyonda önemli bir yere sahip olan T hücrelerinin virüsle olan etkileşiminden bahsettim ve immün sistemin fazla çalışmasından dolayı bir problem olduğunu söyledim.

Bilimsel çalışmalar bundan üç ay önce benim en başta söylediğim noktaya anca vardı.

Virüs bağırsaklarda kolon bölgesine yerleşiyor ve savunma sisteminizin gücü zayıfladığı zaman saldırıyor.

Eğer savunma sisteminiz güçlü ise hafif geçiriyorsunuz.

Şu anda değişik etkileri hala yeni ortaya çıkabiliyor. Koronavirüs aslında uzun zamandır var, fakat biz bunu yeni tipkorona virüsünü daha tam olarak tanımıyoruz. Genel anlamda vücuttaki antikorlar reaksiyon veriyor.

Akdeniz gibi güneş bol bölgelerde vücuttaki D vitamini seviyesi artıyor ve bu sebeple virüsün insan bünyesindeki etkisi azalıyor.

İnsan vücudunda programlı ve programsız savunma sistemleri var. Hâlihazırda vücudumuzda 8 bin tane virüs yaşıyor. Genetik hafızamızda ise 240 bin virüsü vücudumuz tanıyor.

Şu anda dünya üzerinde covid-19’dan daha tehlikeli virüsler var.

Aslında nüfusun büyük bir bölümü “ Korona” virüsü ile daha önceden tanıştı, covid-19 farklı bir virüs, şu ana kadar Türkiye nüfusunun yüzde 50’den fazlası covid-19 virüsü ile tanıştı. Türkiye eğer birinci dalgayı engellemeseydi çok daha fazla ölüm olurdu. Fakat görünen o ki aralık ayında yükselecek olan ikinci bir dalga yolda, bu sürecin yüzde 25’i tamamlandı.

Eğer gereken önlemler alınmazsa bu ikinci dalganın etkileri çok daha yıkıcı olacaktır. Çünkü şu anda virüs daha agresif olarak saldırıyor, bulaşıcılığı ve etkisi arttı.

Şu anda gereken çalışmaları yapmak için hala zaman var.

Yasin Kınay: Bitkisel ilaç çalışmaları ve bilimsel çalışmalarınız dışında buradaki hayatınız genel olarak nasıl geçiyor?

Gerhard Heinz: Aslında Gazipaşa’da kendi halimizde yaşıyoruz.

Çiftlikte üç atımız ve beslediğimiz çeşitli hayvanlar var. Burada bayağı Türk dostumuz var, Almanya’da Türkleri tanımak ve burada birlikte yaşayarak tanımak arasında büyük bir fark var. Kendimizi artık buraya ait hissediyoruz.

Gün içinde çiftlik ve hayvanların bakım işleri ile ilgileniyoruz. Moringa ekimi ve çoğaltılması ile meşgulüz.

Burada Gazipaşa’da ekolojik tarım artmaya başladı, buradaki tarımla uğraşan dostlarımıza bildiklerimizi öğretmeye çalışıyoruz. Yeni türlerin ekilmesi için uğraşıyoruz. İlaç sanayisi için hammadde olabilecek birçok bitki var.

Bu doğrultuda Moringa bitkisi gerçekten çok önemli bir bitki, birçok hastalığa iyi geliyor.

Mesela Türkiye her yıl diyabet hastalığında kullanılan “medformin” maddesi için 265 milyon dolarlık bir masraf yapıyor. Oysa bu hammadde kolaylıkla burada üretilebilir.

Moringa bitkisinin kökleri toprağın 15 metre kadar altına iniyor. Örneğin Muz yetiştiricileri seralarda muzların arasına Moringa ekerlerse eğer daha fazla verim alırlar çünkü moringa bitkisi toprağın altından kökleri besler, tarım ilaçlarının kullanımı da azalır.

 

Yasin Kınay: Gazipaşa özelinde sizce ne tür projeler hayata geçirilebilir?

Gerhard Heinz: Almanya’da yaşlı insanlar hayatlarını sürdürebilmek için sokaktan şişe toplar hale geldiler.

Gazipaşa’da küçük bir köy şeklinde içinde kendi sağlık sistemini barındıran yaşlı yakınlarının da konaklayabildiği bir yaşlılar evi yapmak istiyoruz.

Demans ve alzheimer hastalarının bakımlarının da gerçekleşebileceği bir yer hayal ediyoruz.

Aslında Türkiye ve Almanya arasında bu konuda daha önce bir ortak çalışma oldu, fakat şu anda Alman sağlık sistemi buraya bu şekilde bir ödeme yapmıyor. İyi organize olmuş bir sistemle buna gerek kalmayacaktır.

Son yıllarda alzheimer hastalığının tedavisi konusunda önemli çalışmalar yapıldı ve başarılı ilaçlar bulundu.

Alman halkının yüzde 50’si doğal tedavi yöntemlerini istiyor fakat Alman ilaç sanayisi bunu engelliyor.

Doğal tedaviler Almanya’da ilaç endüstrisinin baskısı altında, bu sebeple senede 120 bin insan ilaçların olumsuz yan etkileri yüzünden hayatlarını kaybediyor. Türkiye’nin sağlık turizmi konusunda potansiyeli çok yüksek.

Pandemi sürecinde birçok yaşlı insan zor durumda kaldı, bu insanlar için yapılacak bir sağlık projesi Avrupa’da ciddi bir karşılık bulacaktır.

Bu bölge birbirinden farklı yüzlerce endemik bitkinin yaşadığı çok özel bir bölge, kıymetinin daha iyi bilinmesi lazım.

Sadece bölgedeki potansiyeli ihtiyaç duyan insanlarla doğru bir platformda birleştirecek projelere ihtiyaç var…

Yasin Kınay: Bizleri evinizde ağırladığınız ve sorularımıza cevap verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ederiz.

Gerhard Heinz: Biz de sizlere çok teşekkür ederiz.

***

Bir başka “Göç Hikayesinde” görüşmek üzere, sevgiyle kalın.

22 Eyl 2020 - 23:46 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?