Göç Hikayeleri: Moi! (Merhaba) Alanya

Göç Hikayeleri’nin bu bölümünde rotamız Finlandiya. Finlandiyalı çift Pirkko ve Jarmo Etelävuorı konuk oldukları Göç Hikayeleri’nde Alanya’ya nasıl yerleştiklerini ve yaşadıkları sorunları aktarıyor

+2
Haber albümü için resme tıklayın

Yasin KINAY - ÖZEL RÖPORTAJ

FİNCE, Suomi, ya da resmî adıyla Finlandiya Cumhuriyeti, İskandinavya yarımadasında, Baltık Denizi kıyısında bir kuzey Avrupa ülkesi.

Başkenti Helsinki.

Doğusunda  Rusya, kuzeyinde Norveç ve batısında İsveç var.

Nüfusu 5 milyon gibi çok büyük bir rakam olmasa da Finlandiya birçok konuda dünyada öncü ülkelerden.

Mesela hepimizin yakından tanıdığı ve bir çoğumuzun kullandığı Nokia bir Finlandiya markası.

Finlandiya ‘Bin Göller Ülkesi’ olarak da biliniyor. Çünkü Finlandiya'da tamı tamına 187.888 göl var. Buna ek olarak irili ufaklı 179.888 adet de Fin adası bulunuyor.

Ayrıca renk şöleni olarak bilinen Kuzey ışıkları, diğer adıyla “Aurora Borealis” Lapland bölgesinde mart ve eylül aylarında çıplak gözle seyredebilen, muhteşem bir doğa olayı.

1995 senesinde Avrupa Birliği’ne katılan Finlandiya para biriminin Euro olarak değiştiği ilk ülkelerden.

Ve dünyada en ön sıralarda yer alan Finlandiya eğitim sistemi ise Finlandiya’yı ayrıcalıklı bir ülke yapıyor.

***

Sıcak bir öğle vakti Finlandiyalı çiftimiz Pirkko ve Jarmo’nun, Damlataş Mağarası’nın hemen yakınındaki sıcak mütevazı evlerine misafir oluyoruz.

Girişten itibaren, enerjisi sıcak, mütevazi renkli bir eve bizi karşılıyorlar.

Çiftimizin yaşları ileri olduğu için, yanlarında çalışan bir yardımcıları var. Daha önce Cikcilli Mahallesi’nde otururlarken, Jarmo’nun sağlık durumundan dolayı daha rahat hareket edebileceği, düz ayak bir yere taşınmışlar…

Bizleri güler yüzle karşılıyorlar.

Evin kedisi de kim bu gelenler diye merakla bize bakıyor.

Jarmo ve Pirkko da benim gibi “hayvan dostu.”

Sokakta besledikleri ve tedavi ettirdikleri birçok hayvan olduğunu öğreniyoruz.

İçimden “Allah razı olsun diyorum” değil mi ki hayvan sevmeyen insan sevemez, sokakta yaşayan “sessiz kullara” yardımcı oldukları için kalbim onlara daha fazla ısınıyor…

Salonda ikram için hazırlanmış turta ve çeşitli tabaklar içinde türlü türlü meyveler var.

Akdeniz bölgesinde meyvenin bol olduğu bölgemizin lezzetlerini, yaşamlarının bir parçası haline getirmişler.

Röportaja başlıyoruz.

YASİN KINAY: Bize kendinizden ve eşinizden kısaca bahseder misiniz?

PİRKKO ETELÄVUORI: 1950 yılında Oulu’da doğdum. Annem Karelia’da devlet dairesinde memur olarak çalışıyordu. Daha sonra Oulu’dan Helsinki’ye taşındık. Okula orada devam ettim ve Fin ticaret okulunda meslek eğitimi aldım. Daha sonra uygulamalı bilimler üniversitesinde, “İletişim” dalında eğitmen olarak çalıştım. Bu sürecin ardından uzun yıllar “Fin Emeklilik Dairesi’nin” sözcülük görevini yürüttüm ve Helsinki şehir yönetiminde, iş temsilcisi olarak çalıştım.

Bu görevler dışında, Belediye meclisinde ve kurullarında, ayrıca bölge mahkemelerinde gözlemci olarak görev yaptım. 

Kocam Jarmo ise 1945 yılında Karelya bölgesinde Luumäki'de, dünyaya gelmiş. Temel eğitimden sonra, Helsinki Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesini bitirdi. Sonrasında, Finlandiya Devlet Bakanlığında ve son olarak “Ulusal Patent Tescil” kurulunda çalıştı. Karı koca olarak ikimizde sosyal meselelerle ilgilendik ve vatandaşlara yardımcı olmaya çalıştık. 50 yıldır evliyiz.

YASİN KINAY: 50 yıl gerçekten de çok uzun bir zaman, ne mutlu size, peki kocanızla nasıl tanıştınız?

PİRKKO ETELÄVUORI: Helsinki’de bir dans partisinde tanıştık, o zaman ben 17 yaşındaydım. Konuşurken benden altı yaş büyük olduğunu öğrendiğim de bana göre çok büyük geldiğini hatırlıyorum… 55 sene önceydi… Daha sonra evlendik ve bugünlere kadar geldik. İki tane oğlumuz var, bilişim sektöründe çalışıyorlar.

YASİN KINAY: Alanya’da yaşamaya nasıl karar verdiniz?

PİRKKO ETELÄVUORI: Finlandiya'daki yaşantımız zorlaşmaya başlamıştı. Kocam Jarmo, Helsinki dışında doğduğu bölgede, romatizma ağrıları içinde yaşıyordu.

Ben iş dolayısıyla Helsinki ve taşrada ki evimiz arasında, sürekli 4 saatlik yolculular yaparak gidip geliyordum.

Evimizin, bahçesi oldukça büyüktü ve ben bütün işleriyle uğraşmak zorunda kalıyordum.

Oğlum Esa, bana yurt dışında iklimi daha güzel olan bir yerde ev satın alırsak daha mutlu olabileceğimiz söyledi.

Türkçe konuşan Finli bir rehber aracılığıyla Alanya’da, Toros dağlarının güneyinde, bütçemize de uygun 2+1 bir daire buldu ve bize satın aldı. Finli rehber dostumuz Akdeniz ikliminin eşim Jarmo’nun romatizma sorununa iyi geleceğini düşündü.

Ve bir sonbahar fırtınasında, Tjärebörg ‘dan, Alanya’ya doğru yola çıktık… Ekim ayının ikinci haftasıydı. Yolculuğun sonunda Alanya’ya vardığımızda yağmurlu bir hava bizi karşıladı. Kendimi huzur dolu, evimdeymiş gibi hissettiğimi hatırlıyorum... O zamanlar Alanya sakin bir yerdi, temizliği ve iklimi buranın bize uygun olduğunu hissettirdi. Ziyaret ettiğimiz diğer ülkelere kıyasla Fin ve Türk kültürü birbirine benziyor. Ayrıca burası güvenli bir kent, mesela İtalya ve İspanya’daki gibi hırsızlık olayları burada yok. İlk geldiğimizde Alanya, daha bakir ve güzeldi, aradan geçen bunca zamanla birlikte, nüfus çok fazla arttı, trafik ve çevre kirliliği de… Ayrıca o dönemlerde daha fazla saygı vardı, mesela otobüste bizlere yaşlı olduğumuz için yer veriyorlardı. Artık bu kalmadı maalesef. Zaman içinde kocam Jarmo daha da hastalandı ve seyahat etmek onun için zorlaştı. Bu yüzden ülkemize gidemeyince bizde oturma izni aldık ve “Yeni Alanya’lı” olduk.

YASİN KINAY: Alanya’ya taşındıktan sonra hayatınızda neler değişti, bize bunlardan bahseder misiniz?

PİRKKO ETELÄVUORI: Başlangıçta Alanya'da olmak bizim için tam bir kültür şoku idi. Hiç Türkçe bilmiyorduk ve dil becerimiz yoktu. Evi bize satan arkadaşımız, annesinin hastalığı nedeniyle Finlandiya'ya geri dönmek zorunda kaldı.

Alanya’da yapayalnız kaldık ve birçok zorlukla karşılaştık. Zaman içinde deneme yanılma yolu ile uyum sağlamaya çalıştık. 

Başımızdan şöyle komik bir olay geçtiğini hatırlıyorum, o zaman herkes buna çok gülmüştü. Bir gün, evimize tam 80.000 liralık bir elektrik faturası geldi. Böyle bir fatura ile karşılaşınca, Türkiye’nin bize Finlandiya’ya geri dönmemiz için kapıyı gösterdiğini düşündük. Bizlerin bu sıkıntılı halini gören, her zaman yemek yediğimiz Lalezar Restoran’ın görevlisi ne olduğunu sordu, bizde durumu anlattık.

Bu duruma, o da çok güldü ve bizimle TEDAŞ’a gelerek durumu düzeltmemize yardımcı oldu. Fatura 86 liraya indi. Böylece bizde Finlandiya'ya dönmekten vazgeçtik.

YASİN KINAY: Sokak hayvanlarına çok özel bir ilgi gösterdiğinizi biliyoruz. Evinizde sizde benim gibi kedi besliyorsunuz. Kedinizin nasıl bir hikayesi var?

PİRKKO ETELÄVUORI: İlkbaharın sonuna doğru sokakta karşılaştık. Terk edilmiş olduğunu düşündüğümden onu evimize getirdim. Oğlum, böyle küçük bir kedinin annesinin yanında olması gerektiğini söyledi ve biz de bulduğumuz yere geri götürmeye karar verdik. Bulduğumuz yere geri bıraktık fakat biz ayrılırken arkamızdan biraz ağladı. Daha sonra da ben ne zaman ona yemek götürsem arkamızdan ağlayıp, kocamın paçasına sarılıyordu. Ve bir süre sonra kocamın kalbi bu duruma dayanamadı ve kediyi alarak evimize döndük o günden sonra hiç ağlamadı.

Daha sonra veterinere gidip tüm kontrollerini yaptırdık. Maalesef bazı testleri negatif çıktı bu yüzden bizimle seyahatlere çıkamadı. Her zaman evde kaldı.

Kocam Jarmo ilaçları için 3 ayda bir Finlandiya’ya gidiyordu. Kedi nedeniyle ben evde kalıyordum. Ben Finlandiya'ya gittiğim zaman Jarmo evde kalıyordu.

YASİN KINAY: Burada ki hayatınız nasıl geçiyor?

PİRKKO ETELÄVUORI: Buradaki hayatımız Finlandiya'daki ev hayatımıza benziyor, sabah erkenden uyanıp kahvaltı ediyoruz, ev işleri, alışveriş, banka işlemleri, devletle olan işler, hastane ve diğer gündelik işler.

Koronadan önce hamama ve yüzmeye gidiyordum. Finlandiya’da sauna var hamam yok. Kültür merkezindeki etkinlikleri de takip ediyorum. Türkçe bilmediğimiz için toplum dışında yaşıyoruz. Bu yüzden hükümet kararları hakkında hiçbir bilgi alamıyoruz.

Yerel haberler veya iş dünyasından hemen hemen hiçbir bilgi alamıyoruz. Hastalandığımızda randevu almak için gereksiz yere çok zaman kaybediyoruz. Devlet dairlerinde işimiz olduğunda da çok fazla yardımcı olmuyorlar. Finlandiya'da yetkililer alınan kararlar hakkında halkı hemen bilgilendirir. Örneğin kararlar başkentte 18 dilde sunulur. İngilizce ve Rusça en yaygın olarak kullanılır. Türkiye’de de örneğin bazı önemli bilgiler, ingilizce olarak sunulabilir. Salgın sürecinde biz bu sebeple bizlerden ne istendiğini bilemedik. Fakat yanlış veya eksik bilgi eksikliğinden dolayı hatalı davrandığımızda hemen ceza ödemekteyiz. Örneğin Korona salgınını ilk günlerinde plajda otururken küçük bir sorun yaşadık. Biz plajda oturmanın yasaklandığını bilmiyorduk. Kocam yaşlı ve çok iyi yürüyemiyor. Plajda bizi uyarmaya gelen görevliler bize daha kibar davranabilirlerdi… Buradan sizin aracılığınızla, yetkililere entegrasyonu sağlamak için bir birim kurmalarını öneriyorum. Bu şekilde bilgileri yabancılara bildirecek bir birim, yanlış anlamaları önleyecek ve entegrasyonu kolaylaştıracaktır. Ayrıca, anlaşma olmayan ülkelerin vatandaşlarına sağlık hizmeti sağlamak güvenliği arttıracaktır. Finlandiya'da yönetimin kararları zamanında halka iletiliyor. Türkiye'de alınan yeni kararlar bazen devlet dairelerinde çalışanlar için bile şaşırtıcı olabiliyor.

YASİN KINAY: Son olarak, Alanya’daki çok kültürlü yaşamla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

PİRKKO ETELÄVUORI: Alanya’da birçok yabancı yaşıyor.

Bütün bu yabancı guruplar kendi derneklerine sahipler. Mesela ben Alanya Finliler Derneği üyesiyim ve AFD'nin Alanya Yabancılar Meclisindeki temsilcisi olarak görev yapıyorum.

Ayrıca AFD'nin 6.600 takipçisi olan Facebook sayfasında oldukça faal olarak sosyal çalışmalara devam  ediyorum.

Alanya’da insanlar “barış içinde” herkesin ayrı kilisesi var ve burada yaşayan yabancılar birbirlerine karşı çok toleranslı. Bütün Avrupa ülkesi vatandaşları Alanya’da kardeşçe yaşıyorlar. Ayrıca Türk aile yapısı da Avrupa aile yapısından daha güzel, oradaki gençler ailelerini istemiyorlar. Biz hepimiz Alanya’da yaşadığımız için çok şanslıyız. Buradaki insanlara bunun için çok teşekkür ediyoruz.

YASİN KINAY: Bizler de size bizleri evinizde ağırladığınız ve hikayenizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

***

Yeni bir “Göç Hikayesi’nde” görüşmek üzere sevgiyle kalın.

01 Eyl 2020 - 23:23 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?