Alanya'da eşcinsel olmak

Bu hafta ‘Alanya’ içinde konuşulmasından bile çekinilen bir konuyu ele aldık. Birkan Yılmaz, eşcinsel bir birey. Uzun yıllardır Mahmutlar’da sahne alan bir sanatçı. Eşcinsel kimliğini gizlemiyor, bu konunun açıklanmasını da ‘Cesurluk’ olarak görmüyor. Belki ailesinden yana şanslı olduğu için, belki de sürekli kitap okuduğu için ‘eşcinselliği’ en uygun kelimelerle anlatabiliyor

+2
Haber albümü için resme tıklayın

HAZIRLADIĞI ikramlarla Yeni Alanya ekibini en iyi şekilde ağırlayan ve her sorumuza içtenlikle cevap veren Yılmaz, eşcinsel kimliğini belirli süre herkesten saklayan, acıyı da mutluluğu da tatmış birisi. Yılmaz, seyircilerine olan saygısını özenle seçtiği kostümleriyle aktarıyor. Eşcinsel olmanın yükünü ve Alanya’da eşcinsel olmanın ne demek olduğunu bu sohbette bulabilirsiniz.

‘2000’Lİ YILLARDA İSTANBUL PİYASASINDAN AYRILDIM’

- Mahmutlar’ın yakından takip ettiği bir ses sanatçısısınız. Bize öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?
Öncelikle hoş geldiniz. Onurlandırdınız beni, mutlu oldum. Ben 18 Temmuz 1966’da İstanbul’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi İstanbul’da geçirdim. Askerlikten sonra sahne hayatıma yavaş yavaş giriş yaptım. Yine askerlikten sonra evden ayrıldım ve yalnız yaşamaya başladım. O gün bugündür Türkiye’nin çeşitli yerlerinde sahne aldım. 2000’li yılların başında İstanbul piyasasından ayrıldım. Atatürkçü, memur bir ailenin çocuğuyum. Tabi ki çeşitli zorlukları hepimiz gibi ben de yaşadım. Şu anda Alanya Mahmutlar’da yalnız yaşıyorum ve emekliyim.

‘ANADOLU’DA YAŞAYAMAZDIM’

-Yaşamak için Alanya’yı seçmenizde özel bir neden var mı?
Alanya’ya ilk olarak 10 yıl önce gelmiştim. Yine Mahmutlar Mahallesi’nde yaşıyordum. 4 yıl önce tekrar geldim ve buraya yerleştim. Eşyalı ev kiraladım. Çünkü kalan ömrümde eşyalara bağlı olmak istemiyorum. Hayatımda bir insan vardı, rahmetli oldu. 4 sene öncesi çeşitli olumsuzluklardan sonra sahneye 1 sene kadar ara verdim. Hatta bir güvenlik şirketine girdim. Anadolu’da yaşayamazdım. Çünkü yengeç burcuyum ve yaşadığım yerde mutlaka deniz olmalı. Farklı formattaki mekanlarda sahne yaptım. Emeklilikten önce müzikoller de yapıyordum. Artık alkollü yerlerde çalışmıyorum. Çünkü çalışma saatleri zor oluyor. Ben hırsları olan bir insan hiç olmadım. 5 kardeşiz, benim dışımda hepsi evli. Kendilerince durumları iyi, benim beş kuruşuma ihtiyaçları yok. Ben bundan kendime yönelik zevklerimi, ertelediğim işleri yaparak bir hayat sürmek istiyorum.

‘KİMSE 5 DAKİKALIK ZEVK İÇİN DIŞLANMAK İSTEMEZ’

- Alanya’da ‘Eşcinsel’ kimliğe sahip olmanın zorlukları nelerdir?
Homofobi, sadece Alanya’da ya da Türkiye’de olan bir şey değil. Dünya genelinde var. O ülkenin gelişmişliği, konuya bakış açıları ve donanımlarıyla bağlantılı bir durum. Mesela Hollanda’da yaşasaydık daha kolay olurdu. Ama Hollanda’dakiler de güllük gülistanlık yaşamıyor. Bunun en temel nedeni de korku. Çünkü bilmiyoruz ve korkuyoruz. Biz hastalıklı ya da vebalı değiliz. İnsan bilmediği şeyden korkar. Cinsellik bulaşıcı bir şey değil. Bu, bazılarının söylediği gibi bir tercih de değil. Böyle doğarsınız ve kendinizi sonra fark edersiniz. Önce siz bilinçli olursanız ve ona göre hareket ederseniz bu sizin için de aileniz için de sosyal çevreniz için de daha kolay olur. Nasılsa bizi sevmiyorlar tavrı sizde etki tepki oluşturuyor. Böyle yaklaşıp buna göre yaşamaya başlayınca doğal olarak daha zorluklarla karşılaşıyorsunuz. Öncelikle bunu siz seçmiyorsunuz. Seçilecek bir şey değil. Kimse 5 dakikalık, 10 dakikalık bir zevk adına ailesinden dışlanmayı, toplumsal yaşantıdan dışlanmayı kabul edemez. Sizin başka bir seçeneğiniz yok. Bir kıyafet, araba seçmiyorsunuz. Öyle doğuyorsunuz. 6 parmaklı doğduğunuzda kimse size 6 parmakla iş yapamazsın demiyor. Bunun için yapılabilecek bir şey yok. Bu sizin ruhunuz. Kendi varlığınızdan vazgeçmek istediğinizde sıkıntı başlıyor. Zaten ailenizle bu sorunları konuşup destek alamıyorsunuz.

‘BİLMEDİĞİNİZ BİR ŞEYİ NASIL TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ?’

- Ruhunuzdaki kadını ilk olarak ne zaman fark ettiniz?
Her zaman arkadaşlarımdan farklı olduğumu hissediyordum. Hep kendi haline sessiz bir çocuktum. Aile bireylerimle dahi kavga ettiğim görülmemiştir. Tabii o zamanlar cinselliği bilmiyorsunuz, çocuksunuz. Çevremizde arkadaşlarımın alay ettiği birisi vardı. Oyunlarda o çocuğun adı çıkmıştı. Yaş ilerledikçe artık kadın ve erkek arasındaki farkı ayırt ediyorsunuz. Yaş ilerledikçe korkular artıyor. Dediğim gibi Ahmet’i beğeniyorsunuz ama adını koyamıyorsunuz, korkuyorsunuz. Bilmediğiniz bir şeyi nasıl tedavi edebilirsiniz? Kimse bilmesin istiyorsunuz ama bu sizin yapınız. Narin, ince bir çocuksunuz. İsteseniz de kaba saba davranamazsınız. Bu arada Zeki Müren gibi sanatçılarımızı izliyoruz. Onlardaki farklılıkları görüyoruz. Çok fazla kitap okudum. Sürekli araştırdım. Dergiler okudum. Böyle bir vesileyle okumalar esnasında cinsellikle ilgili bilgiler edinmeye başladım. Bu süreç de zaten askerlik yıllarım.

‘EN BÜYÜK ARTIM KIRITAN BİR YANIM YOKTU!’

- Kendinizi tanımaya çalıştığınız yıllar nasıl geçti?
Benim en büyük artım kırıtan bir yanım yok, makyaj falan da yapmıyorum ama içsel olarak farklıyım, bunu ben biliyorum. Askerlik yıllarında belli bir şeyleri edinmeye başlamıştım. Deli gibi okuyorum, psikolojiyle ilgili kitaplar okuyorum, filmler izliyorum. Araştırıyorum. Bu sayede bunun bir tek bana ait bir şey olmadığını gördüm. O zaman ben neden suçluyum, neden kötü olmalıyım diye düşündüm. Ben kötü bir şey yapmıyorum ki. Bir insan fiziki görüntüsünden dolayı dışlanabilir mi? Sen niye esmersin diyebilir misin birisine? Bu sizin kimliğiniz. O süreçte okumalarım devam ediyor ve müzikle ilgili içimde bir şeyler kabarıyor, durmadan şarkı söylemek geliyor içimden. Demek ki çocuklukta kulağımız dolmuş. Yoksa benim sanat müziğine bir eğilimim yoktu. O zamanlar batı müziği diye adlandırdığımız müziği beğeniyordum. Araştırmalarımda bu yönümü de fark etmiş oldum.

‘ABLA BEN EŞCİNSELİM DEDİM’

- Peki aileniz ilk ne zaman öğrendi? Size destek oldular mı?
O süreçte bir mizah dergisi vardı. Orada eşcinsellikle ilgili okur mektupları bölümü vardı ve bu tür konularda tartışma yapılıyordu. Varlığıyla yokluğu belirsiz, içe dönük bir çocuktum. Ama askerlikten sonra bilinçlenmeye başlamıştım, korkularım gitmeye başlamıştı. Ne olup olmadığımı sorgulama dönemim bitti. Ben de eleştirel olarak bir şeyler yazdım. Aynı mizah dergisini kız kardeşim okuyor. Oysaki rumuz kullandım, hemen benim olduğumu anlıyor. Aileler illa ki bir şeyleri fark eder ama toz konduramaz. Bana söylemeden büyük ablam ile konuşmuş. Kendisi benim ikinci annem gibidir. Ben de zaten bir türlü açılamıyordum. Bu vesile ile ablama durumu anlattım.

‘BIYIKLI VE MAÇO BİRİYDİM’

Eğer ablama durumu anlatmasaydım hayatıma çok rahat devam edebilirdim. Zaten bıyıklı biriydim. Ama artık yorulmuştum. Artık saklanacak bir tarafı kalmamıştı. Eşcinsellikle ilgili akla ilk gelen şablonlara uymuyordum. Eşcinseller kadın gibi olur, ne bileyim kılsız olurlar. Ama ben bıyıklı, maço biriydim. O süreç tabii üzücüydü. Hala çok konuşmak istemezler bu mevzuyu. Bilirler ama dillendirmezler.

- Peki anne ve babanızın öğrenmesi nasıl oldu?
Çok fazla kimseyle konuşmuyordum. Sabah işime gidiyordum, kimseye görünmeden odama gidiyordum. Bir arkadaşım vardı, eşcinseldi. Almanya’ya yerleşmişti. Bana bir mektup göndermiş. Mektubu görmedim ama bana aktarıldığı kadarıyla mektupta eşcinsel biriyle evlendiğini yazmış. Fotoğraf da varmış. Bizimkiler de mektubu açmışlar. Babam o zaman öğrendi. ‘Ben böyle şeylerden anlamam’ dedi ve konuyu kapattı. Babam okumuş ve yırtmış mektubu. İşten geldim, zaten konuşmuyoruz. Evde tuhaf bir hava var. O arada yeğenim geldi ‘Dayı annem çağırıyor’ dedi. En büyük ablamla konuşmuş babam. Ablam durumu anlattı bana. O olay da öyle kapandı. Bu durum kendi içinde ortaya çıkmış oldu. Sonra da kendi hayatımı kurdum zaten.

‘BU BİR HASTALIK YA DA SAPKINLIK DEĞİL!’

- O zaman sizin şansınız aileniz diyebilir miyiz?
Sanatçı kimliğim sanırım biraz beni kamufle ediyor. Ailem bu konuyu çok dillendirmez. Evet ailemde sürekli kitap okunur. Aydın insanlar. Ben kendi adıma birçok arkadaşımın yaşadığı zorlukları yaşamadım. Ama dediğim gibi dış görünüşümde bir farklılık yoktu. Olsaydı ne olurdu onu bilemiyorum. Her zaman sessiz sakin olduğum için evden ayrılma kararım şaşkınlık oluşturdu. Kardeşlerimle konuştuk ama anne ve babama ilk seferlerde bir şey söylemedim.

- Seks işçiliği yapmak zorunda kalan bireyler hakkında neler söylemek istersiniz?
Kimse bunu istemez. Para kazanamıyorlar. Kimse iş vermek istemiyor. Ama elektrik faturası ya da başka ihtiyaçlar beklemiyor. Kendi hayatlarını da tehlikeye atarak böyle işlere başvuruyorlar. Maalesef böyle bir acı, üzüntülü bir durum var. Ama bunun temel sebebi bu insanlar değil. Yasalarla, kurumlarla bunların bilinçlendirilmesi gerekiyor ki toplum bu konuda bilinçlenmeli. 10 yıl önce farklıydı, şimdi her şey daha farklı. Eşcinsellik bir hastalık ya da sapkınlık değil. Arkadaşlarımızın hepsi benim kadar aileden yana şanslı değil. Bu insan bu ülkenin vatandaşı, bir şey yaptığında vergisini veriyor, görevini yapıyor. Eğer askerlik yapması gerekiyorsa, devlete karşı başka yükümlülükleri varsa yerine getiriyor. Mesleki bir yeteneği de yoksa, mecburen istemeyerek… Hiçbir insan zevk adına böyle bir acıya katlanmaz, göğüsleyemez.

‘ŞİDDETLİ TEPKİ GÖSTERENLER GİZLİ EŞCİNSELLERDİR’

- Eşcinselliğe olan şiddetli tepki konusunda neler söylersiniz?
Bir konuda şiddetle tepki gösteriyorsanız o olayın öznesi sizsinizdir. Bazıları buna alınabilir tabi ki ama o şiddetli tepki gösterenler gizli eşcinsellerdir. Ben buna inanıyorum, bu benim fikrim. Yazılı bir kural değil ama bu bir savunma mekanizması. O insanın bu konudaki bilinçsizliği ve korkusu. Gitse kendisiyle barışsa suç olmadığını, kötü bir şey olmadığının farkına varsa. Bu arada eşcinselliği övmüyorum, kötüdür de demiyorum. Bunu ne övebilirsiniz ne yerebilirsiniz, öyle mutluysanız öyle yaşarsınız. O sebepleri destekle bertaraf edebiliyorsanız onunla yaşamak zorundasınız. Eşcinsellik bir suç değil, yasalarımızda da değil.

- Son olarak bizim aracılığımızla iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bazı arkadaşlarımız kendilerini gizlemeyi seçiyor. Tabii onları da anlıyorum. Onlar adına da konuşamam. Kendini buna mecbur hissediyorsa bir şey söyleyemem. Benim en başta söyleyebileceğim şey sadece bilinçlenmek. Burada arkadaşlarımızla toplandığımız özel bir grup yok. Ama üzerime düşen bir şey olursa seve seve yaparım. Bu durumda olan ailelere seslenmek istiyorum. Ne olursa olsun çocuklarınızı dışlamayın. Çünkü o kişiyi siz dünyaya getirdiniz ve bu konu onların seçeceği bir şey değil. Bu bir suç değil. Eşcinseller tüm dünyada daha yetenekli insanlardır, yalnızca sahne alanında değil. Her alanda daha yeteneklidirler.

15 Haz 2020 - 17:29 -





Anket Dim TV'de ne izlemek istersiniz?