Alanya’dan bir yıldız doğuyor

Sıcak, samimi ama bir o kadar kapalı, kimi zaman tabuları net olabilen bir şehir Alanya. Ancak bu tabular Alanya’nın yetiştirdiği cevherlere engel değil. Bu cevherlerden birisi de Hakan Kalgıdım. Kalgıdım, babasından aldığı sanatçı meşalesini geçen ay çıkardığı ilk single albümü ile daha da ileriye taşıma kararlılığında

ALÇAK gönüllü ve yardımsever birisi Hakan Kalgıdım. Duygularını korkmadan yaşayabilen, mimarlığa devam edip büyük paralar kazanıp daha rahat bir hayat yaşamak yerine tüm dikenleriyle kabul ettiği hayallerinin peşinden gidebilecek kadar cesur. Hakan Kalgıdım Alanya’nın yetiştirdiği ve ileride aynı ilçede yaşamaktan gurur duyacağınız birisi. Babası Necati Kalgıdım da ‘ Davulcu Ramazan’ olarak tanınan Ramazan Kılınçay ile kurduğu müzik gurubuyla geçmişte başarılı işlere imza atmıştı. Necati Kalgıdım müzikteki başarılarını şimdilerde oğluna bıraktı. Uzun yıllar aldığı eğitimler ve kazandığı tecrübeler sonrası ilk tekli albümü ‘Derin Hatıra’yı çıkaran ve klipleri bütün müzik kanallarında yayınlanan Hakan Kalgıdım ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu sohbetten eminim siz de kendinize bir pay çıkartacaksınız.

‘KARNIMA YUMRUKLAR VURA VURA BANA DİYAFRAM NEFESİNİ ÖĞRETTİ’
- Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunusunuz. Müzik serüveniniz nasıl başladı?

Aslında mimarlıktan müziğe geçtim diyemem. Müzikti zaten asıl olan, mimarlık araya girdi çıktı diyelim. Mimarlığa devam etmiyorum ama mutluyum mimarlık eğitimi aldığım için. Bana çok farklı bir vizyon ve göz kattı.
Kendimi bildim bileli tek hayalim müzik yapmak, şarkı söylemekti. Üniversitedeyken şan dersleri almaya başladım. Opera sanatçısı soprano rahmetli Leyla Demiriş ile çalıştım bir dönem. Karnıma yumruklar vura vura bana diyafram nefesini öğretmişti. Ondan çok şey öğrendim. Bir dönem kontrtenor Kaan Buldular ile çalıştım. Kaan’ın da çok emeği var üzerimde. Sonra bir akademide jazz vokal programına katıldım. Amatör gruplarda söyledim. Hayalim hayatımda sadece müzik düşündüğüm, müzik yaptığım bir düzlüğe çıkmaktı. Buradan cesaretle kendi şarkılarımı yapmaya başladım. Demolarımı hazırladım, onları ulaşabildiğim aranjörlere dinlettim. Yolum prodüktör Ersen Kutluk ile kesişti ve onunla çalışmaya başladım.

- Prodüktör Ersen Kutlu ile tanıştıktan sonra hayatınızda neler değişti?

Derin Hatıra Ersen’le çalışmaya başladığım süreçte ilk yükseldiğimiz ve yayınlamaya karar verdiğimiz şarkım oldu . 25 Mart tarihinde de DMC etiketiyle sizlerle buluştu. Derin Hatıra ilk aşk ve ilişki sürecine yazılmış bir şarkı. Bir ilişkiye dair tüm dinamiklerin ilk kez deneyimlendiği ve öğrenildiği dönemi anlatıyor. İlişkinin tüm zorluklarına rağmen her defasında derinlerde saklı en güzel hatıraları anımsatan hislerden bahsediyor. Albüm değil single. Tekli de diyebiliriz. Tek şarkı.

- İlk single şarkınızın çıkışını sosyal medya hesabınızdan ‘Eve rağmen, sevgilime rağmen, her şeye rağmen çıktı’ olarak duyurdunuz. Bu süreç sizin için sancılı mı oldu?

Bu topraklarda var olmak, hayal ettiğin işi yapmak, hissettiğin kişi olabilmek genel olarak sancılı. Herkes gibi ben de nasibimi aldım şüphesiz. Müzik kariyerimi başlatabilmek, şarkıyı yayınlamak da hiç kolay olmadı. Bu süreçte yanımda olmak istemeyen, süreçten korkan insanlar oldu. Günün sonunda bildiğim güven alanlarımdan vazgeçmeyi gerektiren bir yol ayırımı da yaşadım. Özetle sancılıydı elbet ama her şeye rağmen değdi kesinlikle. Alanya gibi küçük, imkanları sınırlı yerde dünyaya gelmiş bir çocuğun hayalini gerçekleştiriyorum.

- Babanız Necati Kalgıdım da müzisyen ve geçmiş yıllarda ‘Davulcu Ramazan’ lakabıyla tanınan Ramazan Kılınçay ile başarılı bir grupları vardı. Hatta grup üyelerinden birisi Burcu Güneş’in babasıydı sanırım. Bu durumun sizin müziğe yönelmenizde etkisi oldu mu?

Asıl üyelerden birisi Burcu Güneş’in babası değil, sadece bir dönem beraber vakit geçirmişler. Müzik babamdan sebep kendimi bildim bileli bizim evdeydi. Şüphesiz benim aklıma da babamdan görüp düştü. Babam çok güzel arkadaşlık etti bize. Benim için iyi arkadaş olabilmenin ilk şartı yanında rahat etmektir. Babam her zaman yanında çok özgür ve rahat hissettirdi bize. Bu topraklarda böyle baba modeli kolay bulunmaz, şanslıydık çok. Fakat müzik yolculuğumda yalnızdım. Babam her hareketimi destekledi, sen nasıl istersen öyle olsun dedi ama beraber müzik paylaşmışlığımız yoktur. Korktu, mesleğin zorluklarını yaşamamı istemedi belki. Daha garanti, korunaklı işler yapmamı istedi sanırım. Ya da ondan daha ünlü, daha başarılı olacağımı bildiği için kıskançlık yapmış da olabilir. 

‘AİLEMDEN ALDIĞIM BU ÖZGÜR RUH BENİ CESARETLENDİRİYOR’
- Dedeniz Hakkı Kalgıdım da Alanya’nın ilk fotoğrafçısı. Sanat sizde aileden gelen bir şey mi?

Evet doğru. Zannediyorum aileden gelme bir durum var. Aileden gelen bir özgüven ve kendini sevme hali var bizde aslında. Kim ne der diye yaşayan insanlar değiliz. Hele ki Alanya gibi bir yerde böyle yaşayan aile çok azdır. Bu konuda da çok şanslıydım. Etraf ne der diye düşünmeyince hayatında daha özgür kararlar alabiliyorsun. Sanat yapmak da doğasında özgür olmayı gerektiriyor. Ailemden aldığım bu özgür ruh beni sanat yapma konusunda çok cesaretlendiriyor.

- ‘Derin Hatıra’nın çıkış nedeni yaşadığınız derin bir aşk mı?

Diyebiliriz sanırım. Aşk, şarkı yazmak için çok kuvvetli bir motivasyon. O duyguyu sırtlayıp üretmek çok etkili oluyor. Benim için de öyle oldu.

‘KLİP HAZIRLIĞI 2 AY SÜRDÜ, ÇEKİMLER İSE 2 GÜNDE BİTTİ’
- ‘Derin Hatıra’ya dikkat çeken bir klip çektiniz. Klip sürecini ve hazırlık aşamalarını bizimle paylaşır mısınız?

Klibin yönetmeni Çağla Çağlar. Çağla ile beraber çalışmaya karar verdikten sonra düzenli görüşmeler yapmaya başladık. Bu görüşmelerde beraber hayal etme pratiğimiz gelişti. O bir şeyler söyledi, ben söyledim. Öncelikle mekana karar verdik. Doğada bir mekan olması konusunda hemfikirdik. Şarkının hikayesini oluşturan ilişkiyi mevcut tanıdığımız, bildiğimiz yerlerde anlatmaya çalışmak hikayenin önüne geçebilirdi. İstediğimiz bakir, nötr bir mekan bulmaktı. Dağ tepe gezmedik yer bırakmadık. Hayal ettiğimizin ötesinde bir yer bulduk diyebilirim. Şahane bir fon verdi bize bulduğumuz mekan. Şarkıda anlattığım ilişkilenme halini dans ile performe etme fikri Çağla’yı da beni de çok heyecanlandırdı. Ardından partnerim Nazlı Durak bize katıldı. Nazlı ile uzun ev provaları yaptık. Nazlı beni o provalarda eğitti diyebilirim. Provalarda beraber kareografiyi oluşturduk. Ön hazırlığı yaklaşık 2 ay sürdü. Çekimler 2 günde tamamlandı.

‘BENİMKİ DE BÖYLE OLDU, ÇOK DA GÜZEL OLDU’
- Şu an olduğunuz noktadan mutlu musunuz?

Mutluyum. Hayatı çok şurada olabilirdim, böyle olsa çok farklı olurdu diyerek yaşayan biri değilim. Benimki de böyle oldu, çok da güzel oldu diye yaşıyorum. 

‘MABEL İLE ESKİ TANIŞIYORUZ’
- Sizi Mabel Matiz’e benzetenler oldu. Bu konuda ne düşünürsünüz?

Mabel şahane bir müzisyen. Çok cesur işler yapıyor ve bana da çok cesaret veriyor. Şarkımın çıkışından sonra da konuştuk kendisiyle. Çok eski tanışıyoruz. Güzel dileklerini iletti. İdol aldığım bir isim yok açıkçası. İlham aldığım bir sürü isim var ama şu kişinin yolundan gidiyorum diyebileceğim birisi yok. Kendi yolumu bulmaya, çizmeye çalışıyorum.

‘SERTAB ERENER’LE ŞARKI SÖYLEMEYİ ÇOK İSTERİM’
- İleride düet yapmak istediğiniz bir isim var mı? Konser çalışmalarınızla ilgili süreç nasıl olacak?

Sertab Erener’le şarkı söylemeyi çok isterim. Virüs salgını olmasaydı nisanda akustik performanslara başlayacaktım. Karantina sonrası başlayacağım umarım. Öncesinde uzun süredir sahne yapmıyordum. Şarkının hazırlıklarıyla uğraştım . Korona geçince bir daha ara vermemek üzere başlayacağım.

‘SANAT KENDİMİ ÖZGÜR HİSSETTİĞİM ALAN’
- Son olarak Hakan Kalgıdım’ın gözünden sanat desek… Bu kavramı nasıl tanımlarsınız?

Ben daha çok kendimi özgür bırakmak üzerinden ilişkileniyorum sanatla. Sahnede olmanın şöyle bir özgürlüğü var; orada yaptığınız hareketiniz, giydiğiniz kıyafetiniz ne kadar toplumun normlarından, dayatmalarından uzak olsa da daha hoş görülüyor. Zeki Müren örneği gibi. Bu muazzam bir özgürlük. Şu an bu röportajı okuyan herkes bir durup düşünsün, çocukluğunu hatırlasın. Neler giymek, nasıl davranmak, nasıl dans etmek isterdi ya da o zamanlar nasıldı hareket alanı. Şimdi ne kadar kısıtlı, sınırlı olduğumuza bir bakalım. O özgür çocukları öldürdük hepimiz. Sürekli elini kolunu nereye koyacağının, ne söyleyeceğinin, nasıl davranacağının hesabını yapan insanlarız. Toplumdan, çevremizden onaylanmak için çocukluğumuza, özümüze ihanet ediyoruz. Sanat bana bu ihanetimin günahını çıkarmak için alan açıyor. Hesapsız, özgür, kendim olabilmem için cesaret veriyor. Her bireyin bu deneyimi yaşadığı bir dünyanın inanılmaz heyecanlı ve renkli olacağına inanıyorum.

19 Nisan 2020 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?