Korona ile savaşta muhteşem üçlü: Soğan, sarımsak, limon

Covid-19 salgınının etkisinin vücut direnci ile bağlantılı olduğunun anlaşılmasının ardından, her sektörde olduğu gibi gıda takviyesi ürünlerinde de fırsatçılar arttı. Bu dönemde gıda takviyelerine yönelen insanlar farkında olmadan virüsten korunmak isterken sağlıklarını tehlikeye atabiliyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Stajyer Eczacı Fulden Kavak “Takviye edici gıdalar ne zehirdir, ne de basit bir şeker” dedi

Büyütmek için resme tıklayın

SON  günlerde her alanda olduğu gibi gıda takviyesi ürünlerinde de kriz fırsatçılarının sayısında ciddi artış oldu. Fırsatçılarının piyasaya sürdüğü sahte ürünler koronavirüsten korunmak isteyen vatandaşların sağlığını riske atıyor. Bu nedenle tüketicilerin güvenilir platformlardan alışveriş yapması, satıcıların ticari bilgilerini sorgulaması ve hepsinden öte satın alacağı gıda takviyesinin içeriğindeki bileşenleri detaylı incelemesi gerekiyor.

Koronavirüs sürecinde gıda takviyesi kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları, Alanya Hüseyin Girenes Fen Lisesi mezunlarından, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde teorik eğitimini tamamlayan, pratik eğitimin ara verildiği şu günlerde tez çalışmasını devam ettiren ve  Youtube kanalında mesleğiyle ilgili paylaşımlarda bulunan Stajyer Eczacı Fulden Kavak’a sorduk.

Kavak, mesleği gereği farmakolojik bilgilerin yanı sıra OTC kapsamındaki reçeteye tabi olmayan ürünlerle yani bitkilerle de yakından  ilgili. İnsanın vücuduna yapabileceği en büyük iyiliğin kendisine iyi bakmak olduğunu belirten Kavak, bitkilerle ilgili çalışmalarına ilişkin “OTC kapsamındaki reçeteye tabi olmayan ürünlerle yani bitkilerle de yakından ilgiliyim. Çünkü hastalığa maruz kaldıktan sonra sancılı tedavi sürecine girmek yerine  kaliteli, dinç bir hayat sürebilmeyi hedefliyor ve bunun için önlemleri baştan almayı daha mantıklı buluyorum. Çevremi de bu şekilde bilgilendiriyorum. Sonuçta kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik; vücudumuza iyi bakmak” dedi.

‘YILLAR ÖNCE TANIŞTIĞIMIZ UÇUK VİRÜSÜ, GRİP VİRÜSÜ GİBİ BİR VİRÜSLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Bu tespiti yapan Kavak, şöyle devam etti: “Fakat insan vücuduna yabancı bir virüs olduğundan öldürücü etkileri görülüyor. Zaman içerisinde virüsün  geçireceği mutasyonla diğer virüsler gibi öldürücü etkisini kaybetmesini bekliyoruz. İşte bu noktada önlemlerin değeri de anlaşılıyor. Sosyal mesafeye dikkat edilmesi, eğitime ara verilmesi, sosyal izolasyon gibi önlemler kişilerin kendini koruyabilmesi, virüsle mümkün olan en geç sürede karşılaşması ve hastanelere kapasitenin üzerinde bir yığılma olmasını önlemek adına alınmış çok doğru önlemler. Bir de bağışıklık sistemini her daim güçlü tutma önlemini almak tabi ki” dedi.

Bu sürecin en şanslılarının şüphesiz bağışıklık sistemi güçlü olanlar olduğunu vurgulayan Kavak, “Sürecin en avantajlıları arasında şüphesiz ki bağışıklık sistemi kuvvetli olanlar var. Mesela bu kişiler; süreç içerisinde veya daha öncesinde aslında virüs ile enfekte olmuş çok daha hafif semptomlar göstererek hatta belki de hiç semptom göstermeyerek dolayısıyla çok da önemsemeden atlatmış olabilir. Bunun da altında yatan en önemli etken kuvvetli bağışıklık sistemi. Gerek beslenme düzeni, gerek spor, gerek takviyeler ile kuvvetli tuttuğunuz bağışıklık sisteminiz, belki de en çok ihtiyacınız olan bu süreçte hızır gibi yetişmiş ve kolayca atlatmanızı sağlamıştır. Yani önemli olan başta da dediğim gibi bağışıklığınıza her daim önem vermek, kuvvetlendirmek” ifadelerini kullandı.

 

‘PANİKLEYEN İNSANLAR BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANMAYA BAŞLADI’

Pandeminin görülmeyen tarafında kaygı bozukluğu olduğunu belirten ve bu dönemde stres bozukluğu ile insanların bilinçsiz ilaç kullanımının zararlarına vurgu yapan Kavak  “Koronavirüsün bir anda pandemi ilan edilmesi, hızla önlemlerin alınmaya başlanması (ki en doğru olan buydu) ve son olarak izolasyon döneminin başlaması ile insanlarda haklı olarak bir panik oluşturdu. Bilinçsiz ilaç kullanımı aslında  sadece bu süreçte değil her zaman için kaçınılması gereken bir durum. Panik haliyle rutinde kullanılan ilaçların bırakılması, farklı ağrı kesicilere yönelme, televizyonlardan- sağlık sektörü ile uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerden duyulan takviyelere hücum edilmesi kesinlikle istemediğimiz, önermediğimiz ve büyük olumsuzluklara yol açabilecek durumlardır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak doktorunuza, eczacınıza bilgi vererek (özellikle de kronik bir rahatsızlığınız, gebelik-emzirme gibi bir durumunuz varsa) takviye kullanmak ve hijyen koşullarını sağlayarak  kendinizi izole etmek bu süreçte kendiniz için yapabileceğiniz en doğru önlemlerden” şeklinde konuştu.

‘GIDA TAKVİYELERİNİ DOKTORUNUZA VEYA ECZACINIZA DANIŞARAK KULLANIN’

Koronavirüs ile mücadele edilen bugünlerde kişilerin rutindeki ilaçları uzman görüşü dışında bırakmalarının ilerleyen zamanlarda büyük sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Kavak, kişilerin salgın sürecinde rutindeki ilaçlarını kullanmaya devam etmeleri gerektiğini söyledi. Kavak, bu dönemde gıda takviyesi almak isteyen kişilerin önce doktoruna sonra da eczacısına danışması gerektiğinin altını çizdi. Kavak, şöyle devam etti:

“Süreç içerisinde rutindeki ilaçlara devam edilmeli, doktorunuza-eczacınıza bilgi verip fikir alarak  gıda takviyesi kullanılmalıdır. Kulaktan dolma, sağlık sektörü içerisinde olmayan kişilerin önerisiyle gıda takviyesi kullanmak, rutindeki ilaçları bırakmak kesinlikle yanlış bir tutumdur. Gıda takviyeleri çok çeşitli, sizin için en iyi ve etkili olanı ancak kendi sağlık danışmanınız ile tayin edebilirsiniz. Bunun için kronik rahatsızlığı olanlar özellikle temkinli davranmalıdır. Her takviye herkese iyi gelecek diye bir kaide yok.”

‘DENGELİ BESLEN, SU TÜKET, EGZERSİZ YAP’

Gıda takviyelerinin bitki, vitamin, yağ asitleri ve benzeri bileşenlerin ekstratlarından yapılan kapsül, toz veya  sıvı formda sunulan ürünler olduğunu belirten Kavak, gıda takviyelerine dair iki farklı görüşün olduğunu belirtti. Kavak,

“Gıda takviyelerine dair iki farklı anlayış hakim: Bir grup gıda takviyelerinin gereksiz olduğunu savunup takviyelere zehir gözüyle bakarken; bir grup da bilinçsizce, sadece beğendiği, sevdiği kişilerden duyduğu için her gıda takviyesini edinip şeker gibi tüketmeye çalışıyor, hiçbir zararı olmayacağına inanıyor ki bence iki grup da çok yanlış düşünüyor. Doğru olan şu ki; normalde gerçekten sağlıklı ve dengeli beslenip, yeterli su tüketilip, günlük egzersizler yapıldığında vücut  kendi mükemmel dengesini kurabilmektedir. Fakat yaşa, hastalığa, alerjiye sahip olma veya tercih edilen beslenme türüne (veganlık gibi) bağlı olarak bazı vitamin ve minerallerin emilimi azalmakta, eksikliği söz konusu olmaktadır. Bu da kişinin iyilik ve sağlık halini olumsuz etkilemekte ve  gıda takviyelerine ihtiyaç oluşturmaktadır. Gıda takviyelerinin asıl amacı da budur zaten; yeterli ve dengeli tüketilemeyen besinlere duyulan ihtiyacın karşılanması. Yani takviye edici gıdalar ne zehirdir, ne de basit bir şeker. Önemli olan uzman kontrolünde, bilinçle tüketilmesidir. Çünkü sonuçta hedefimiz kişinin vücut dengesini ve kaliteli bir hayat sürmesini sağlamak” şeklinde konuştu.

‘MUTLAKA ECZANELERDEN ALINMALI’

Gıda takviyelerinin seçilmesinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlatan Kavak şunları söyledi:

“Gıda takviyesinde dikkat edilmesi gerekenleri birkaç maddede toparlayayım hemen:

•    İlk ve en önemlisi  eczaneden alınması. Özellikle bu dönemde karşımıza çıkan online alışveriş sitelerinden içeriği, saklanma koşulları bilinmeyen denetimsiz takviyelerin  alınması çok yanlıştır.

•    Görülmek istenen etkinin belirlenmesi ile kullanılacak takviyeye ve takviyenin formuna eczacınızın da yardımı ile karar verebilirsiniz. Mesela magnezyum mineralinin çok farklı formları bulunmakta ve her formu farklı mekanizmalara etki etmektedir, direkt magnezyumu bir yerlerden duyup yanlış formu alındığında kişinin beklediği etkiyi görmesi mümkün olmaz.

•    Kullanılacak dozun eksik veya fazla olmaması gerekir.

•    Varsa kronik hastalık, gebelik-emzirme dönemi veya alerji durumu göz önünde bulundurulmalı.

•    Saklama koşulları öğrenilmeli.

•    Kullanılacak süre boyunca miad problemi yaşanmayacağından emin olunmalı.

Aslında birinci maddeye gerekli hassasiyeti gösterdiğinizde  diğer maddeler için sağlık danışmanınız size en doğru şekilde şekilde yardımcı olacaktır.”

 

‘DOĞRU KAYNAKTAN ALIRSANIZ SİZE HER ZAMAN YARDIMCI OLACAKTIR’

Gıda takviyelerinin vücudunuzun herhangi bir sebeple tam olarak yararlanamadığı veya gebelik gibi vitamin ve mineral ihtiyacının arttığı dönemde bunların  yerine koyulmasını; daha aktif ve kaliteli bir hayat sürülmesini sağladığını belirten Kavak, takviyelerin zararının hastanın danışmanına bilgi vermeden kullanması, emin olmadığı bir kaynaktan alması ve önerilen miktarı aşması sonucunda ortaya çıktığını söyledi. Kavak, gıda takviyelerinin doğru kaynaktan alıp doğru şekilde tüketildiğinde vücuda her anlamda yardımcı olacağını belirtti.

‘YOUTUBE KANALIMDA DÜZENLİ OLARAK İÇERİK ÜRETMEYE ÇALIŞIYORUM’

Kendi adına açtığı Youtube kanalıyla mesleği hakkında düzenli olarak içerik üretmeye çalıştığını belirten Kavak şunları söyledi: “Youtube’da kendi adımla açtığım ve düzenli içerik üretmeye başladığım yeni bir kanalım var. Fakültede çok güzel ve detaylı bilgiler alıyoruz gerçekten. Dördüncü sınıfta teorik eğitimimi tamamlayıp uygulama sürecine geçtiğimde gelen hastalarımızla birebir ilgilenip  gerçekten işlerine yarayacağını düşündüğüm takviyeler hakkında bilgi vermeye başladım. Toplumda sağlık sektörüyle ilgisi olmayan kişilerin sektöre bu kadar müdahil olduğunu gördüğümde bu bilgi kirliliğine elimden geldiğince son vermek, buna en azından yakın çevremden başlamak için en çok merak edilenlere dair bilgilerimi önce Instagram’dan  sonra da aldığım olumlu dönüşler  sonucunda Youtube’dan paylaşmaya başladım. İlk içeriğim gıda takviyelerinin kullanılması gereken saatler üzerineydi çünkü takviyenin kullanımı kadar doğru zamanda ve şartta alınması da etkisini belirlemekte. İkinci videomu da içinde bulunduğumuz döneme biraz ışık olması açısından “5 adımda koronaya ve izolasyona karşı kuvvetlenelim” konusu ile hazırladım; şimdilik böyle, sonrasını yine takipçilerim ile merak edilenler üzerinden belirleyeceğiz.”

‘VÜCUDUMUZ TARAFINDAN ÜRETİLMEYEN BİR DİĞER ÖNEMLİ TAKVİYE: OMEGA3’

Sadece salgın sürecinde değil her zaman öncelikli olarak sağlıklı beslenmeyle gerekli olan vitamin ve minarelerin gıdalardan alınmasının şart olduğunu belirten Kavak, vücut için en önemli ve vücut tarafından üretilmeyen takviyenin Omega 3 olduğunu söyledi. Kavak bu dönemde alınması gereken takviyelerle ilgili şunları söyledi:

“Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmek, ihtiyaç olan vitamin ve minerali gıdalardan almak şart. Eğer beslenme ile alamadığınız, eksik kalan vitamin ve mineralleriniz varsa vücudunuz mutlaka bunun sinyalini verecektir. Çünkü bağışıklık sisteminin kuvveti  ve vücut dinçliği için “D vitamini, B12 vitamini, Çinko, Magnezyum”un her zaman için  belirli aralıkta tutulması şart. Bunun için de bu vitamin ve minerallerin günlük ihtiyaç kadar alınması, mümkün değilse de takviyeler ile yerine konması gerekmektedir. Çok önemli ve vücudumuz tarafından üretilemeyen bir diğer takviye de omega 3. Bunlar başta da söylediğim gibi rutinde alınması ve sabit bir aralıkta tutulması gereken vitamin, mineral ve yağ asitleri. Bağışıklık sistemi sadece bu süreçte değil her zaman için önemli. Tabi ki bunları da sağlık danışmanınızın uygun gördüğü tedavi şemasıyla kullanmanız gerek, herkesin ihtiyacı ve bunun miktarı farklılık gösterir. Fakat bunları dikkate aldığınızda vücudunuz ona yaptığınız iyiliği size ihtiyaç duyduğunuz andan itibaren çok daha kuvvetle sunacaktır.

Bir de devamlı olmasa da şu an içerisinde bulunduğumuz süreç gibi bağışıklık sistemimizin daha aktive olmasını istediğimiz süreçte kullanabileceğimiz takviyeler var. Bunlar bağışık hücrelerimizi aktif halde tutan ve olası bir enfeksiyon etkenine daha hızlı yanıt vermemizi sağlayan Beta glukan ( ekmek mayası kaynaklı olmalı) ve antiviral etkisi ile kişinin virüsle enfekte olmasını ve virüsün yayılmasını önleme etkisi ile sambucusnigra (kara mürver).  Ama burada beta glukanın kullanıcı kısıtlamaları unutulmamalıdır. Hamilelik veya emzirme durumunda, kortizon türevi ilaçların kullanımında ve otoimmün rahatsızlığı olanlarda kesinlikle önerilmemelidir. Yani burada yine hep tekrarladığım noktaya dönüyoruz. İlaç veya takviye kullanımı için sağlık danışmanınızdan ‘özellikle kronik bir hastalığınız varsa’ fikir almanız çok çok önemli.”

‘SAĞLIKLI BESİN VE ÇAYLARLA VÜCUDUMUZA BİRAZ DAHA İYİ BAKABİLİRİZ’

Virüsle mücadele kapsamında evde kalınan sürenin artmasıyla yeme düzeninin de değiştiğinin altını çizen Kavak, bu dönemde sağlıklı besin ve çaylarla vücuda biraz daha iyi bakılabileceğini vurguladı. Kavak, “Vücudumuzun sağlığı için metabolizmamıza ulaşan her bir madde çok kıymetli. Bağışıklığımızı desteklemek adına bize yardımcı olacak besinler var. Mesela;  soğan ve sarımsak sülfürlü besinler grubunda yer alan bu ikili içerdiği kuarsetin ve allisin sayesinde virüslerle savaşma gücümüzü arttırıyor. C vitamini ile birlikte hesperidin de taşıyan limona sofralarımızda daha sık yer verebiliriz. Bağırsak sağlığı vücut sağlığına doğrudan etki edeceğinden bu dönemde probiyotik içerikli ev yapımı turşu, kefir tüketimi de oldukça önemlidir. Bu dönemde devamlı siyah çay ve kahve tüketmek yerine günlük 1 veya 2 bardak bu çayları tüketerek kendiniz için daha faydalı bir tutum sergileyebilirsiniz. Kuşburnu, nane ve ekinezya. Semptomları azaltmasının yanı sıra vücudun mikropla savaşma gücünü arttırdıklarından soğuk algınlığı dönemi için idealdir. Melisa çayı damar elastikiyetini arttırmasının yanı sıra kolesterol seviyesini de düzenleyeceğinden yine tüketilebilir. Yeşil çay günlük tükettiğimiz siyah çay ile aynı kaynaktan elde edilmesine rağmen daha az işleme tabi tutulduğundan antioksidan etkisi daha kuvvetlidir. Adaçayı ise yine beyin fonksiyonlarına olumlu yönde etki eden bir çay olduğundan tercih edilebilir” şeklinde konuştu.

‘BU DÖNEMDE PROBİYOTİK VE PREBİYOTİKLERE DİKKAT’

Bağırsaklarımızda bulunan ve stres gibi faktörlerle azalan faydalı bakterilerin vücut florasını düzenlediğini ve daha güçlü bir bağışıklık sistemi olması yönünde katkı sağladığını belirten Kavak, “Probiyotikler bağırsağımızda yaşayan fakat ilaç kullanımı,’stres’ gibi nedenlerle sayısı azalan faydalı bakterilerin sayısını arttırarak bağırsak floramızı düzenler. Probiyotiklerden en iyi etkiyi görmek için, vücudun sindiremediği fakat faydalı bakteriler için besin olma özelliği gösteren prebiyotik adını verdiğimiz liflerle birlikte almamız gerekir. Probiyotik ve prebiyotikler sayesinde sindirim sistemi etkinliğinin arttırılmasının yanında vitamin ve minerallerin emilimi de artacağından bağışıklık sistemimizi de kuvvetlendirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

‘KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE BAĞIŞIKLIK KUVVETLENDİRMEK DOĞRU DEĞİLDİR’

Bu dönemde panik halinde kullanımı artan propolis gibi takviyelerin alerjik reaksiyonlar doğurabileceğinin altını çizen Kavak, kulaktan dolma bilgilerle bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilemeyeceğini söyledi. Kavak konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Hep söylediğim şeye çok güzel bir örnek oldu bu. Kişi kendisini en iyi şekilde tahlil edebilmektedir. Fakat takviye seçiminde mutlaka bir sağlık danışmanına ihtiyaç vardır. Çünkü sağlık danışmanınız sizin için takviye seçerken mutlaka rahatsızlığınızı, beklentinizi, kronik bir hastalık veya alerji durumunu sorgulayacak ve bu doğrultuda ‘sizin için’ en uygun takviyeyi sunacaktır.

Herkesin ‘iyi takviye’si farklıdır. Genelleme yapmak doğru olmaz, birine kötü gelen takviye size çok iyi gelebilir. Kulaktan dolma bilgilerle bağışıklık kuvvetlendirmek doğru değildir. Özelliklede propolis ‘alerji’ sebebiyle çok fazla kısıtlaması olan 2 yaş altına, astım hastalarına, emzirme ve gebelik dönemindeki bireylere ve alerjik bireylere önermediğimiz bir takviyedir, daha hassas olunmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘ECZACINIZA GÖZÜNÜZ KAPALI GÜVENİN’

Koronavirüs salgını sonrası eczacıların antibakteriyel jel üretimine çıkan onayla ilgili de konuşan Kavak, fakülte eğitimlerinden itibaren ilaç ve bitkiye dair her şeyi öğrendiklerini belirtti. Kavak, “Bizler fakültelerimizde laboratuvar çalışmalarına başladığımız andan itibaren ilaca ve bitkiye dair istisnasız her şeyi öğreniyoruz. Buna ampul kapatma, pastil hazırlama, tablet basma, antiseptik hazırlama da dahil. Hatta antiseptik hazırlama ilk öğrendiğimiz preparatlardan. Ve evet ben de uygulama sürecime ara vermeden önce antiseptik hazırlayarak  hastalarımıza güvenle sundum. Bu konuda eczacınıza gözünüz kapalı güvenebilirsiniz” dedi.

‘PARFÜMLER 80 DERECE ALKOL İÇERİYOR’

Koronavirüs salgınında hijyen faktörünün ön plana çıkmasıyla birlikte içerdiği alkol oranından dolayı parfümlerin de gündeme geldiğini belirten Kavak şunları söyledi:

“Evet parfümler bu dönem içerisinde 80 derece alkol içermelerinden dolayı gündeme geldiler. Dezenfektan etki gösterdikleri de doğrudur. Fakat bence en doğru olan ve öncelik verilmesi gereken ellerinizi mümkün olduğunca su ve sabunla 20 saniye süre ile yıkamanız. Yıkamanın imkan dahilinde olmadığı durumda bildiğiniz, güvendiğiniz dezenfaktanlardan elbette yararlanabilirsiniz.”

12 Nisan 2020 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?