Hoş geldin ey şehri Ramazan!

Gönüllerin ilahî rahmet ve mağfiret arzusu ile yıkandığı, iyilik duygularının kabardığı, müminlerin hayırda yarıştığı af ve mağfiret ayı Ramazan’a ulaşmanın huzur ve mutluluğu içindeyiz

Hoş geldin ey şehri Ramazan!
banner404

Hazırlayan: Vaiz Faruk Yağmur

SEVGİLİ Gönül Dostlarım! Çok değil yaklaşık iki ay önce, neredeyse hepimizin iştirak ettiği bir duaya sesimizi katmış:
 “Allah'ım! Receb ve Şâban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan ayına ulaştır!” (Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat , IV, 189) diye dilekte bulunmuştuk. 
Bugün hepimiz de bu güzel duanın kabulünü müşahede ediyoruz. Duamızı kabul ederek bizleri on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerife kavuşturan yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. 
   Gönüllerin ilahî rahmet ve mağfiret arzusu ile yıkandığı, iyilik duygularının kabardığı, müminlerin hayırda yarıştığı af ve mağfiret ayı Ramazan’a ulaşmanın huzur ve mutluluğu içindeyiz. Zaman ikliminin en güzel mevsiminin en güzel dilimindeyiz. Başı rahmet ortası mağfiret, sonu beraat olan Ramazan ayındayız. 
Dün akşam itibariyle ilk teravih namazımızı eda ettik, gecesinde ilk sahurun bereketinde buluştuk Bugün ilk orucumuzu tutarak Ramazan-ı Şerife gönül kapılarımızı açtık. ‘Hoş geldin ey şehri sultan!’ dedik. 
Bu sultan öyle bir sultan ki konuk olduğu hanelere sevinç, hane sahiplerine af ve mağfiret, sofralara bolluk ve bereket getiriyor.
Onu gönderen, onunla göndermiş olduğu ferman-ı ilahisinde; Ramazan ayının, diğer aylardan ayrıcalıklı olduğunu açıkça ifade etmekte:
‘(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (2/185) buyurmaktadır. Mübarek Ramazan ayı, Müslümanlara Allah'ın emirleri karşısında sorumluluk bilincine yani takvaya erişme fırsatı sunuyor. Böylece toplumsal dayanışma ve paylaşma şuurunu aşılayarak, bir anlamda ‘irade eğitimi’ vermek suretiyle, müminlere kişilik kazandırıyor, ‘olgun bir mümin’ olmanın yollarını gösteriyor.
RAMAZAN AYININ FAZİLETİ
Ramazan ayı, oruç ayıdır. Rabbimiz bu ayda oruç tutmayı tüm inananlara farz kılmıştır. Ramazan, Kur'an ayıdır. İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır.
Ramazan, farkındalık kazanma, fakirin halini anlama, nimetlerin tekrar farkına varma, uyanma ayıdır.
Ramazan, gufran ayıdır. Başı rahmet ortası mağfiret sonu cehennemden azat olan bu kutlu ay nice af ve mağfiret muştularıyla müjdelenmiştir.
Ramazan, takva ayıdır. Helallere karşı imsak ederek (kendini tutarak) irade ve disiplin kazanan Müslüman, bu hassasiyetini takva elbisesi olarak hayat boyunca kuşanabilecektir.
Ramazan, Allah'ı yüceltme ayıdır Ramazan, şükür ayıdır Ramazan, doğruyu bulma ayıdır Ramazan, tevbe ayıdır. Ramazan, itikâf yani tefekkür ve taabbüd ayıdır. Ramazan, Allah'ın koyduğu sınırları gözetme ayıdır. Ramazan, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni içinde saklayan bir aydır.
KUR’AN-I KERİM’DE ADI ANILAN TEK AY
 Nasıl “şerefü'l-mekân bi'l-mekîn” yani bir mekânın şerefi, orada yaşayan kimseler sayesinde gerçekleşir ise, aynı durum, zaman için de söz konusuydu. Son Peygamber (sav) Yesrib'e teşrifiyle orayı nasıl “Medine-i Münevvere” hâline getirdiyse, son kitap olan Kur'an'ın bu ayda inmesi de, sıradan bir ay olan Ramazan'ı “Mübarek ay” yapmıştı.
Kur'ân-ı Kerîm'de adı anılan tek aydır, Ramazan ayı. Yüce Allah onu sadece anmakla kalmamış, ayetleri ile aynı zamanda onu oruç ayı olarak belirlemiştir. İşte bütün bu ayrıcalıkları sebebiyle kültürümüzde Ramazan, “on bir ayın sultanı” olarak kabul görmüştür.
‘RAMAZAN’ KELİMESİNİN ANLAMINDA DAHİ RAHMET VARDIR
“Ramazan”, sözcük olarak “yaz sonunda yağıp yeryüzünü tozlardan temizleyen yağmur” manasında “er-ramzâ” kelimesinden veya “Güneş ışınlarından taşların yanıp kızması” anlamında olan “er-ramaz” kelimesinden alınmıştır. Bu yağmur, yeryüzünü nasıl temizleyip yıkarsa; kızgın yer, orada yürüyenlerin ayaklarını nasıl yakarsa, Ramazan ayı da müminleri günah kirlerinden öylece temizler, günahları yakar, yok eder. Bu yağmur katı yürekleri hamur gibi yumuşatıyor ve şefkat eliyle, merhamet mayasıyla yoğuruyor ve fakirin, yoksulun, öksüzün içine düşen, düştüğü yeri yakan ateşini söndürüyor.
Bu bağlamda Ramazan, Müslümanlar arasında bir ay boyunca kutlanan bir bayram esintisidir. Ülkemizde açılan iftar çadırları, minarelerin gerdanlarını süsleyen ışıl ışıl yanan mahyalar, Mısır'da sokakları, dükkânları süsleyen Ramazan fenerleri, Medine'de her milletten Müslümanların sokaklara açıp, kardeşlerini yalvararak davet ettiği mütevazı iftar sofraları ve dünyanın dört bir yanında teravih namazlarına koşan ve saf tutan milyonlar... Hepsi Ramazan ayının bereketi ve coşkusudur şüphesiz. 
‘RAMAZAN MEDENİYETİ!’
Bu ayın girmesiyle birlikte birçok kavram da konuk olur dilimize: Ramazan topu, Ramazan imsakiyesi, Ramazan mahyası, Ramazan davulu, Ramazan pidesi, Ramazan menüsü, Ramazan programı, Ramazan sofrası, Ramazan paketi, Ramazan indirimi, Ramazan kampanyası... Artık Ramazan ayı, bir zaman diliminin adı olmaktan öte bir şeydir. Evet o, yedisinden yetmişine bütün Müslümanlar için bir neşedir, coşkudur, heyecandır, kültürdür, medeniyettir. Hem de üzerinde çok konuşulan, makaleler ve kitaplar yazılan bir “Ramazan Medeniyeti!”
Ramazan, bir medeniyettir, bir dünya görüşüdür. Sadece, nefsimize gem vurulan günler değil; yoksulların, düşkünlerin, açların, muhtaçların, kimsesizlerin hatırlandığı ve korunduğu yoğun bir seferberliktir.
Ve her sayılı gün gibi, bu coşkulu günler de çok hızlı geçer. Ömrü boyunca kaç Ramazan geçireceğini bilemeyen Müslüman için son teravih namazı, son sahur, son iftar buruk bir hüzne dönüşür. Tıpkı gözü yaşlı hacıların kutsal iklime veda edişi gibi, bu mübarek mevsime de aynı duygularla veda edilir. Camilerde güzel sesli hafızların, “Elveda yâ şehr-i Ramazan” nağmeleri ile uğurlanır Ramazan. Bir taraftan arınmış, korunmuş, bol ecir kazanmış olma ümidi, diğer taraftan bir sonraki Ramazan'a yetişememe endişesi ile vedalaşılır. Dolayısıyla ayrılığı zor olan bu misafiri hoş karşılamalı ve hoşnut etmeliyiz. (Hadislerle İslam) Rabbim gönül coğrafyamızda yaşayan özellikle Filistin'de acı ve zulüm içinde kıvranan tüm kardeşlerimizi Ramazan-ı Şerif coşkusu ve rahmetiyle kuşatsın. Allah'ın salamı rahmeti ve mağfireti hepinizin üzerine olsun. 

GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ:
“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (2/185)

GÜNÜN HADİS-İ ŞERİFLERİ:
Rasulüllah (sav) şöyle buyurmuştur: “Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema (cennet) kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.” (Nesâî, Sıyâm, 5) 
“Kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 28)

GÜNÜN SÖZÜ:
“Ramazan geldi, artık maddi yiyeceklerden elini çek ki, gökten manevi rızıklar gelsin. Bu ay gönül sofrasının kurulduğu aydır. Gönlün bedenin hatalarından kurtulduğu aydır. Gönüllerin aşk ile iman ile dolduğu (coştuğu) aydır.” (Mevlana, Divan-ı Kebir)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479