Ramazan ayının insan psikolojisi üzerindeki etkileri

RAMAZAN ayı içerisinde kişiler maneviyatın yükselmesiyle değer ve geleneklerinin farkına vararak, bir iç hesaplaşmaya girer. Yemek, içmek dışında davranışsal hareketlerini sınayan ve egonun tüm isteklerine karşı durmayı bilerek bunları frenlemesi gerektiğini düşünmesine yardımcı olan süper egonun; bilinçli düzeyinde yer eden vicdan, merhamet, değerler, inançlar noktasında farkındalığı yükselir. Yoksul kimselerin, fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bireylerin hissettiklerini bir nebze olsun anlayabilmesi kolaylaşıyor ve onlara karşı empati kurarak kendi vicdanı ve merhametiyle bir muhakeme içerisine girip o insanlara yardım etme, içinde bulunduğu duruma şükür etme davranışları daha çok artmaya başlar. Bunun yanı sıra araştırmalar da göstermiştir ki Ramazan ayı içerisinde  intihar ve suç oranların da oldukça düşüş hakimdir. Bunun dışında insanın diğer gereksinimleri arasında olan ve psikolojik sağlığı önemli ölçüde etkileyen sosyal ilişkilerdeki belirgin değişiklikler ve farkındalıklar kişinin ruh halini huzur ve sükunetle besliyor.
Ramazan ayı içerisinde birçok insan kavgalı oldukları, küs oldukları insanlara karşı merhamet, sevgi ve değer duygularını daha yoğun deneyimlerler. Dargın oldukları kişilerle yeniden bir araya gelme ihtiyacı hisseder ve onların affedilmesi gerektiği hissiyle bunu eyleme dönüştürerek iç huzuruna ve ruh haline olumlu katkılar sağlar. Bahsettiğim bu tüm duygular ruh sağlığı yerinde olan her bireyde mevcut olduğunu düşünürsek bunun tam anlamıyla yaşandığı ay olan Ramazan ayı bu noktada psikolojimize olan olumlu etkisiyle maneviyatı yaşayan her birey için bir sağaltım olmaktadır. Bu ay içerisinde aile bağlarının kuvvetlendiği de yadsınamaz bir gerçektir. Toplumumuz da özellikle çalışan anne –babanın oldukça yaygınlaştığını biliyoruz. Bu kesimin çocuklarıyla bir arada bulundukları süre ve ailecek birbirlerine ayırdıkları zaman maalesef kısıtlı. Ramazan ayı sayesinde de aileler sahur ve iftar vakitlerinde bir arada bulunarak birbirlerinin ihtiyacı olan duygusal aktarımı da sağlamaktadırlar. Dolayısıyla yine burada da ruh halimiz oldukça olumlu etkilenmektedir. Yaz aylarında tutulan oruç, fiziksel yorgunluğun yanı sıra, psikolojimiz üzerindeki etkileriyle de dikkat çekiyor. Yaz aylarında orucun neden olduğu sinirli ruh halini engellemek için öncelikle kişinin yeme, içme ve uyku düzenine özen göstermesi gerekir. Yani, kişinin iftar ve sahuru düzenli yapmaya özen göstererek oruç tutması, vücudun sistemini sarsmaması oldukça önem taşır. Sahur yapan kişilerde gece uykusunun bölünmesi ve kişinin günlük işlerine aynı saatte başlamak zorunda olması; yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon kaybına ek olarak, sinirliliği de beraberinde getirebilir. Bu durumu engellemek için, bir takım önlemler alınabilir. Bu önlemler arasında; bu aya has gündüz dinlenme süresi, akşam erken yatma, günlük yoğunluğu gözden geçirip orta ve uzun vadede yapılması, işleri zamana yayma, ekip çalışmasını ve yardımlaşmayı ön plana çıkarma yer alır. Kişinin tahammülsüzlük yaşamasındaki en önemli faktörlerden biri su kaybıdır. İftar ve sahur arasının kısa olması ve tokluk hissi nedeniyle su tüketiminin azalması, oruçlu geçirilen saatlerin uzun olması nedeniyle su kaybının artışı sinirlilik oluşturabilir. Bu nedenle, bu dönemde bol sıvı tüketilmelidir. Kısacası; Ramazan ayının psikolojimize, ruh halimize olumlu birçok etkisi vardır. Bu ay maneviyatın huzurunu göz ardı etmeden fiziksel ihtiyaçları kontrol altına almakla beraber psikolojik onarma ayı olarak da düşünebiliriz. Egonun eğitimi, sevgi, vicdan, değer, inanç ve geleneklerin önemiyle yüzleşmemizde bir iç hesaplaşmayla karşı karşıya gelip kendi kusur ve eksikliklerimizin farkına varma ve bunları düzeltme adına Ramazan ayı her inanan insan için önemli bir aydır.

YORUM EKLE

banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472