banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472

01.07.2019, 00:03

Poyrazı bilir misiniz?

ÇOCUKLUĞUNUZUN yaz geceleri, zeminine su dökülerek serinletilmiş bir balkonda geçmişse; yere serilmiş kilimlerin üstünde, çarşıdan gelen açık hava sinemasının seslerini dinlerken, gökteki milyonlarca yıldızı da gözleyerek büyümüşseniz doğaya kaçınılmazca aşık olmuşunuzdur. 

Bu tutku sizi yaşamınız boyunca bırakmaz. Taparcasına sevdiğiniz yalnızca gökyüzü değildir; kuşa, ota, böceğe de düşersiniz.

Misal, gecenin bir vakti komut verilmiş gibi ötmeye başlayan Ağustos Böceği, ki normalde gürültüsü insanı depresyona sokar, size yaz müjdecisi gibi gelir. Seversiniz onu, gizliden gizliye.

Ağustos böceğinin zamansız öttüğünü düşünerek girdiğiniz yatakta, birden gece yarısı sıcak bir esintiyle uyanırsınız. Gerçekten yaz gelmiştir; kuzey penceresinden poyraz esmektedir.

Esintiyle tül perde oynar. Uyku sersemliğiyle odada, genizden bir şarkı eşliğinde, tüle sarılmış Salome dansı yapılmakta olduğunu zannedersiniz. Tülün, burnunun ucuna değip geri gitmesiyle anlarsınız öyle olmadığını.

Sabahın ilk ışıklarıyla kesik kesik öten o kuş yok olmuş, yerini kumrular almıştır. Tavan arasındaki kanat çırpışlarından sabah aşkına giriştiklerini anlarsınız. Onları rahatsız etmeme, seslerini duymama adına yastığa gömülürsünüz, deve kuşu gibi.

Dudak kuruluğunu yataktan kalkmadan gidereyim diyorsanız, artık baş ucunuza bir bardak su koyma zamanı gelmiştir.

Poyrazın sertliği sizi de dinç kılar. Kararlı kalkarsınız. Düşünceler berraklaşmış, kısa ya da uzun erimli ajandanızı işleve geçirmek için motivasyonunuz artmıştır. Tuttuğunuz notlara göz atar, üstlerine çizik ata ata ilerlersiniz.

Parlak gökyüzünde beliren tül gibi bulutlar havanın kararlılığını bozmak değil, oluşan tabloya derinlik sağlamak için yerlerini almışlardır. Gökyüzünün maviliğine koşut olarak denizin rengi de değişmiştir.

Sığ denizde her minik dalga, yüzlerce yavru balığı da sahile sürükler. Büyüklerini görmek için birkaç adım daha atmalısınız. Işığın kırınımı ile yerdeki tertemiz kumun üstünde oluşan altıgen parıltılar, yüzerken size eşlik eder. Şehir içi plajına burun kıvıranları düşünür, onlar adına üzülürsünüz…

Cisimler çok net görünür. Daha doğrusu gerçek renklerini almışlardır. Kaleye bakarsınız, yemyeşil doğa örtüsünün içine yerleşmiş evlerin kırmızı kiremitlerinin doğaya uygunluğuna şaşar kalırsınız.

Sesler doğada daha da belirgin hale gelir. Çocuğuna deniz kenarında gereksizce bağıran bir kadının çığlığı bile insanı rahatsız etmez. Poyraz alır o sesi, açıklara doğru savurur.

Boğucu nemli günlerin insanı serseme çeviren ıslaklığı gitmiş, güneşin etkili kavuruculuğu onları daha temkinli olmaya zorlamıştır. Sıcaksa sıcaktır; gider gölgede oturusunuz. Tehlikeye karşı önlem alma kararlılığı sağlar poyraz. Çözüm sunar yani…

Beni kendime getiren, güçlü ve üretken kılan her şey gibi severim poyrazı; onun berraklığını, sıcaklığını…

Yorumlar (1)
celal görkey 2 ay önce
Neden roman yazmiyorsunuz ?