Elinizi vicdanınıza koyun

Bu yazı ile sizleri, birçok uygarlığa kucak açmış, ev sahipliği yapmış bu bereketli topraklarda ‘arkeolog’ olmanın meşakkatli yollarında bir yürüyüşe dâhil edeceğim

Elinizi vicdanınıza koyun
banner404

​​​​​​CEREN ŞAHİN

BEN bir arkeoloğum. Mezun olalı henüz 4 yıl olmuş bir arkeolog

Arkeoloji, zannedilenin aksine zor bir bilim dalı olmakla birlikte arkeoloji okumak da oldukça emek ve özveri ister. Bizler eğitim öğretim sezonunda okullarımızda teorik derslerimizi alır, okullarımız kapandığında da pratik sahamız olan kazılarda yerlerimizi alırız. Anlamış olacağınız üzere, biz arkeologlar için bütün yıl, gerek teorik gerek pratik anlamda hep bilimin içerisinde bir koşturmaca halinde geçer.

Tam olarak anlattığım gibi ben de öğrenim hayatım boyunca tatile gitmeksizin, kesintisiz olarak her yaz Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı değerli hocam Tayfun Yıldırım ile birlikte, Çorum’ un Sungurlu ilçesinde bulunan Resuloğlu Höyük’te yerimi aldım. Şüphesiz ki benim için oldukça verimli ve keyifli geçen yıllardı.

Her mesleğin kuşkusuz zorlayıcı tarafları vardır, arkeolojide olduğu gibi. Lakin insan, severek yaptığı her işin zorluğunu da severek göğüsler ya, benim için de tam olarak böyleydi. Bir gün olsun yakındığımı, ah edip vah ettiğimi bilmem…

Zaten insanı asıl zorlayan da bu değil! Çünkü mesleki anlamda idealist olmak ve gerçekten emek vermek bu dünyanın düzenine dâhil değilmiş. Mezun olup, sudan çıkmış bir balık misali hayatın gerçekleri ile yüz yüze kaldığımda, oldukça sancılı bir süreçten de geçerek bunu anladım.

+++

Gazetemiz Yeni Alanya’da göreve başladığım günden bu yana bu sayfa dahilinde ‘Tarihin gizemli dünyasında bugün’ başlığı altında pek çok yazıya imzamı attım. Yazmış olduğum yazılar, okuyanlar anımsayacaklardır, Anadolu topraklarının gerek iklimsel koşulları gerekse de kullanıma elverişli coğrafyası ile ‘insanın toplu halde yaşamı örgütlediği’ çağlardan bu yana yerleşim gördüğü gerçekliğinde temellenmiştir.

Anadolu topraklarında neolitik çağdan bu yana süregelmiş yaşama şahitlik eden pek çok antik kent bulunmaktadır… Ki çoğu atıl vaziyettedir!

Bizler bugün bu toprakların, pek çok farklı uygarlığın gelenekleri ile yoğrularak günümüze gelmiş, binlerce yıllık geçmişe sahip kültür mirasının varisleriyiz. Hepimiz… Tam da bu noktada herkesin aklına gelen soru;

‘Türkiye’ de, yani böylesine bereketli topraklarda arkeologlar neden işsiz?’ olmalıdır ki bu sorunun cevabı da yine bu kültür mirasını paylaşan herkesi ilgilendirmektedir.

Sayısal veriler göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizin yaklaşık olarak 106 bin adet taşınmaz kültür varlığı/mirası, içerisinde sanat tarihçi ve antropologların, arkeologların da bulunduğu, yaklaşık olarak 2 bin kişiden oluşan bir ekip tarafından korunmaktadır!

Çelişki buradadır! Bu sayının yetersizliği herkesin görebileceği düzeyde ve açıklıktadır.

Şüphesiz ki bu veri öncelikle arkeolojik açıdan son derece büyük bir önem arz eden Anadolu topraklarında kültürel değerlerimize ne denli sahip çıktığımızın acı bir göstergesidir.

+++

Evet. Ben, bu topraklarda yaşamış onlarca medeniyetin bizlere bıraktığı kültür mirasının değerini bilen  ve akademik anlamda da eğitimi almış biri olarak üzerime düşeni yaptım ve gerekli olanı yazdım. Süreç içerisinde farkındalık yaratmak adına da yazmaya devam edeceğim.

Yazmak deyince… Şu an bulunduğum nokta ile alakalı da edecek iki satır kelamım var elbet. Arkeolog olmamın artık yanında epeyce eski kaldığı yeni bir mesleği icra ediyorum şimdilerde. Gazetecilik! İçine girmezden önce, okuduğum köşe yazıları dışında olabildiğine yabancısı olduğum ve girdiğim anda ‘derya deniz’, insanın kendini geliştirerek verim alabileceği, ucu bucağı olmayan bir güzellikle beni sarmalayan bambaşka bir dünya. Şüphesiz ki ben diğer mezun arkadaşlarıma oranla son derece şanslı ve icra ettiğim mesleğim itibariyle gerçekten keyifliyim, mutluyum. Lakin ya diğerleri? Benim kadar şanslı olmayanlar…

+++

Anadolu topraklarında yazımızın konusu olması sebebiyle arkeologlar başta olmak üzere, atanamayan öğretmenlerden, bir tarım ülkesi olmamıza rağmen bu bereketli toprakların işsiz ziraat mühendislerine varana kadar ve daha saymakla bitmez bütün işsiz ya da kendi işini icra edemeyen üniversite mezunları adına, bütün yetki sahiplerine sesleniyorum, hepsini ellerini vicdanına koymaya davet ediyorum.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479