banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472

banner479

23.07.2019, 00:13

Okumuyoruz, okumuyorlar…

Eczacı Ali Kasapoğlu Kardeşim yazmış.

Der ki;

“Biz yetişkinler okumuyoruz, onlar da okumuyorlar. (Gözlerinin önünde bir örnek yok ki…)

Biz konuşmuyoruz, onlar da konuşmuyorlar…

Biz sağlıklı iletişim kurmuyor / kuramıyoruz; onlar da kurmuyorlar…
Ailece içi sohbetleri, hem çocuklarımızdan hem de kendimizden esirgiyoruz.
Okumayan ve konuşmayan gençlerimizin, kelime dağarcıkları da giderek daraldıkça daraldı…

Tartışma ortamlarını genellikle siyasete bağlayıp ya kavga ile ya da dargınlıkla bitiriyoruz.
Gençlerimizin ülke hakkında hiçbir fikirleri yok… Doğal kaynaklarımızdan, ekonomik yapımızdan ve de coğrafi konumumuzdan bihaberler…
Lise bitirmiş bir gencimiz, adres soran bir turiste, İngilizce iki cümlelik yol tarifi bile yapamıyor. (Neymiş efendim İngilizce okumuşlarMIŞ!)

… …
Dağ taş, lise ve üniversite mezunu gençlerle dolu.

Eskiden üniversite bitiren gençler parmakla gösterilirken, şimdilerde üniversite mezunları, iş diye parmaklarını gözümüze sokar oldu.

Hoş gençler böyle de, yetişkinler farklı mı? Onlar da aynı durumda.

… …
Milyonlarla oynayan, binlerce dolarlık arabalara binen adamların evlerinin duvarlarına göz gezdiriyorsun;  duvarlarında tek bir tane bile, bir ressamın, bir sanatçının tablosu yok.
Onlarca yıldır apartmanlarda oturuyoruz ama (hâlâ) toplu yaşam kültürümüz yok.

Binlerce dolarlık arabalara binenlerin ayakkabıları, kapılarının dışında. İnsanlar, bir üst kata çıkmak için merdivenleri kullanırken, ayakkabıların üzerinden hoplaya, zıplaya geçiyor.

Ne aile içinde, ne de okullarında bunlar konusunda eğitilmiyorlar ki, ne yapsın garipler…

… …

Günlük haberleri okumak, ülkede olan biteni öğrenmek için, sabahın kör saatinde, sıcacık pide ya da somunun yanında aldığımız gazeteler de yok artık, gazete satan bakkal da yok...
Siyaset (!) içimize işledi, baba oğulla, kardeş kardeşle ters…

Komşu komşuya, kimi Kürt diye, kimi Alevi, kimi yobaz diye selam vermiyor.

… …
Kütüphaneler bir bir kapanıyor ilgisizlikten; sahaflar da üç beş kitap sevdalısına hizmet verir oldu.
Ne acıdır ki; yıllardır yurtdışında yaşayanların Türkçesi, bizden daha iyi…

… …
Hastaneler dolup taşar oldu.

Parası olanlar bile sağlıklı gıda, ilaçsız sebze, meyve, hormonsuz et bulamıyor,
Sporun yararlarının bilincinde olan, spor yapan, yok gibi bir şey.

… …

Stres ve sinir aşkı da bitirdi, romantizmi de, huzuru da…

Kutuplara ayrılan insanlarımız, tef gibi gergin.

Dizi filmlerle avunan, bu filmlere esir olan aileler ve gençler; hak, hukuk ve adalet tanımayan mafya özentisi tiplerin kopyası oldular… Onlar gibi bakar, onlar gibi yürür, onlar gibi konuşur oldular.

… …
Devlet, vatandaşını vergilerle kazıklıyor, vatandaş da fırsat buldukça devletini….

Sosyal medyada herkes gezdiği tozduğu, yediği içtiği yerleri paylaşırken, bu paylaşımları yapanlar; bunları yapamayan aileler arasında, sanki herkes her gününü böyle yaşıyormuş gibi düşünüldüğünün, dolayısıyla istemeden tartışmalara, kavgalara, aileler arasında derin uçurumlara sebep olduklarının farkında değiller.

Farkında olanın da umurunda değil.

Görgüsüzlük, her alanda, her konuda tavan yapmış durumda

Her yere, her şeye sinir ve stres egemen.
… …

Bütün bunları yazarken şu an; benim bile sinirlerim bozuldu...

Başınızı ağrıttım özür dilerim….”

*    *    *

Evet, Eczacı Ali Kasapoğlu Kardeşim, kendi penceresinden gördüklerini  böyle dillendirmiş

Haksız mı?

Dillendirdiği her şeyin altına ben de imzamı atarım.

Güzel eylemiş, güzel ve de doğru şeyler söylemiş,

Bu arada (Siz de farkında mısınız bilmiyorum) ilginç saptamaları, güçlü kalemiyle yeni bir köşe yazarı geliyor galiba…

Yorumlar (1)
yazsın içerik var 1 ay önce
Yazsın içerik var