Nerede kalmıştık?

EN son yazımı 31 Ekim 2018 tarihinde yazmışım, o günden bugüne, maalesef reytinge kurban verdiğimiz “Yüzleşme” adlı dizi projesinden dolayı vakit bulup yazamadım, o konu tamamen ayrı bir yazı dizisi...

Fakat önce hızlıca kaldığım yerden, Doğu Avrupa gezisini toparlamak istiyorum, söz uçar yazı kalır, hiçbir işi yarım bırakmamak lazım.

***

Moldova’dan, Ukrayna’ya gitmek için yola koyuluyoruz. Sınırı geçmek için hiç gidilmemesi gereken bir yoldan gittiğimizi, ancak geçtikten sonra öğreneceğiz...

İsmini hiç duydunuz mu bilemiyorum? Moldova ve Ukrayna arasında “Transdinyester” adında, Rusya Federasyonu dışında hiçbir ülkenin tanımadığı bir özerk bir bölge var!

Oradan geçmek üzere sınıra doğru ilerliyoruz...

Sınır bölgesine yaklaşırken geçiş yerlerinde kontrollü bölgeler, askerler, zırhlı araçlar var, askercilik oynuyorlar gibi, meraklı bakışlar arasında kontrol noktasına giriyoruz.

Eğer, Sovyet dönemindeki komünizm nasıl diye merak eden olursa, Transdinyester’e gidebilir ama hiç tavsiye etmem. Sınır kapısında tabelanın üzerinde hala orak çekiç var, görevlilerin kıyafetleri de eski Sovyet dönemi filmlerinden gördüklerim gibi, o tarihten bu tarafa geçememişler.

Şüpheci ve tehditkâr bakışlar üzerimizde. Bütün araçları bir arada park ediyoruz. Sınır kapısı olan yere gidiyoruz. Anlaşmak pek mümkün değil, geçişimize izin vermeyip arabaları aramaya karar veriyorlar.

Diğer sınır kapılarındaki gibi genel bir kontrol olacak diye beklerken, gelen görevli kontrol ettiği araçlardaki bütün eşyaları teker teker indirip iyice kontrol etmeye başlıyor. Hiç abartısız cüzdanımı bile aradılar, o zaman anlıyoruz ki bu sınır kapısından öyle kolayca geçemeyeceğiz.

11 tane Defender’daki bagajlar ve tepe bölümlerde olan hemen her şeyi indirip kontrol ediyorlar.

Yaklaşık 8-9 saat süren bir arama tarama çalışması sonrasında “transit geçiş” için izin veriyorlar ve nihayet sınırdan giriyoruz.

11 araba konvoy halinde karayolundan eski Sovyet döneminden bu yana hiçbir değişikliğe uğramadan kalan, özerk Transdinyester bölgesinden geçiyoruz.

Bizim araç konvoydaki en son araba...

İlerlerken yolun sağ tarafında bir polis aracı bizi göz hapsinde tutuyor ve en sondan gelen olduğumuz için bizi durduruyor. Telsizle hemen diğer grup üyelerine haber veriyoruz...

Araçtan iniyoruz, polis bizden bir şeyler istiyor ama ne istediği de belli değil, ruhsat ehliyet filan isterken bir ilerideki dönüşten geri dönen on tane daha Defender yanımıza yetişiyorlar.

Polisin yüzündeki ifadeyi hala tebessümle hatırlıyorum.

On bir arabadan inen bir sürü adamı görünce ne yapacağına karar veremeyip aldığı evrakı verip bizi bırakmanın en iyi karar olduğuna karar verip bizi bırakıyor.

Ondan sonrada hiç gaz kesmeden sınıra doğru devam ediyoruz.

Transdinyester ve Ukrayna arasında yer yer bataklıklarla dolu bir köprünün üzerinden Ukrayna’ya giriş yapacağız ama hemen mümkün olmuyor. Önce, resmi olarak tanınmayan Transdinyester’ den çıkıp, Moldova sınır bölgesine yeniden giriş yapmak zorundayız, ardından Ukrayna’ya giriş yapabiliyoruz...

En kısa şekilde ifade etmek gerekirse, en kötü, en sıkıntılı sınır geçişimiz burası oluyor...

Ukrayna, Kuchuran kapısından sınırı geçiyoruz, nihayet Ukrayna’dayız...

Hiç abartısız her yer yıkık dökük harabe durumunda. Sovyet döneminden sonra kimse hiçbir çivi çakmamış gibi. Küçük köy ve kasabaların ardından liman şehri Odessa’ya varıyoruz.

Kentin merkezi hariç her yer eski, merkezde de yeni binalar o kadar çoğunlukta değil.

Araçlardan birinin şaft istavrozu kırıldığı için burada da bir sanayi bölgesine dalıyoruz.

Odessa’da tanıdıkları olan birisi vasıtası ile burada yaşayan iki Türk arkadaşın yardımıyla bir tamirhane buluyoruz. Büyük kapıların ardından girdiğimiz tamirhane bir “araba kasabı.” İçeride telefonu çıkarıp fotoğraf çekecek oluyorum hemen müdahale ediyorlar.

Sonradan öğreniyoruz ki eski demir perde ülkeleri Almanya’da Audi, Mercedes türü yaşı geçmiş bütün araçların geldiği yer. Çoğu çalıntı olan araçlar burada işe yarar parçalarına ayrılıp satılıyor. Ciddi bir ekonomi ve sektör oluşmuş.

Gece geç saatlerde tamirden sonra kamp yapmak üzere halka açık büyük bir turistik bölgede çadırlarımızı kurup uykuya dalıyoruz.

Haftaya, Odessa ve gemi ile Türkiye yolculuğu.

Sevgiyle kalın.

YORUM EKLE

banner516

banner470

banner452

banner449

banner518

banner481

banner472

banner479