Nal-mıh meselesi

"İŞ için erken kalkılır, günü üstüne doğdurmadan kapı besmele ile açılır, rızık kapısı beklenir. Sen rızkına bak kızım kimseye bakma. İnsanoğlu çiğ süt emmiş ne yaparsan yap, yaranamazsın" derdi Müzeyyen Teyzem. 
Şimdilerde zor eski insanları bulmak. Yol uzun, yön çok, insanlar tuhaf. 
Başarı ve başarısızlık artık egolar ve çıkarlar arasında fısıltılarla yargılanır olmuş ağızlarda. Kimi konuştuğunun duyulması durumunda altından kalkamayacağını bilerek ve düşünerek alçaltıyor sesini, kimi fikirlerini paylaşmaya cesareti olmadığı için siniyor kabuğuna. Kimi doğruyu savunup 99 köyden kovuluyor, kimi ne konuştuğunu bile bilmeden atıp tutuyor. 
Hizmet için geldim diyorsun, hizmet boynumun borcu diyorsun, yol yapıyorsun duymadığın laf kalmıyor. Yüzüne alkış tutanlar gölgelerde fısıltılara boğuluyor. 
Yolda bir vatandaş kurallara uymuyor, kaza yapıyor, suçlu sensin. Yolu neden eğri yaptın ki?
 Hızlı gidiyor bi başka vatandaş, radarla hız kontrolüne takılıyor. Görevli memur ceza yazıyor, suçlu sensin. O yolda hızlı gidemeyecekseler neden yaptın o yolu? 
Aşırı hız yapan vatandaşlardan korkan ve çekinen yol güzergahı çevresinde yaşayan vatandaşlar toplanıyor ve seni protesto ediyor, suçlu yine sensin çünkü direksiyon başındaki, başkasının canını düşünmeyen acizlerin de beynini kontrol etmen lazım. Aman ha! Sakın bu yolu neden yaptık ki deme. Yapmasan da suçlusun Alanya trafiğine devlet hastanesi kavşağına çözüm bulunsun diye dökülür bu defa da vatandaş sokağa. 
Yani ne yaparsan yap suçlusun. 
Henüz düzenlemesi bitmemiş bir yolda hız yapan zihniyete karşı önlem almak için emniyet görev başına geçiyor ve hemen dedikodu kazanlarında kaynatılmaya başlanıyor malzeme olarak. İlk kazandan çıkan cümle "Eee adamlar yol yaptı, parasını nereden çıkaracaklar? Bir haftada 14 bin TL ceza kesmişler." 
İkinci kazan, "Yolu yaptılar, kontrol yok. Hız yüzünden üç beş kişi ölecek de illaki öyle anlayacaklar." 
Üçüncü kazan, " Üst geçit yapılacakmış. İlçe Başkanı Toklu yapılacak demiş. Tabi yapacaksın ben mi yapçam. "
Başka bir kazan, " Hız yapamayacaksak, neden çevreyolu yaptınız arkadaş?" cümlesi ile kaynıyor. 
Kısacası insanlara oturdukları yerden ahkam kesmek kolay geliyor.  Kimse kendini sorgulamıyor. Kimse bu hata benim hatam demiyor. Hergün işten eve, evden işe giderken benim de kullandığım yolda, sayısız kez kontrol noktasından geçmiş ve evrak sorgusu da uygulanmış birisi olarak şahsıma ait hiç cezai işlem gerektiren bir durum yada kaza gibi kötü bir olay olmadı. Kurallar çiğnenmek içindir diyen gereksizlere karşı ben trafik kurallarına uyumanın, herkesin kendinden önce çevresinde ki diğer yaşayan tüm canlılara karşı borcu olduğunu düşünmekteyim. 
Konu sadece yol değil. Biz egolarımız ve çıkar güdülerimiz ile öyle noktalara geldik ki, yapılan her ne olursa olsun, sorgusuz sualsiz kötülüyoruz. Küçücük hanelerimiz de, kendi ev halkımızı idare edemezken, devlet yöneten insanları yargılıyoruz. Devletin başında olan insanların hata mı, doğrumu yaptığını elbette takip edecek ve hata varsa karşısında durmayı bileceğiz. Ancak biz bu durumu öyle abartıyoruz ki, devlet bize verilse iki günde cennet yapacak kadar akıllıyız. 
Tıpkı topa vurmayı bile bilmeyen, hayatında hiç futbolla televizyon ekranından başka yerde ilişkilenmemiş insanların, futboldan hayatını kazanan ve işinde başarılı futbolculara ekran önünden atıp tutması gibi bu iş. 
Çıkta şu penaltıyı sen kullan desen, topa yeni bir icatmış gibi bakıp kalacak oysa.
 Aynı tipler siyasete gelince de en çok araştıran, okuyan, anlamaya çalışan siyasetçileri gölgede bırakıyorlar yaptıkları yorumlarla. 
Oysa siyasetin anlamını sorsan S'sini zor  ifade eder, belki edemez bile. 
Kısaca bu guruba biz ne yaparsak yapalım, devlet ne kadar çalışırsa çalışsın yaranamaz. Bizim zihniyet olarak eksik arama politikasından oluruna bakma ve üzerine düşeni yapma kısmına geçmemiz gerekiyor artık. 
Birilerinin çalışıp ileri götürmek için kürek çektiği bu tekneyi, birileri kuyruğuna taş bağlayarak yavaşlatmaya çalışıyor ve yine birileri buna alet oluyor. 
Dünya mükemmel değil, Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Mevlüt Çavuşoğlu, Mustafa Toklu, Yılmaz İçmen, siz, ben kimse hiç kimse mükemmel değildir. Mükemmel olmak mümkün değildir, zira mükemmeliyet göreceli bir kavramdır. Bu insanların yapmaya çalıştığı tek şey doğru hizmet. Ve tabiri caiz ise, bi nalına bi mıhına vuranlar kendi içlerinde kaynamaya devam etsinler. Kıvırmak da bir sanattır diyorum ve hepsini saygı ile selamlıyorum.


 

YORUM EKLE
YORUMLAR
ramazan bayram
ramazan bayram - 12 ay Önce

kedimize öz eleştiri yapmalıyız çalışanlardan Allah razı olsun lakin budar ismi yazmışken sona yeni vatanseverleride ekleyiver teşekürler

banner517

banner516

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479