Ürdün seyahati ve ölü deniz

Deniz seviyesinden tam 422 metre aşağıda bulunan kocaman bir göl aslında Ölü Deniz. Bu isimle anılmasının sebebi içinde yüzde 30 oranında tuz barındırması.

Bu yoğun mineral oranından dolayı, sedef hastalığı dahil birçok cilt rahatsızlığına iyi geliyor, Ölü denizin tuzlu suyu, tuzu ve çamuru...

Hz.Lut’a atıfla, Lut Gölü olarak da biliniyor. Kur’an’da, bu bölgede gelişen olaylara değinilmiş fakat ismi net olarak söylenmemiş. Lut gölünün, dinler tarihinde ve Kitâb-ı Mukaddes’te de, önemli bir yeri bulunuyor. Ayrıca Hazreti İsa'nın vaftiz edildiğine inanılan Ürdün nehri de ‘Ölü Denize’ akıyor.

İşledikleri büyük günahlar sonucu altüst edilen ‘Sodom ve Gomore’ şehirlerinin bu gölün altında gömülü olduğu düşünülüyor.

***

Bu doğa harikası yere gitmek için sabah erkenden hazırlanıyoruz.

Ev sahibimiz, bizi otelimizden alıyor ve şehir ağır ağır geride kalmaya başlıyor.

Ölü denize doğru ilerlerken, battı çıktılardan geçtikçe sanki Ankara’da olduğum hissi yeniden içimde beliriyor…

Ürdün aslında gözlerinizle gördüklerinizden çok “hisleriniz” sayesinde anlayabileceğiniz bir ülke…

Daha önce birçok yer, gezmiş, görmüş olmama rağmen, gözlerimle gördüklerimden çok, içimde hissettiklerim ağır basıyor. Sözcüklere kelimelere dökemediğim farklı ve büyülü bir hava var bu coğrafyada…

***

Yolda, Ürdün ve Amman hakkında sohbet ediyoruz.

Bir önceki yazıda belirttiğim gibi Ürdün’de eğitim seviyesi gerçekten yüksek. Özellikle “yazılım” konusunda. Amman’da çok büyük bir teknoloji merkezi var. Bu merkez kentin ortasında büyükçe bir tepenin tamamını kaplıyor.

Ürdün akıllı tarım teknolojileri sayesinde organik tarım dahil olmak üzere körfez ülkelerinin sebze ve meyve ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılıyor. Hatta Avrupa’ya ihracat bile yapıyorlar.

Bu arada, Ürdün Riyali’nin ABD dolarından daha yüksek bir değerde olduğunu söylemek lazım, 1 Ürdün Riyali ortalama 1.4 ABD doları değerinde.

***

Ölü denize doğru, deniz seviyesinin altına uzunca bir yokuştan aşağı doğru ilerliyoruz. Kulaklarımızda oluşan basıncı gidermek için tıpkı uçaklarda olduğu gibi, burnumu tıkayıp, nefes vermeye çalışarak, basıncı dengeliyorum. Denize seviyesinin bu kadar altına inmek ilginç bir deneyim.

Kentin dışına doğru uzaklaştıkça, dağların yamaçlarında ya da yer yer karşımıza çıkan düzlüklerde inşa edilmiş çiftlik evleri dikkatimi çekiyor.

Amman’da kent dışında bu şekilde ev sahibi olan birçok insan olduğunu öğreniyorum. Fırsat olduğunda dinlenmek ve şehir hayatından uzaklaşmak için tercih edilen bir yaşam çiftlik hayatı...

***

Nihayet ölü deniz görünmeye başlıyor. Göl ve etrafı, yaşamak için çok uygun olmadığı için, pek yerleşim yok.

Ölü deniz çevresinde, Hilton, Kempinski, Crown Plaza, Holiday In, Movenpick, gibi büyük zincir oteller dışında, epeyce kalacak yer var.

Tuz gölüne girmek için Crown Plaza’nın kıyısına iniyoruz.

Nihayet Ölü Deniz’deyiz.

Suyun hissiyatı değişik, yoğunluğundan dolayı sanki zeytinyağı ile kaplanmışım hissi var, fakat cildime yapışmadığı için daha da garip hissediyorum.

Suya batmak imkânsız. Su bir ağaç parçasıymışsınız gibi sizi havada tutuyor. Vücudu komple saran rahat bir koltukta oturuyormuş hissi var.

Suyun gözlerinize kaçmamasını sıkı sıkıya tembih ediyorlar fakat ben bu şifalı suya komple batmak istediğim için, zorla da olsa suyun içine batıyorum, sonrasında bir damla su gözüme kaçıyor.

Müthiş bir yanma, sonrasında gözlerimi açmak, en az iki dakika boyunca imkânsız hale geliyor. Tamamen ıslandıktan sonra, kıyıya geliyoruz.

Ölü Deniz’in çamuruna komple bulanıyorum. Bu çamur, kozmetik endüstrisinde de kullanılan özel bir çamur.

Sonrasında kıyıya bir tabureye oturuyorum.

Güneş ağır ağır üstümdeki çamuru sertleştirip, bir kabuk gibi vücudumu sarmasını sağlıyor…

Tamamen kuruduktan sonra yeniden suya giriyorum. Kabuk kıvamındaki çamur ince bir toza dönüşüp suyun dibine doğru çöküyor.

Hemen ardından çamurla gerçekleşen bu olayı, bir de tuzla yapıyorum, cildi bu tuzla ovmak gerçekten çok iyi geliyor.

Sonra güneşte yeniden kuruyup, tekrar suya girip yıkanıyorum.

Müthiş bir ferahlama hissi içimi sarıyor.

Sanki, bugüne kadar içimde biriken her ne varsa, bütün ağırlığı orada bırakmışım gibi tamamen arınıyor ve hafifliyorum…

***

Öğleden sonra olmuş bile. Yavaştan Amman’a doğru yola koyulmanın zamanı geliyor.

Dağların, vadilerin arasından kıvrılarak devam eden yollardan, Amman’a geri dönüyoruz. Güzel bir yemek, ardından dinlenmeye geçiyorum.

Gelecekte bir gün yolum yeniden buraya düşerse eğer, kesinlikle daha uzun kalmam gerektiğini artık biliyorum.


***

Ürdün seyahatimde gördüklerim, düşündüklerim ve hissettiklerim özetle bu şekilde.

Günün birinde eğer yeniden gidersem, Petra tapınağını, Nebo dağını görmeyi çok isterim.

Ve şüphesiz ki, Ürdün çöllerinde, yıldızlarla kaplı bir gecede, karanlık olup da gökyüzünde bütün yıldızlar belirdiğinde, orda olmayı…

Kim bilir, belki de yıldızlı gece bana bir sırrını aşikâr eder…

***

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasin Kınay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Mehmet Şahin'i Alanya Belediye Başkanı Adayı olarak görmek ister misiniz?